9/10
·527 syf.·
2026 73. kitabı
Yıllar yıllar evvel okumuştum. O zaman da bayılmıştım şimdi de çok sevdim. Altını çizdiğim onca alıntıyla karşılaşmak şahaneydi ama farklı zamanların filizi olarak okumak başka başka yerleri alıntılamama neden oldu :) Nermin ayakları üzerinde duran hayata karşı kendi duruşunu korumaya çalışan sınırları olan sakin hayatı olan bir kadın. Ta ki işte arkadaşı 5 yaşındaki kızı Tuğde yi beş günlüğüne ona emanet edene kadar. Bütün travmalarını tetikleyen geçmişin bataklarından teker teker çıkaran şey işte o kız çocuğu… Ama çocuk gibi değil fettan bir kadın gibi tavırları rolleri cilveleri tehlikeli oyunları gerçekten Nermini olduğu kadar sizide dehşete düşüyor. Toplumun kadına biçtiği rolleri ne kadar erken kapıverdiğine şaşırıyorsunuz. Pembe hareler falan görmeye başlıyorsunuz :) Tuğde’nin her hali anılarına yolculuğa neden oluyor…M.Mungan severim… Kalemine bayılırım… Gözlemleri şahane… Kadın düşmanlığı gibi algılanan yerler varmış ama bence aslında bazı kadınların toplum tarafından verilen o sığ rollerle çıtkırıldım tavırlarla sahte bir karaktere bürünüp duygu ve düşüncelerini saklamayı öğrenen hep ilgiyi üzerinde bekleyen herkesi etkileme üzerine kurulu bir oyuncu olmalarına eleştiri… “Hayat bir yarış değil, kimsenin mutluluğu kimseyi mutsuz etmemeli ” Tuğde ciğim (ler) ;))
İnceleme
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20023,650 okunma
10/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Fantastik kurgularda en sevdiğim şey, beni gerçek dünyadan tamamen koparıp bambaşka evrenlere götürebilmesi. Dünya'nın Son Işığı da bunu başaran kitaplardan biri oldu benim için. Aydınlığı temsil eden Severanos ve karanlığı temsil eden Marvinos arasındaki mücadeleyle başlayan hikâye, farklı gezegenler, özel güçler ve kaderleri birbirine bağlı karakterlerle giderek daha da derinleşiyor. Kitap boyunca karakterlerin kendi kimliklerini ve sahip oldukları güçleri keşfetme süreçlerini ilgiyle takip ettim. Özellikle kurulan evren ve ışık-karanlık dengesi üzerine inşa edilen olaylar merak duygumu sürekli canlı tuttu. Lara ve Cenk'in hikâyesi ilerledikçe yalnızca yaklaşan büyük mücadeleyi değil, karakterlerin yaşadığı değişimi de görmek hoşuma gitti. Sayfalar ilerledikçe hikâyenin beni nereye götüreceğini merak ederek okumaya devam ettim. Benim için keyifli ve sürükleyici bir okuma oldu. Kurulan evreni keşfetmekten büyük keyif aldım ve kitabın son sayfasını kapattığımda hikâyeden ayrılmak istemedim. Şimdi ise devamında neler olacağını merakla bekliyor olacağım.
