Harika kitaptı..
Kimi kitaplar vardır, anlatmak istediği o olayın insandaki devinimini bir filozoftan kat be kat iyi anlatır. 1984, Dava,Hayvan Çiftliği, Moby Dick bu tarz kitaplardır. Bu da onlardan biri. Okuyanlar bilir, Moby Dick sade bir kaptanın balinayı yakalaması değildir, bunun çok daha ötesinde bir psikolojik travma ve savaştır. Sineklerin Tanrısı da bir Mercan adası kitabı değildir. İngiliz çocuklar savaş esnasında uçaktadırlar. Uçak düşürülür ve çocuklar adaya düşerler. İlk başlarda bu eğlenceli gelmişse de, esasen bir uygarlık meselesine dönüşür olanlar.
Ana karakterlerden bahsedeyim. Ralph, iyi yürekli bir demokratın temsilcisidir. Oybirliği ile seçilmiştir. Jack, faşist bir zorbanın temsilcisidir. İçindeki kötülük, daha ava çıkma isteğinde kendisini gösterir, bir kana susamışlık vardır içinde. Dişi domuzu avlarken esasen bize veganlıkla feminizm arasındaki ilişkinin anti örneğine dair çok net bir örnek sunar. Jack ve kitabın tamamen kötücülü olan Roger arasındaki misalde oldukça nettir : Jack,dişi domuzu vahşice öldürüp bundan sadistçe bir haz duyarken, Roger ise dişinin makatına mızrağını saplar ve bu diğer Avcı çocukları da güldürür. Militarizasyonun harikalığı (!) değil mi?
Kitabın başından beri kahramanı olan Domuzcuk (gerçek ismini bilmiyoruz) entellektüel kişiliğin temsilidir. Duygusal ve onurludur, akılcı ve sağduyuludur. Kendisine Domuzcuk dendiği için kırgındır ama akılcılığı elden bırakmaz. Ralph önceleri onu dikkate almazsa da, sonradan önemini kavrar, onun dediklerini dinler. Domuzcuk oldukça zekidir, kilosu ve astımı sebebiyle onlarla beraber hareket edemez ama zekası vardır. Bu aydınlanmış kişinin zekası Jack'i öfkelendirmektedir. Tipik, faşistlerin aydın kişilere duyduğu örneğidir. Öyle ki, bu önce zavallı çocuğu kör etmeye,sonra