Zaten, bir felakete sükun ve itidalli tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığını; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür…
Lise zamanlarında okuduğum ve tadı damağımda kalan bi kitaptı. Olayın genelini hatırlıyordum ama ayrıntılar için tekrar okudum. Ama aynı tadı alabildim mi tartışılır. Aşk hikayesi dinlemeyi severim ama bu şekilde olanları sevmiyormuşum. Konunun bir bütün şeklinde anlatılmıyor olması da biraz beni yormuş olabilir. Okumaya başlayınca başından kalkamadım ama merak duygusuyla. Edebi anlamda ise çok tatmin olduğum söylenemez. Çok sıradan bi insanı dinliyormuşum gibi hissettim. Değinilen güzel noktalar vardı, sadece daha güzel cümlelerle anlatılabilirdi. Sonunda epey şaşırıp kalınacak bir kitap. Ve aşk denen şeyin aslında ne tehlikeli bi şey olduğunu da görüyorsunuz. Herkes aşık olmamalı, aşk güzellikler getirmeli.