Elbetteki şimdi diyorsunuz ki bu yazıda ne bulacağım. Ben burada KOCAMAN bir soru işareti buldum, siz ne kadarını bulacaksınız; o da sizin cevap hakkınız. Lakin öncelikle kendinize soru sormalı (bunu her zaman sormalı ve de insan her zaman düşünmeli) ve ardından yantmalısınız: Ben kimim? Neredeyim? Bulunduğunuz yerde (hak ettiğiniz yerde misiniz?, nerede olmalıydınız ki?) ne yapıyorum? Hayata hedef koydum mu? Bu ülke için ne (canımı, sevgimi, sevdiklerimi, kuru emeğinizden-emegimizden, ömrünüzden vb. bahsetmiyorum) verdiniz? Olması gereken neydi? Ben, ben olarak kendime yetebildim mi? Doğa için (yaşam koşullarınızı -en basitinden oksijeninizi- bir komşunuzu, en değer vermeniz gereken kendinizi) mücadele ettiniz mi? Gelecek için en az bir imza atabildim mi? Mutlu muyum ? Değilsiniz, neden mutlu olduğunuzu düşündünüz mü? Mutlu olanlardan farkınız nedir? Içinizdeki huzursuzluk size ne anlatıyor, onu dinlediniz, kulak verdiniz mi ?
Yukarıdaki sorulara cevap verecek kadar kendinizi hazır hissediyor musunuz ? Ben çoğu zaman eksiklerimin "dünyevi" oluşumlardan dolayı olduğunu, adeta dünyaya tapmak gibi eğilimlerde (az olsada) olumsuz sonuçlarla karşılaşıyorum.
İnsanlar, ulaşabilecekleri noktaları doğru seçmeli ve ona göre adım atmalılar. Hayallerinizi bir kenara koymanız gerektiğini söylemiyorum elbette. Mücadele etme, merak güdüsü, düşünme eğili içerisinde olmamız gerektiğini; öğrenme, eğitilme, eğitim düzeyini (okul eğitiminden ziyade kişisel eğitimden bahsediyorum) olduğunun dışında veyahutta yetinemediğiniz yerde değiştirme yardım alarak yola devam etmeniz gerekiyor.
Sadece bunlarla sınırlı değildir, insanın varoluşu. Din, dil, hayata bakış şekliniz-tavrınız-bakış odağınız ile de devam eder. - ilerleyen sayfalarda bundan daha çok şey konusacağız-
Nerelerde yanlış