Simge

Simge
Okuduğun sürece, bir kafesin içinde de olsan özgürsün. Okumadan yitirdiğin bir ömürde, sonsuz bahçelerde bile tutsaksın.
“Sen benim zihnimde bir düş, bir düşüncesin.”
7/10
·238 syf.··
2024 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 01:23
İlk defa bir kitabın incelemesini yaparken yazıp yazıp siliyorum. O kadar çok şey barındırıyor ki içinde, hangi birini yazacağımı bilemiyorum. İhsan Oktay Anar’ın okuduğum ilk kitabı oldu #k:1033. Masalsı bir anlatımı vardı, bu yüzden hiç yormadı. Bir şekilde de içine çekmeyi başardı kitap. ‘Bir sayfa daha’ diye diye bir bakmışsınız sonu gelmiş. Kitap biraz çeşit çeşit. Ne ararsanız var. Tarih, coğrafya, felsefe… Özellikle tarihi kurguları çok sevdiğim için, okuması bana ayrı bir zevk verdi. Birçok karakter tanıdık, birbirinden bağımsız diyebileceğimiz karakterler, olay örgüsüyle birbirine bağlandı ve her biri teker teker düşündürdü okurken. “Dünya bir düştür… Dünya bir masaldır.” diye bir alıntı geçiyor mesela. Kitabı da bu cümlelerle anlatabiliriz sanırım. Derin bir uykuda birbirinden sürükleyici masalsı düşler görmek gibiydi. Benim puanım 7 oldu. Listesine eklemekte tereddüt eden herkese önerebilirim.
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yeniden iyi biri olmak mümkün mü?
Puan vermedi
Uçurtma Avcısı, yazarın okuduğum ikinci kitabı. Bin Muhteşem Güneş’i yaklaşık bir sene önce okumuş, bitirdiğimde ise yine benzer duygular hissetmiştim. Kalemini çok sevdiğim bir yazar Khaled Hosseini . Betimlemeleri yerinde, mekan tasvirleri güçlü, dili olabildiğince sade ve anlaşılır. Teknik bilgileri verdikten sonra spoiler uyarısını da ekleyerek kitabın konusuna giriş yapayım. Uçurtma Avcısı, tıpkı Bin Muhteşem Güneş’te de olduğu gibi Afganistan’daki savaşı, yoksulluğu, insanların hayatlarının birden alt üst oluşunu Emir karakteri üzerinden bize aktarıyor. Kitapta baba-oğul ilişkileri, dostluklar, ihanetler, fedakarlıklar, saklanan gerçekler ve bu yüzden pamuk ipliğine bağlı hayatlar çarpıcı bir gerçeklikle okura sunulmuş. İnsanın, yaşamı boyunca belki de en masum dönemi diyebileceğimiz çocuklukta yaptığı -o zaman için küçük ve önemsiz görünen- davranışların, aslında birden fazla hayata dokunduğu, karakterleri bir anda uzaklara savurduğu bir serüvendi. Özellikle aileden görülmemiş sevgi ve değerin bir çocuğa neler yaptırabileceğini Baba ve Emir karakterleri üzerinden görmüş olduk. İki ayrı dostluk üzerinden birden çok ihanet sundu kitap bize. İnsanın en çok korktuğu günaha bulanabileceğini ve kefaretleri, geri alınamayacak ve bir hırka gibi sırtında ömür boyu yük olacak hataları okuduk. ‘Yeniden iyi biri olmanın’ mümkün olup olmayacağını Emir’in yaşantısı üzerinden düşündük ve yer yer düşüncelerimiz her iki cevaba da kaydı. Eğer yanıt olumluysa, bunun kefaretinin yine bir çocuğun hayatına dokunarak mümkün olabileceğini görmüş olduk böylelikle. Bazen yapılan kötülükler birden fazla hayatı değiştirir ancak gün gelir sizde eksik olan bir şeyi seneler sonra bile olsa size getirir. Önemli olan husus gerçekle yüzleşebilmek ve pişmanlığı iyiliğe dönüştürebilmektedir. Kitap, baba-oğul ve özellikle
Edebiyat
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2017192,5bin okunma
İki güçlü kadın, İki acı dolu yaşam...
