Aziz Nesin’in Zübüklüğün Sonu Yok adlı eseri, Türk toplumunun yozlaşmışlıklarını, iktidar hırsını ve çıkarcılığını eleştiren güçlü bir toplumsal hicivdir. 1983 yılında yayımlanan bu roman, Nesin’in en önemli eserlerinden biri olarak, kara mizahın ve sert eleştirilerin birleşiminden doğan bir başyapıt olarak öne çıkar.
Romanın başkarakteri Zübük, halkı kandırarak iktidarını pekiştiren, her türlü ahlaki değeri hiçe sayan ve sadece kendi çıkarlarını gözeten bir politikacı tipidir. Nesin, Zübük karakteri üzerinden, toplumun alt ve üst sınıflarındaki yozlaşmayı ve çıkarcılığı çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. Zübük’ün yükselme çabası, sadece bireysel hırsın bir sonucu değil, aynı zamanda Türk toplumunun genelinde görülen çürümüşlük ve adaletsizliğin bir yansımasıdır.
Aziz Nesin, eserinde mizahi bir dil kullanarak, Zübük’ün etrafındaki toplumun bu yozlaşmaya nasıl kolayca kapıldığını ve ahlaki değerlerin ne kadar hızla erozyona uğradığını gösterir. Toplumsal yapıyı sorgulayan ve politik güçleri eleştiren Nesin, romanında bireysel çıkarlar uğruna toplumun ne kadar derin bir çürümeye sürüklendiğini dramatik ve ironik bir şekilde anlatır.
Zübüklüğün Sonu Yok, yalnızca bir karakterin hikayesini anlatmaktan öte, dönemin toplumsal ve siyasi eleştirisinin bir aracı haline gelir. Aziz Nesin, bu eserle, bireylerin ve toplumların, güç ve çıkar uğruna ahlaki sınırları nasıl aştıklarını ve sonunda nasıl bir felakete sürüklendiklerini sorgular. Eser, hala günümüzde geçerliliğini koruyan bir toplumsal eleştiri olarak, okurlarına önemli dersler vermektedir.
O zamanlar hâlâ bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu olabilecegimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünyayı versem Tanrı’ya, damlasını vermez bana.
Natalie Purcell'in "Feminizm ve Pornografi" başlıklı araştırma yazısı, feminist teorinin pornografiyle olan ilişkisini derinlemesine inceleyen bir çalışmadır. Purcell, bu tartışmayı çeşitli feminist yaklaşımlar çerçevesinde ele alır: liberal feminizm, radikal feminizm ve cinsiyet-pozitif feminizm gibi akımların pornografiye yönelik tutumlarını değerlendirir. Liberal feministler, pornografinin bireysel özgürlük ve ifade özgürlüğü çerçevesinde ele alınması gerektiğini savunurken; radikal feministler, pornografinin kadınlara yönelik cinsel şiddet ve baskının bir aracı olduğunu iddia eder. Cinsiyet-pozitif feministler ise pornografinin kadınların cinselliğini keşfetme ve ifade etme aracı olabileceğini öne sürer.
Purcell, bu farklı perspektifler arasındaki çatışmaları ve benzerlikleri açığa çıkarırken, pornografinin modern toplumdaki yerine dair bir tartışma başlatır. Yazı, feminist teorinin pornografi hakkındaki karmaşık ve çok yönlü yaklaşımlarını anlamak isteyen okurlar için önemli bir kaynak niteliğindedir.