Dünya'nın Son IşığıEsra Turan · İkinci Adam Yayınları · 202451 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·468 syf.··
2026 29. kitabı
Merhaba kitap sever dostlar; Harika bir polisiye kitabıyla geldim bugün. Eline alıp, soluksuz okuduğum bir kitap oldu benim için. İlk sayfasından itibaren içine çeken her sayfada "acaba şimdi ne olacak" sorusunu sorduran enfes bir okumaydı. Colleen Clark ve oğlu Henry Clark bir gece uyurlar ve anne Colleen sabah uyandığında oğlunun odasında olmadığını görür. Ne kadar evi ve bahçeyi arasa da onu bulamaz. Eşi Stephen eve gelince eşinin arabasında kanlı bir battaniye bulur. Bu kan Henry'ye aittir. Bunun üzerine eşine karşı polise suç duyurusunda bulunur. Bundan sonra davaya özel dedektif Charlie Parker dahil olur. Buarada ufak çaplı psişik güçler de yer alıyor kitapta. Kitaba gizemli bir hava katmış bana göre. Ben sevdim. İlk 100-150 sayfa harika ilerledi. Sonra biraz ayrıntı ve yabancı isimler yer aldığı için odaklanmakta zorlandım. İsimleri kafamda oturunca daha akıcı hale geldi. Ama kitabın genel atmosferi çok iyiydi. Kitaba bi şans verin derim
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202691 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 112. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 00:00
"ÇORAK DENİZ SARAYI" "Güveneceğiniz insanları iyi seçmek gerekir. Sizin için ne kadar önemlilerse, sizi yüzüstü bıraktıklarında o kadar şiddetle yıkılırsınız." İki çocuk. Bir orman. Ve kimsenin konuşmaya cesaret edemediği bir sır. Yazar, daha ilk sayfalardan itibaren o masalsı ama ürpertici havayı öyle güzel kurmuş ki, kendimizi büyülü bir diyarın kapısında, bir korku filminin ilk sahnesindeymişiz gibi hissediyoruz. Hikâye ilerledikçe adım adım açığa çıkan sırlar var. Ve her yeni bilgi, bir öncekinin üzerine tırmanarak bizi daha derine, daha karanlığa sürüklüyor. İkiz kardeşiniz kaybolsa ve herkes “unut gitsin” dese ne yapardınız? Gerçek sandığınız her şeyin yalan olduğunu öğrenseydiniz? En güvendikleriniz aslında en büyük düşmanlarınız olsaydı? Tiffany MacKenna’nın hayatı, ikiz kardeşi Tony ortadan kaybolduğunda tanıdığı tüm gerçeklerin sarsılmasıyla altüst olur. Küçük bir kasabanın loş sokaklarından, kadim efsanelerin yankılandığı karanlık ormanlara uzanan bu tehlikeli yolculukta Tiffany, kendi kaderini de keşfetmek zorunda kalacaktır. Tiffany için kesin bir hedef var artık: Çorak Deniz Sarayı. Efsanelere göre; burası iki dünya arasında, haritalarda olmayan bir yerde gizlenir. Perilerin, yaratıkların ve unutulmuş gerçeklerin mekânıdır. Masalların bile cesaret edemediği diyarların tam kalbidir. Kimisi de der ki: Oraya gidenler geri dönmez. Dönenler de bildiğiniz gibi değildir. Bilmediği başka şeyler de vardı: MacKenna ailesinin gizemli geçmişi, perilerin gerçek yüzü, ve en önemlisi: kendi kaderi. Peşine düştüğü ipuçları onu sadece Tony’ye değil, kendine de götürecekti. Ama belki de en önemlisi: Periler, insanların gerçekten dostu mudur, yoksa en tehlikeli düşmanları mı? Yazarın hayal gücü gerçekten güçlü. Kurduğu evren özgün. Karakterler ne tamamen iyi ne tamamen
Edebiyat
Çorak Deniz SarayıUfuk Aral · 20258 okunma
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2026 175. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
