ait olduğum dünyanın zemininin ayaklarımın altından aniden çekildiği,bilinmezliğe yuvarlandığım,kendi içimdeki uçuruma düşerken hızın baş döndürücülüğünün yaşamın tümünün sarhoşluğuna karıştığı o gece hissetmiş olduğum o büyülü esrime,o uçurucu heyecan geçip gitti elbette.ama o zamandan beri kendi kanımın sıcaklığını her nefes alışımda hissediyorum ve yaşamdan aldığım hazzın her gün tazelendiğini duyuyorum. farklı hisseden,farklı hissiyâtlere sahip ve farkındalığı güçlenmiş başka bir insan haline geldiğimi biliyorum. daha iyi bir insan olduğum iddia edecek cesaretim yok elbette,ama daha mutlu bir insan olduğumu biliyorum. çünkü o buz gibi donuk hayatım için yeni bir anlam buldum,yaşamın kendisinden başka bir sözcükle açıklayamayacağım bir anlam. ait olduğum kesimin normlarını ve kalıplarını boş bulduğum için artık ne kendimden ne de başkalarından utanıyorum. onur,suç,günah gibi kavramlar bir anda soğuk,metalsi bir tını kazandı. o gece ilk kez öyle büyülenmişçesine hissettiğim o güçten beslenerek yaşıyorum. beni nereye sürüklediğini sorgulamıyorum:belki başkalarının günah diye adlandırdığı bir başka uçuruma,belki de yüceliklere sürükleyecek. bunu bilmiyorum,ama bilmek de istemiyorum. çünkü sadece kendi kaderini bir gizem olarak yaşayabilenlerin gerçek anlamda yaşadığına inanıyorum.