...
Ne çok insan var. Her çeşit, her ırktan insan. Ne yaparlar, nereye giderler? Sonuçta hepsinin ortak bir yanları var; hepsi de sevmenin ne olduğunu biliyor, aşkın ne olduğunu da. Bilmezler mi, çaresizlik, kanadı kırıklık nedir, yüreğe düşen köz nedir, hüzün nedir? Evet, insan olan bilir bunları. İnsan, duygu ustası... Aynı şekilde nefes alır, aynı havayı solar. O vakit herkes aynılaşır. Peki neden bu insanı insandan uzaklaştıran ayrılıklar, bütün bu sınırlar?
Ona göre sorun siyasi çelişkilerden değil, iki tarafın da kendilerine benzemeyen insanları yok etme tutkusundan kaynaklanıyordu. Onlar birbirlerini anlıyorlardı. Aynı şiddet dilini konuşmaya alışkındılar.
Bölünmüş bir dünyada, sağduyulu kalmaya çalışan ve herhangi bir takıma girmeyen adama duyulan kuşku, sonunda o insanın çarmıha gerilmesiyle sonuçlanıyordu.
Sözün burasında cebinden bir gazete çıkarıp göstermişti Bülent. Stockholm'de Adillere yakın bir grubun ayda bir yayımladığı Türkçe gazetede Bülent'ten "hain” olarak söz ediliyor, Bülent, "halkın mücadelesini satan çıkarcı” olarak nitelendirilijordu. Oysa kendisi hiçbir zaman bu kavramlar çer-