Ah, o da görmüyor. Ateşte yok olarak parlak ve saydam bir ışık salmak yerine burkulan bir duman ve gittikçe kabaran bir is yayıyor. Saf aleve dönüşmüyor bir türlü. Kalın, kıvamlı bir kül bırakıyor geriye ve bu kızgın külde önce kendisi boğuluyor.
Sonunda Adem de Havva'sı gibi verdiği sözü unuttu.
Lakin oruçlu olduğunu unutup suya kanmak gibi değil, kanatları olmadığını unutup da kendini uçuruma bırakmak gibi bir unutmaktı bu.
Çiçekleri görmek için evinden çıkma.
Dostum, bu gezintiyi yapmak için zahmete girme.
Bedeninin içinde çiçekler var.
Bir çiçeğin binlerce yaprağı var.
Burası oturmak için yeterli olacaktır.
Orada otururken güzelliğin farkına varacaksın
Vücudun hem içinde hem dışında,
Bahçelerden önce ve bahçelerden sonra.
-Kabir