10/10
·430 syf.··
2023 28. kitabı
Uzun süre etkisinden çıkılamayacağına emin olduğum bir kitapla geldim: Bin Muhteşem Güneş. Düşüncelerimi, hislerimi tamamen aktaramayacağımdan kuşkum yok. Spoiler uyarısını vererek başlamak istiyorum. Kitap 430 sayfa olmasına rağmen sizi içine öyle güzel hapsediyor ki, başladım ettim diyene kadar bir bakmışsınız ki gözyaşları içinde sonunu getirmişsiniz. Akıcı, dili sade, anlaşılır. Afganistan'daki savaş, yıkımlar, yasaklar, ölümler içinde birbirine sıkıca tutunmuş iki güçlü kadının hikayesini okuduk. Küçük yaşta evlendirilmiş iki kadın. Aynı kocayla, farklı zamanlarda... İçlerinden biri, Leyla, en azından çocukluğunu güzel geçirebildiği için biraz daha şanslı. Aşkı bulabildiği için, Tarık'ına kavuşabildiği için, aile sevgisini tadabildiği için, okuyabildiği, anne olabildiği için... Meryem'in hikayesi ise hep acı dolu, hep iç sızlatan... Yasak bir ilişkiden doğan, gözlerden uzakta annesiyle yaşayan bir çocuk. Tek isteği, haftada bir kez kendisini görmeye gelen babasıyla, Celil'le, yaşayabilmek. Diğer 9 üvey kardeşi gibi... Ancak onun bu isteği, hem annesinden olmasına sebep oluyor, hem de çocukluğundan. Kendisinden yirmi küsur yaş büyük bir adamla evlendiriliyor. Ne aşkı tadabiliyor, ne anne olmayı, ne de çok istediği okumayı... Savaş etkisini büyütüp Leyla'yı anne babasından, hatırlayamadığı abilerinden, arkadaşlarından, Tarık'ından ayırdığında kendini Meryem'le aynı evde, onun kocasına, Raşit'e, eş olurken buluyor. Başlarda düşmanca, beddua dolu, kavga dövüşlü olan bu iki kadın, gün geçtikçe birbirinin yuvası oluyor. Birbirlerini Raşit'ten koruyup sırdaş, iki dost olup çıkıyorlar. Leyla'nın çocuklarını birlikte büyütüyorlar. Birlikte ağlayıp birlikte gülüyorlar... Bir gün, Raşit'in Leyla'yı öldürmesine ramak kala Meryem araya girip hem kendi gençliğini, hem
Edebiyat
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
Ben bir insandım...
