BİR KARELİK İTİBAR ARAYIŞI
Bir ünlüyle ya da bir gruba mensup popüler kişilerle aynı fotoğraf karesinde görünmek için can atmak, insanın kendi hakikatini unutmasının en ince ama en çarpıcı tezahürlerinden biridir. Bir kareye sığma arzusu, çoğu zaman bir düşünceye sığamayan zihnin yerini alır. Makamların önünde, isimlerin yanında, güç sahiplerinin gölgesinde varlık aramak; Allah’ın insanı isim ve sıfatlarına ayna olsun diye yeryüzünde halife olarak yarattığını unutarak yaşamak ne büyük bir hezeyandır. Bugün bazı insanlar için bir fotoğraf karesi, bir hakikatten daha kıymetli hale gelmiştir. Kiminle yan yana göründüğü, ne düşündüğünden daha önemlidir. Dalkavukluk tam da burada başlar: bir fikre değil, bir isme yaslanma; bir hakikate değil, bir gölgeye tutunma hastalığı… Güç sahibinin yanında görünmek, onun etrafında dolaşmak, onun karesine girebilmek için verilen çaba, çoğu zaman insanın kendi değerini küçültmesidir. Çünkü görünmek için başkasının gölgesine giren, kendi ışığını söndürür. Oysa insanın değeri, bir fotoğrafın kenarında değil, hakikatin merkezinde durabilmesindedir. Baş eğmek, el etek öpmek, sırf görünmek için güçlülerin yanında yer kapmaya çalışmak; iradenin değil, zaafın görüntüsüdür. Şeyh Gâlib bu hakikati şöyle dile getirir: “Hayfdır şâh iken âlemde gedâ olmayasın Keder-âlûde-i ümmîd ü ricâ olmayasın Vâdî-i ye’se düşüp hîç ü hebâ olmayasın Yanılıp reh-rev-i sahrâyı belâ olmayasın Ademe muttasıl ol tâ ki cüdâ olmayasın Secdeler eyle ki merdûd-ı Hudâ olmayasın Hoşca bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen” Bu beyitler insana şunu hatırlatır: Sen aslında değersiz bir gölge değil, varlığın özüsün. Ama bu öz, başkalarının yanında fotoğraf karesine girmekle değil, kendi hakikatine yönelmekle ortaya çıkar. İnsan sultan iken dilenci olmayı
D1 Hareket, motivasyon, ödül D2 Psikoz, motor kontrol, prolaktin baskılanması D3 Duygu durum, bağımlılık D4 Dikkat, davranış D5 Öğrenme, hafıza Reseptör Temel görev 5-HT1A Anksiyete azaltma, antidepresan etki 5-HT1B/1D Migren damar kontrolü 5-HT2A Algı, halüsinasyon, antipsikotik hedef 5-HT2C İştah kontrolü 5-HT3 Bulantı-kusma 5-HT4 Bağırsak hareketi 5-HT7 Uyku ve sirkadiyen ritim Adrenergic receptor Reseptör Görev α1 Damar daralması, tansiyon artışı α2 Noradrenalin salınımını azaltır β1 Kalp hızını artırır β2 Bronş genişletir β3 Yağ yakımı, mesane gevşemesi Asetilkolin reseptörleri Acetylcholine receptor Nikotinik Reseptör Görev Nm Kas kasılması Nn Otonom ganglion iletimi Muskarinik
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bazı çocukların yaşı küçüktür ama kalbi dünyalara sığma... 🍊”
Heyyy öncelikle merhaba; "tuhaf" dediğin o şeyler var ya... Bizim için onlar, bu berbat dünyadan kaçış biletleri belkide. Eğer bir kitapçının kapısından girdiğinde zaman algın bükülüyorsa, ve eğer o 800 sayfalık ciltli tuğla çantanı yırtsa da sana tüy gibi hafif geliyorsa, geçmiş olsun. Sen de bu gizli, tozlu tarikatın bir üyesisin. Kadın okurlar ve o efsanevi, dibi görünmeyen büyük çantalar... Bunun en somut kanıtıdır. Ve o 800 sayfalık kitabı çantaya sığdırmak, neredeyse bir yeraltı mühendisliği harikasıdır. "Ya bir yerde okuma fırsatı çıkarsa?" ihtimali, bir hazırlıktan öte bir yaşam felsefesi, bir savunma mekanizmasıdır. Hadi gel, çoğumuzun içindeki o doymak bilmez ve iflah olmaz kitap kurduna, o karanlık odaya bir ayna tutalım. Sıradan ölümlüler için kitap almak ile okumak aynı şeydir. Ne kadar saf bir düşünce... Bizim için bunlar iki ayrı, ölümcül hobi. Japonların Tsundoku dediği o "okumadan biriktirme" hastalığı, aslında bir umut tüccarlığıdır. Raflarda "bir gün mutlaka" diye bekleyen her kitap, gelecekteki daha zeki, daha havalı, daha "okumuş" kendimize verdiğimiz masum ama tutulmayan bir sözdür. Umberto Eco ise şöyle diyor; "Okunmamış kitaplar, okunmuş olanlardan çok daha değerlidir." Onlar senin "bilmediklerini" hatırlatan birer tevazu anıtıdır. O yüzden yeni kitap alırken suçluluk duyma, sadece rafında onlara yer aç. Sevgili okur. Sayfaların arasındaki o lignin maddesinin zamanla çürümesiyle ortaya çıkan o hafif vanilyamsı, tozlu kokuyu mutlaka bilirsin ya da bilir misin???... Doğanın bize sunduğu en sessiz, en yasal uyuşturucu budur. Eski bir kitabı burnuna dayayıp derin bir nefes çekmek, dünyevi tüm dertleri bir saniyeliğine tozlu rafların arkasına süpüren en hızlı "trip" seansıdır. İnsanlık tarihinin en masum görünen
Ne garip değil mi, koca bir ömrün saniyelere sığma telaşesi..
Alıntı
Bir İnsanın Sabrı Ancak Bu Kadar mı Sınanır?
Kadına şiddetin son bulması için "Tacizciye tecavüzcüye teröriste idam!" derim tatlısu hümanistleri internette beni linç eder, efendi erdemli entelektüel adamların kekoperest bazı hanımların pohpohladığı kabadayılarca darp edilmesini önlemek için "Sigma erkeklerin toplumsal görünürlüğünün arttırılmasını" öneririm, bunun kadınlarla ne alakası varsa "Kadın düşmanı" ilan edilirim, ideolojilerin fenomenolojik sentezini savunurum partizan barzolarca tuhaf ithamlara tabi tutulurum tamam pes ettim: "HEPİNİZ HER KONUDA HAKLISINIZ, BEN HEP HAKSIZIM, YETER ULAN YETER!"
Doktor MBC soruyor