Kanın ancak kanla yıkandığı bir dünyanın nizamında, gözünün önünde ciğerinin parçası doğrananlar için “Önce kim başlattı?” anlamı kalmayan bir soruydu artık. Ateşin düştüğü yeri yaktığı malum mesel olduğundan, hiçbirinin olayların evvelini, sonrasını, sebebini, sonucunu düşünecek hali yoktu.
Soğuk da, açlık da, yorgunluk da kurşun gibi onlara işlemez değildi ama şu yürek ve şu gözlerin gördükleri, şu kulakların işittikleri var ya, bir parça unutmak uğruna daha fazla acıtacak her belaya dünden razılardı. Ancak kan temizlerdi böylesi hatıraları, bu ateş ancak yaktığı yerden söndürülebilirdi.