"YIRTICI CANAVAR" "Bir daldan diğer bir dala konup özgürce uçmak, kendisi için vazgeçilmezdi. Yaban mersini favori yiyeceğiydi ve ormanda bu meyvenin çeşitli versiyonları mevcuttu. İstediği meyveden yiyor, hiç yorulmadan da karnını doyuruyordu. Ama bu durum, yaklaşık üç ay olan yaz mevsimi için geçerliydi. Kendisine dost olan orman, kış gelince acımasız ve merhametsiz bir düşman hâline geliyordu. Bütün kuşlar için olmasa bile, birçok kuş türü için geçerli bir kuraldı bu." Umut nedir? Bir kuşun kanadına yüklenen o incecik duygu, gerçekten bir ormanın kaderini değiştirebilir mi? Bu sorunun cevabını, Kuzguncuk ve dostlarının ölümcül yolculuğunda buluyoruz. Her destan bir tehditle başlar. Yırtıcı Canavar'ın gölgesi, gökyüzünün özgür çocuklarının üzerine düştüğünde, geriye ya kaçmak ya da direnmek kalır. Kuzguncuk ise üçüncü bir yol seçti: yönlendirmek. Küçük bir saka kuşunun devasa bir göçü yönetmesi ne kadar gerçekçi? Belki değil. Ama masallar gerçeği değil, gerçeğin içindeki anlamı anlatır. Bu hikâye de bunu yansıtıyor yazar, bizlere. Yolculuk boyunca her durak bir sınavdı: · Fırtınalar, yön duygusunu çalan puslu sabahlar · Açlık, bitkinlik, yoldaşlarını kaybetmenin tarifsiz acısı · Yırtıcı Canavar'ın nefesini ensede hissetmek Ama her kayıp, geride kalanlara yeni bir kararlılık armağan etti. Çünkü göç etmek, coğrafya değiştirmek değildi onlar için aynı zamanda içlerindeki korkuları aşmaktı. "Kuş Cenneti"ne varmak, sadece bir menzil değil, hak edilmiş bir huzurdu. Bugün modern dünyada hepimiz bir "cennet" arıyoruz: terfi, ev, aidiyet, sevgi... Ama gerçek huzur, varışta değil, varışı hak eden yolda saklı. Kuzguncuk ve dostları, bu cenneti kanatlarıyla, terleriyle ve gözyaşlarıyla inşa ettiler. Onların cenneti, kimsenin lütfu değil; emeğin ve dayanışmanın
Edebiyat
Yırtıcı CanavarBurhan Tentaş · Otağ Yayınları · 20251 okunma
Cinayetten Fazlası
10/10
·224 syf.··
2026 3. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:58
Evet arkadaşlar bir kitabın daha sonuna geldik yine şimdi inceleme yazma vakti geldi. Öncelikle kitabı okurken kendimi bir polisiye romanın içinde değil de insanların yarım kalmış hayatlarının arasında dolaşıyormuş gibi hissettim. Elbette ortada çözülmesi gereken olaylar ve cinayetler var ama kitap bittiğinde aklımda kalan şey bunlar olmadı. Daha çok karakterlerin taşıdığı yalnızlıklar, pişmanlıklar ve geçmişlerinden kurtulamamaları kaldı. Polisiye romanlarda genellikle merak duygusu ön planda olur. Bu kitapta ise merak kadar insan hikâyeleri de dikkat çekiyor. Ahmet Ümit'in en sevdiğim yönlerinden biri bu zaten. Karakterlerini sadece bir olayın parçası olarak bırakmıyor. Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir yarası var. Bu yüzden bazı karakterlerle birkaç sayfa geçirmiş olsanız bile onları unutmuyorsunuz. Kitap boyunca beni düşündüren şeylerden biri de aşkın ele alınış biçimi oldu. Buradaki aşk, insanı mutlu eden masum bir duygu gibi değil. Daha çok geçmişten çıkıp gelen, insanın peşini bırakmayan bir hatıra gibi duruyor. Bazen bir özlem, bazen bir yara, bazen de insanın bütün hayatını etkileyen bir yük hâline geliyor. Kitabın adının neden Aşkımız Eski Bir Roman olduğunu okudukça daha iyi anladım. Romanın atmosferini de çok sevdim. Özellikle İstanbul'un sokakları ve arka planda duran şehir hissi hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Şehir bazen olayların geçtiği bir mekân olmaktan çıkıp romanın karakterlerinden biri hâline geliyor. Kitaba dair tek eleştirim, bazı bölümlerde olayların çözümünün beklediğimden daha hızlı ilerlemesi oldu. Karakterlerin iç dünyasına gösterilen özenin bir kısmını final bölümünde de görmek isterdim. Ancak bu durum romanın genel etkisini azaltmıyor ve bu durum hikâyeden kopmama neden olmadı. Kitabı bitirdiğimde katilin kim olduğundan çok
İnceleme
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma