Selamünaleyküm
Bu kitabı sevdim mi sevmedim mi karar veremedim açıkçası . Ama sonu baya etkileyiciydi . Ahmet Ümitle tanışma kitabım oldu kendisi bayadır merak ediyordum . Kitap biraz fazla uzatılmıştı bence. polisiye türünde olmasına rağmen sonu hariç o heyacanı gerilimi hissedemedim . Okurken sıkıldım biraz belki biraz daha zamana yayarak okumam gerekirdi yani durum benden de kaynaklanıyor olabilir .Ama yine de Ahmet Ümit in diğer kitaplarında merak ediyorum . Ve kitapta Ali karakterinin bazı düşünceleri beni acayip sinir etti hâlâ böyle düşünenler varmı dedim .( Var malesef) Okuyunca okuyanlar anlayacaktır ne demek istediğimi .
Neyse yorumum bu kadar
Kitapla kalın (iyi kitaplarla )
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201943bin okunma
Öncelikle bu kitabı bitirebildiğim için kendimi tebrik ediyorum.
Kitabın adı çok ilgimi çektiği için okumaya başlamıştım. Kitap insan ilişkilerinin ne kadar kırılgan ve karmaşık olduğunu anlatıyor ama çok karışık geldi bana. Thomas ve Teresa kısımları haricinde çok sıkıldım Prag ve savaşlar beni çok çekmedi. Daha çok aşk ilişkileri kısımlarımla ilgilendim. Önerir miyim, önermem. Sadece sonunu merak ettim diye devam ettim ama sonu da çok saçma bitti.
Daha çok kahramanın duygu ve düşünceleri betimlenmiş kararsızlıkları ve kafa karışıklığı üzerinde durulmuş. Olay örgüsü pek heyecanlı gelmedi bana biraz sıkıldım okurken sonu da tekdüzeydi.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Öncelikle büyük beklentilerle başladığım bir kitap zaten olmasa da en azından kara mizah nezdinde bir şeyler okuyacağımı düşünmüştüm. Kitabın gidişatı konusunda o kadar güzel bir içerik çıkarılabilecekken yazarın da kararsız kaldığını görüyoruz. Her şey o kadar damdan tepeden ilerliyor ki, şimdi diyeceksiniz bu kitap zaten öyle bir amaçla yazılmamış. Ben de diyeceğim evet zaten sıkıntı bu, kitabın ilk başta içeriği sizi tamamen kara mizah öğeleriyle karşılasa da daha sonra karakterimizin/yazarımızın içinde olduğu durumda, geçmişten hikayeler paylaşmasıyla dramatize bir hal alıyor.
Lakin dramatize dediğime de bakmayın, yazardan çok yazarın üzdüğü kişilere üzülüyorsunuz. Sayfalar boyunca yazarın ya yaşlı olduğu için kandıramadığı genç/çocuk yaşta kızlara, hiçbir şekilde hak etmediği ve kendini terk etmesine sebep olduğu karısına, hiçbir başarısı dahi olmayan dönemlerde bile girdiği egoist tavırlara, ne kadar kaprisli olduğuna dair dramatik (!) anılar okuyoruz.
Ardından ölümün bile erkekleri durduramayacağını kanıtlar nitelikte, adam hala kendi "ölü" vücudunun üzerinde rezeksiyon pratiği yapan genç kızımıza dahi başka gözler ve yorumlamalarla bakıyor.
Böyle kitaplar için normalde inceleme yazma gereği duymam çünkü incelenecek pek bileşen sunmuyor ve sayfa sayısı da oldukça az.
Lakin yazma sebebim tamamen şundan kaynaklı; o kadar sıkıldım ki, böyle problematik kitapları okuyup "Yok ama burada bahsettiği modern insanın sorunları" "Hayır ama adam kara mizah yapıyor" "Birinin içsel bunalımlarını farklı bir bakış açısıyla yorumlayan özgün bir eser" gibi kulplarla normal gibi gösterme çabanızdan.
Evet; kitaplar bize başka dünyalar sunar, başka insan tiplerini görmemizi sağlar elbette ama artık her yazılana da "kitap" ya da "edebi bir eser" gözünde bakılmaması gerektiğini
OtopsimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20252,917 okunma
İşin Aslı – Judit ve Sonrası
(Spoiler içerir.)
Sándor Márai ve kitapları bana göre yüzleşme demek. Bunu okuyan her okuyucu, kitaplarında az çok hissedebilir. Daha önce Mumlar Sonuna Kadar Yanar kitabını okuduğumda, "Keşke diğer karakteri de dinleme fırsatı bulsaydım, acaba ona hak verir miydim?" diye düşünmüştüm. Bu kitapta ise üç karakteri de dinledim ve bunu çok sevdim.
Nasıl bir kitaptı?
Anlatımı ve dilinden bahsedecek olursam kesinlikle akıcı; okurken sizi yormayan, boğmayan bir kitap. Ancak üç ana karakteri de ayrı ayrı okuduğunuz için bazı karakterler sizi yorabiliyor. Beni yoran karakterler Judit ve Peter oldu.
Peter... Artık tamam, burjuva da burjuva! En çok bu kısımdan sıkıldım. Diğer karakterler kendilerini ve yaşadıklarını anlatırken Peter'ın burjuva sınıfını bu kadar uzun uzun anlatması bana biraz kendini beğenmişlik gibi geldi. Bu bölümler bende çok akmadı ama bunun da tamamen karakterle ilgili olduğunu düşünüyorum.
Judit ise okurken sıkılmaktan ziyade çok sevdiğim bir karakter olmadı. Bana göre içten pazarlıkçı bir kadın gibiydi. Doğduğu toplumu ve nereden geldiğini çok iyi bilen bir kadın. Peter ile evlendikten sonra da burjuva sınıfına tam olarak ait olmasa bile o sınıfa ayak uydurmasını çok iyi biliyor. Gözlem gücü gerçekten harika bir karakter.
Bana göre -ki bunu kendisi de sonradan söylüyor- Peter'ı hiç sevmedi. Sevdiğini düşündü, heves etti, evlendi ve hevesini aldı. Peter da aslında aynı şekilde sevmedi. Yaşadığı burjuva sınıfından ve ailesinden çok sıkılmıştı. Zira ilk eşi de onun gibi biriydi; çok benziyorlardı. Peter o çevreden tamamen kopmak istediği için Judit'i sevdiğini düşündü. Ona çekici gelen şey, Judit'in o toplumdan olmamasıydı. Fakat Judit zamanla Peter'ın eski toplumuna ayak uydurunca Peter buna şaşırdı. Hatta şaşırmaktan
Merhaba, kitabın içeriğinden bahsetmeyeceğim ama kitabı aldığımda “Vay be, kesin çok değişik ve güzel olacak” düşüncesi ile almıştım. Evet içerisinde yer yer çok güzel mesajlar içeren, bir şeyler adına düşündürüp mesajlar içeren bir kitap. Ama sonlarını neredeyse atlaya atlaya geçtim diyebilirim. Okuyamadım çoğu kısmını. Beğenmedim diyebilirim. Okurken çok sıkıldım.
Aşık DanteGiuseppe Conte · Kafka Kitap · 202157 okunma