8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 03:37
Bugün sizlere @seydabozkurtofficial kaleminden #külce adında güzel bir şiir kitabıyla geldim yazardan okuduğum üçüncü kitap diyerek havamı atıyorum ve kitabımızı tanıtmaya geçiyorum . Şiirlerinde aşk, ayrılık, terk edilme, yalnızlık ve kadın temalarını işleyen yazarımız bir yandan şiirleriyle bizleri buluştururken aynı zamanda anlamlı ve güzel sözlerle bizleri dinlendiriyor. . Tek solukta biten abartısız , sade ama bir o kadar özenli mısralar. . Kısa sürede biten ancak uzunca düşündürecek bazı mısralar. . Ben kahvemi yudumlarken okudum, sizler okudunuz mu? Okuduysanız sevdiniz mi? . Şeyda hanımcım kaleminize sağlık, nice güzel kitaplarınızda görüşmek dileğiyle. Okuyucunuz bol olsun ️ . . . #heryazardanbitutam @seydabozkurtofficial #paranayayınları @paranayayinlari
KülceŞeyda Bozkurt · Parana Yayınları · 202616 okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2026 25. kitabı
"Ben hiç mutlu oldum mu?” Sanırım kitabın kapağını kapattığımda ve sonrasında uzun süre boyunca zihnimde en çok yankılanan cümle bu oldu. Kısa bir hikâye olmasına rağmen oldukça yoğun, hatta yer yer zorlayıcı; buna rağmen edebî değeri son derece yüksek. Bir çırpıda okunacak değil aksine sindire sindire okunacak bir kitap. Tip Marugg, varoluşsal sancıları ve yalnızlığı ajitasyona kaçmadan, şiirsel ve vurucu bir dille okuyucuya sunuyor. Karakterin zihninden dökülen her cümle, derin felsefi sorgulamalar barındırıyor. Kitap, bir adada, gece vakti verandasında viskisini yudumlayarak sabahın gelişini bekleyen yaşlı bir adamın içsel monologları ve anıları üzerine kurulu. Melankolik ve ağır bir atmosfere sahip olduğu için herkese rahatlıkla önerebileceğim bir kitap değil; çünkü ben de okurken zaman zaman oldukça zorlandım. Ancak kitabın kapağını kapattığımda zihnimde bıraktığı sorgulamalar ve hissettirdikleri benim için çok değerliydi. Yazarın karaktere bir isim vermemiş olması ise bana, okuyucuyu karakterin bizzat kendisi yaparak hikâyeye davet ettiği hissini verdi. Zaten güçlü betimlemeleri sayesinde zihninizde canlanan dünyaya kolaylıkla dahil oluyor, kendinizi hikâyenin içinde buluyorsunuz. Karayip edebiyatından ilk okumam olan Sabahın Kükreyişi, ilerleyen zamanlarda kesinlikle tekrar okumak istediğim eserlerden biri. Tıpkı Küçük Prens gibi, her okunuşta zihnimde farklı kapılar aralayacağını ve bana yeni bakış açıları kazandıracağını düşünüyorum. İkinci kez okuduğumdaysa bende nasıl izler bırakacağınıysa şimdiden merak ediyorum.
