Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahlukları, birbirlerinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu.
Şimdi dudaklarında hep o lakayt ve her şeyi bilen tebessüm vardı. Bir türlü anlayamadığı, bir türlü içlerine karışamadığı ve bunu zaten asla istemediği bu insanlarla arasında çelik bir duvar gibi yükselttiği bu tebessüm, onun müracaat ettiği son çareydi. Kendini bu şehrin korkunç akıntısından ancak etrafında ördüğü bu soğuk duvarla kurtaracağını sanıyordu.
İnsanın sahip oldukları arasında öncelikle dostlar yer alır. Fakat bu kendine özgü bir sahiplik durumudur, öyle ki sahip olan kişinin aynı ölçüde diğerinin sahipliğinde bulunması gerekir.
Zira akıl, acıyı çifte katlayarak misliyle hissettirir ve akıldan yoksun olmayan neşeli bir mizaç için yalnızlık ve uğraşsız eğlence büsbütün katlanılmazdır.