*Mücadele'nin ve umudun öyküsü*
~spoiler içere bilir~
Bir çok mahkumu bizle tanıştırıp onları betimlediği bu kitap bizi mahkumların gözünden bakmaya çağırıyor.
Dostoyevski'nin Sibirya sürgününde edindiği bilgilerle yazdığı bu eser bir çok insanı etkileyebilecek, hayatına yön vermeyi sağlayacak efsane bir eser.
Bu kitabın herhangi bir olay örgüsü olmadığından bazı okulara sıkıcı gelebilmekte.
Evet bu kitap banada biraz sıkıcı geldi ve ağır bir şekilde okudum lakin bu sıkıcı bulduğum kitabı okuduğum süre boyunca o kadar büyük bir saygı besledimkiii.
Gerçekten saygı duyulabilecek bir kitap. Hayata bakış açınızı genişletecek bir kitap.
Özellikle beni bazı bölümleri çok etkiledi ve ağlayacak duruma geldim.
Kitaptaki "akulkanin kocası" bölümü...
İnsanların insanlar yüzünden ne çok ızdırap çektiğini anlatan bir çok yapıt var ama bu yapıt insanların ızdırap çekmesine sebep olan insanları anlatıyor ve aslında onların özünde ızdırap çeken insanlar olduğunu betimliyor.
bitmesi için sabırsızlanıp bittiğindede üzüleceğiniz bu kitabı kesinlikle okumanızı isterim.
Öncelikle sürgün edilen mahkûm ordaki ilk deneyimlerini anlatıyor. Ayaklarına bağlanan zincirleri, yemekhanelerini, hamamlarını, hastanelerini, uyuma uyanma saatlerini, yaz ve kış mevsimlerini, kaçmaya çalışmalarını oradaki yasak olayları yani mahkûmların yaşam düzenini anlatıyor.
Bununla birlikte mahkûmların yaşam hikayelerinide okuduğumuz bu kitaptaki kişiler kadar hayvanlarında sürgündeki yaşam hikayeleri anlatılmaktadır.
Aslında bu kitap bize mahkûmların hayatını acımasızlığını ve masumiyetini anlatarak her insanın böyle olduğunu göstermektedir.
Kitaptan bir alıntı:
"Kendimi avutmak için: ' Işte her yerdeki gibi, burda da kötü insanların yanında iyileri de bulunuyor...' diye düşündüm, ' Kim bilir? belki