1000Kitap
Sabahın KükreyişiTip Marugg · İdeal Kültür Yayıncılık · 202529 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 00:00
Bu Beden Benim Evim, Rupi Kaur’un her yıl Şubat ayında yeniden okuduğum üç kitabından üçüncüsü. Süt ve Bal bende yaranın adını koyan, Güneş ve Onun Çiçekleri yeniden büyümeyi hatırlatan bir yerde duruyorsa; Bu Beden Benim Evim daha çok insanın kendi içine dönmesi, kendi bedeniyle, zihniyle ve geçmişiyle aynı evde yaşamayı öğrenmesi gibi geliyor bana. Bu kitabı okurken en çok şunu hissediyorum: İnsan bazen kendine bile yabancılaşabiliyor. Kendi bedeninden, kendi düşüncelerinden, kendi sesinden uzaklaşabiliyor. Rupi Kaur bu kitapta bana tam olarak bunu düşündürüyor. Kendine dönmek, kendini yeniden duymak ve içinde yaşadığın bedeni sadece taşıdığın bir şey gibi değil, gerçekten ait olduğun bir yer gibi görmek… Bu yüzden Bu Beden Benim Evim’in bendeki yeri farklı. Diğer iki kitap kadar kırılma ve yeniden çiçeklenme hissi var ama burada daha içe dönük, daha sessiz, daha kendinle baş başa kalan bir taraf var. Bazı sayfalar sanki insanın kendi kendine söylemesi gereken ama bir türlü söyleyemediği cümleler gibi. Her yıl bu kitabı yeniden okuduğumda sayfalarına farklı notlar almam da bundan. Çünkü bedenimle, kendimle, geçmişimle ve içimde taşıdıklarımla kurduğum ilişki her yıl değişiyor. Daha önce altını çizdiğim bir satır bu sene bana uzak gelebiliyor; geçen yıl geçip gittiğim bir sayfa ise bu kez uzun süre aklımda kalabiliyor. Kitap aynı kalıyor ama ben değişiyorum. Bu yüzden bu üç kitabı her Şubat yeniden okumak bana kendimi yoklamak gibi geliyor. Rupi Kaur’un dili yine çok sade. Belki de bazı okurlar için fazla sade. Ama benim için bu sadelik, özellikle bu kitapta çok yerinde. Çünkü insanın kendine dönmesi bazen büyük cümlelerle olmuyor. Bazen sadece küçük, net, içten bir satır yetiyor. Bir cümle geliyor ve insanın içinde uzun zamandır dağınık duran bir şeyi yerine
Bu Beden Benim EvimRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20221,487 okunma
10/10
·256 syf.··
2026 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 00:00
Güneş ve Onun Çiçekleri, Rupi Kaur’un her yıl Şubat ayında yeniden okuduğum üç kitabından biri. Süt ve Bal benim için daha çok yara, kırılma ve iyileşmenin ilk sesi gibiyse; Güneş ve Onun Çiçekleri biraz daha büyüme, kendine dönme, kök salma ve yeniden açma hali gibi geliyor bana. Bu yüzden bu kitabı her okuyuşumda başka bir yerinden yakalanıyorum. Rupi Kaur’un şiirlerinde sevdiğim şey, duyguyu uzatmadan söyleyebilmesi. Bazen sadece birkaç satır okuyorsunuz ama o birkaç satır, insanın içinde uzun zamandır sessiz duran bir yere dokunuyor. Güneş ve Onun Çiçekleri’nde de bunu çok hissettim. Aşk, kayıp, göç, aile, kadın olmak, beden, aidiyet, iyileşme ve insanın kendini yeniden kurma hali kitabın içinde çok sade ama güçlü bir şekilde yer alıyor. Bu kitabı benim için özel yapan şeylerden biri de her yıl aynı sayfalara farklı notlar almam. Daha önce altını çizdiğim bir satır bu sene bana eskisi kadar dokunmayabiliyor; hiç fark etmeden geçtiğim bir sayfa ise bu kez beni uzun uzun düşündürebiliyor. Kitap aynı kitap ama ben her yıl başka bir yerden okuyorum. Sanırım Rupi Kaur’un kitaplarına dönmeyi sevmemin sebebi biraz da bu. Güneş ve Onun Çiçekleri bana en çok insanın sadece kırılmadığını, aynı zamanda yeniden büyüyebildiğini hatırlatıyor. Bazı şiirler çok kısa ama insanın içinde uzun bir yol açıyor. Özellikle kendine değer verme, geçmişten kopabilme, ait olduğu yeri arama ve kendi sesini yeniden bulma tarafı bende güçlü bir etki bırakıyor. Rupi Kaur’un dili herkes için aynı etkiyi yaratmayabilir. Bazı okurlara fazla sade gelebilir, bunu anlayabiliyorum. Ama benim için bu sadelik kitabın en güçlü tarafı. Çünkü bazen karmaşık cümlelere değil, doğrudan içinden geçen şeyi söyleyen birkaç satıra ihtiyaç duyuyorsun. Bu kitap da bana bunu veriyor. Güneş ve Onun Çiçekleri
