Zavallı yaratıklar! Onları sevmek yanlış bir şey olabilir, ama acımak da çok az bir şey. Gün ışınlarını hiç görmemiş körlere, doğanın ezgilerini hiç işitmemiş sağırlara, ruhunun sesini hiçbir zaman duyuramamış dilsizlere acırsınız da utanç gibi yalancı bir bahane bulur, zavallı kadınları deliye döndüren, iyiyi göremeyecek, Tanrı'nın sesini duyamayacak, aşkın ve inancın arı dilini konuşamayacak duruma getiren bu gönül körlüğüne, bu ruh sağırlığına, bu bilinç dilsizliğine acımak istemezsiniz.
Fabrikanın, sokakların, alanların özlemi ile kıvranan ne çok, ne bitmez marş birikimi yapmıştı, yılların karanlığında, acılı, umutlu kavga yürüten bir avuç devrimcinin ateşli soluğu...
Demin tayınlarını, sigaralarını, mataralarındaki sularını bize verişlerini çocukların duygululukla anlattığı erler bunlar; kardeşlerimiz... Şimdi süngüyle çepeçevre kuşattılar bizi... Kardeş kardeşi vurur mu? Baş oyunları bu aslında... Kardeşi kardeşe vurdurtuyorlar hep...