Bu ilahi gezgine dair tutkulu ifadelerime gülecek misin acaba? Onu görseydin gülmezdin. Kitaplarla, dünyadan uzak bir hayat içinde eğitildin: Dolayısıyla biraz zor beğenirsin. Fakat bu seni sadece bahsettiğim harika adamın sıradışı meziyetlerini takdir etmeye daha uygun kılar. Onu tanıdığım tüm insanların ölçülemez derecede üzerine çıkaran özelliğin ne olduğunu keşfetmeye çalıştığım zamanlar oldu. Bana kalırsa bu içten gelen bir sezgi, hızlı fakat asla yetersiz kalmayan bir muhakeme yeteneği, olup bitenlerin sebebinin nüfuz etmekte eşi görülmemiş bir netlik ve kesinlik. Buna bir de kendini kolayca ifade edişini ve sesini, ruhu zapt eden tonlamalarda kullanmasını eklemek lazım.
Bir dost bulmaya, bugüne dek payıma düşenlerden daha samimi bir zihinle yakın bir gönüldeşlik tesis etmeye duyduğum açlıktan bahsettim ve bu ihsana erişen kişinin, biraz olsun mutlu olabilmekle gururlanabileceği yönündeki düşüncemi belirttim. “Aynı fikirdeyim,” dedi yabancı, “tamamlanmamış, yarım kalmış yaratıklarız. Bizden daha akıllı, daha iyi, daha candan biri -dostların öyle olması gerek- zayıf ve kusurlu tabiatıımızı mükemmelleştirmek için yardım sunmadığı müddetce öyle kalıyoruz. Eskiden bir dostum vardı, insanların en soylusuydu, anlayacağınız, dostluğa dair yargıda bulunabilirim. Mutlusunuz, dünya huzurunuzda. Umutsuzluğa kapılmanız için hiçbir sebep yok. Ama ben... Ben her şeyi kaybettim, hayata tekrar başlayamam.”