Güneş ve Onun ÇiçekleriRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20184,008 okunma
10/10
·208 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 00:00
Süt ve Bal benim için sadece bir şiir kitabı değil, başucu kitabım diyebileceğim kitaplardan biri. Rupi Kaur’un Süt ve Bal, Güneş ve Onun Çiçekleri ve Bu Beden Benim Evim kitaplarını her yıl sabit olarak Şubat ayında okurum. Bu artık benim için klasik bir okuma düzeninden çok, kendime dönme ritüeli gibi oldu. Aynı kitaplara her yıl yeniden dönüyorum ama hiçbir yıl aynı insan olarak dönmüyorum. Belki de bu yüzden sayfalarına her sene farklı notlar alıyorum. Süt ve Bal’ın bendeki yeri ayrı. Çünkü bazı kitaplar vardır, size uzun uzun bir şey anlatmaz ama tam sustuğunuz yerden konuşur. Rupi Kaur’un şiirlerinde de bunu hissediyorum. Çok kısa, çok sade görünen birkaç satır bazen insanın içinde adını koyamadığı bir yere denk geliyor. Acı, sevgi, kırılma, kadın olmak, bedenle barışmak, iyileşmek, yeniden ayağa kalkmak… Hepsi fazla süslenmeden, doğrudan ve içten bir yerden anlatılıyor. Bu kitabı ilk okuduğum zamanki notlarımla sonraki yıllarda aldığım notlar arasında bile fark var. Daha önce altını çizdiğim bir satır bu yıl bana aynı şekilde dokunmayabiliyor. Tam tersine, önceden geçtiğim bir sayfa bu kez beni olduğum yere çivileyebiliyor. Bence bu kitabı benim için özel yapan şey de bu. Kitap aynı kalıyor ama ben değişiyorum. O yüzden Süt ve Bal benim gözümde sadece okunmuş bir kitap değil; yıllar içinde kendi değişimimi de gördüğüm bir defter gibi. Rupi Kaur’un dilini herkes sevmeyebilir. Bazılarına fazla sade, fazla kısa ya da fazla direkt gelebilir. Ama ben tam da bu yalınlığı seviyorum. Çünkü bazen insanın karmaşık cümlelere değil, içinden geçen şeyi dosdoğru söyleyen birkaç satıra ihtiyacı oluyor. Süt ve Bal bunu yapıyor. İnsanı uzun uzun ikna etmeye çalışmıyor; sadece bir cümleyle gelip kalbinizin kapısına oturuyor. Kitabın özellikle iyileşme tarafı benim için çok
Süt ve BalRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20179,7bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 10. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:22
Ahmet Şerif İzgören, samimiyetine ve anlatım diline her zaman çok saygı duyduğum, Türkiye'de kişisel gelişim ve yönetim süreçlerini yerelleştirerek en iyi aktaran yazarların başında geliyor. Onun o kendine has, anekdotlarla süslü ve bizden olan tarzını okumayı her zaman seviyorum. ​Kapakta da altı çizilen emek, bilgi, iş kalitesi, girişimcilik, planlama, ekip, etik, eylem ve tutku gibi 9 temel kavram üzerinden şekillenen "At Şu Adımı" da aslında kendi kulvarında oldukça başarılı, içi dolu ve özellikle iş hayatının başında olanlar ya da bir şeyleri harekete geçirmek isteyenler için kılavuz niteliğinde iyi bir kitap. ​Ancak dürüst olmak gerekirse, bu kitap kişisel olarak benim beklentimi tam anlamıyla karşılamadı ve çok fazla içine çekemedi. Belki de yazarın diğer işlerini veya benzer konuları daha önce çok fazla tükettiğimden, bendeki etkisi biraz "bilinen doğruların tekrarı" hissi yarattı. Kötü mü? Kesinlikle hayır. Sadece benim okuma yolculuğumda o aradığım vurucu, farklı kıvılcımı bu kez yakalayamadım.
At Şu AdımıAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 20241,731 okunma