Herkes akıllı olmak ister.
Kimse dürüst olmak istemez.
Yeraltından Notlar tam burada vurur tokadı.!
Çünkü bu kitap zekayı değil, insanın içindeki çürümeyi anlatır.
Ve en rahatsız edici tarafı. Okurken “ne kadar doğru” demezsin…
“Ben de böyleyim” dersin, istemeden.
Yeraltı Adamı dediğin şey hasta falan değil arkadaş.
Aksine, fazla ayık.
İnsanların mantık dediği şeyin aslında bi bahane olduğunu görüyor.
Ve en büyük günahı. Kendine yalan söyleyemiyor.
İnsan garip bir varlık.
Kendine zarar vereceğini bile bile o yolu seçer.
Sırf özgür olduğunu kanıtlamak için kendi ayağına sıkar.
Sonra dönüp kader diyor, hayat diyor, insanlar diyor… Geç...
Ama aynaya bakmıyor.
Bu kitap sana şunu fısıldamaz, bağırır unutma..
Sen iyi biri falan değilsin.
Sadece fırsatın olmadı.
Yeraltı Adamı, hepimizin içindeki o küçük, kirli sesi büyütür.
Kıskanan, hesap yapan, kendini sabote eden o tarafı.
Hani kimseye söylemediğin, kendine bile itiraf etmediğin kısmı.
**"Ve en tehlikeli yer burası"
İnsan, mutlu olabilecekken mutsuzluğu seçer.
**Çünkü mutsuzluk tanıdıktır.
Acı güvenlidir.**
Ve insan, özgürlüğünü çoğu zaman kendi zinciriyle yaşar.
Bu kitap bi karakter analizi falan değil. Bir itiraf metni.
Ama yazarı Dostoyevski itiraf eden biziz.
Sonunda gidişatın bi yerinde fark edersin ki...
İnsan, başkalarını kandırmaktan çok, kendini kandırarak hayatta kalır.