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 27. kitabı
Uzun zamandır okumayı ertelediğim bir kitabı daha bitirip hafızalarıma tırnaklarımla kazıdım. Livaneli bize bilmediğimiz bir hususu anlatmıyor bu eserinde. Uzun zamandır gördüğümüz, duyduğumuz, acıdığımız, göz ardı ettiğimiz bir meselenin içine sokuyor bizi. Buradan hemen kitabın diline değineyim. Oldukça sade, yormayan, sürükleyici bir şekilde kaleme alınmış. Hoş, hassas konuları yazmak için süslü bir dile gerek yoktur zaten. İçeriği, acısı bizi bir şeyleri tamamlama yolunda iter hep. Spoiler uyarısını da vereyim ve kitabın dünyasına artık girelim. Baş karakterimiz İbrahim, gazetecidir. Onun sayesinde Mardin'in mistik havası ve İstanbul'un plaza hayatı arasındaki sürüklenmeyi tadacağız. Kitapta zaten Doğu ve Batı karşılaşması yer yer mevcut. İbrahim'in bir gün, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in Amerika'da öldürüldüğünü öğrenmesiyle serüvenimiz başlıyor. Biz de Hüseyin'in hikayesini öğrenmek için İbrahim'le birlikte Doğu'nun büyüleyici havasına bırakıyoruz kendimizi. Hüseyin, Mardin'de bir sağlıkçı. IŞİD zulmünden kaçmaya çalışan mültecileri görerek içindeki merhamet duygusunu hem daha çok ortaya çıkarıyor, hem de (kendi adıma) böylesine yoğun bir merhamet örneği görmediğim için bizi kendine hayran bırakıyor. Daha sonra, kampta gördüğü Meleknaz isimli bir Yezidi kızla tanışıp onun uğruna nişanlısını, ailesini, IŞİD'i, koca Mardin'i karşısına alıyor. Artık tek amacı ona da, kör bebeği Nergis'e de yardım etmek. Bu noktada Meleknaz karakterine değineyim. Meleknaz, IŞİD saldırılarından Türkiye'ye sığınmış binlerce mülteciden biri. Bu saldırıdan, bitmek bilmeyen tecavüzden, aç, susuz bırakılıp hamile hâliyle Şengal Dağı'nı geçerken gözyaşlarımızla eşlik ediyoruz ona. Onun, Zilan'ın, daha küçücük çocuk olan ama çocukluğunu yaşayamamış Nergis'in (bebekle karıştırılmasın, ayrı bir
Edebiyat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
Kaybetmeye mahkûm olunan bir savaşın cesur savaşçıları
10/10
·355 syf.··
Beğendi
·
2023 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2023 19:10
Öncelikle incelemeyi okurken spoiler’la karşılaşabilirsiniz çünkü bazı bilgileri vermeden bu yazıyı tamamlayamazdım. Bir hukukçu olarak gönül rahatlığıyla diyebilirim ki ‘ben mesleğimin hakkını vermek istiyorum’ diyen herkes bu evrene dahil olup Atticus’u tanımalı. Başa, ‘Daha başlamadan yüz yıl önce davayı kaybetmiş olmamız, kazanmaya çalışmayacağız anlamına gelmez.’ sözünü ekleyerek her kurduğu cümlede beni kendine bir kez daha hayran bıraktı. Kitabın içeriğine göz atmaya başlayalım. Scout ve Jem’in çocukluğuna şahit olacağımız bu evrende Atticus gibi harika bir babadan çok ders alacağız. Jem, Scout ve arkadaşları Dill sayesinde sadece onların dünyasına değil, bir başkasının da yaşamına dışarıdan gözcü olacağız. Çocukların deyimiyle ‘Öcü’ Arthur Radley kitap boyunca gizemini koruyup son sayfalarda sürpriz bir şekilde karşımıza çıkacak. O zamana kadar kitabın iç dünyasına biraz daha dalalım. Maycomb, herkesin birbirini yakından tanıdığı bir kasabadır. Kasabanın en büyük efsanesi, bilinmezi, en son çocukken, yani yıllar önce görülmüş Öcü Radley’dir. Böylelikle kitap bizi son sayfasına kadar Radley’lerin gizeminde tutuyor. Yazarın tabiriyle siyahilerle beyazların eşit olmadığı o karanlık dönemde bir siyahinin davasını üstlenen Atticus mücadelesi ve sonu her ne olursa olsun inancıyla kaybetmenin kesin olduğu savaşlara bakış açımızı değiştiriyor. Bu mücadeleyi de sekiz yaşındaki bir çocuğun penceresinden takip etmek bizi yazarın yalınlığı ve bir küçüğün iç dünyasından adaletle tanıştırıyor. Kitapta hep belirtildiği gibi ‘kaybetmeye mahkûm olunan’ bir savaşın seyrini pür dikkat izlediğimiz sayfaların sonunda, hiç beklemediğimiz bir anda, Öcü Radley yıllar sonra dış dünyaya adımını atıyor. Tam da Scout’un dediği gibi; bir güz, Öcü’nün çocuklarının ona ihtiyacı varken… Kitap
Edebiyat
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,8bin okunma