Acayip bir kitap...Kitap üzerimden dozer gibi geçti desem sanırım yanlış bir tabir olmaz.Tarık Tufan'ın dili,anlatımı,kurgusu beni her okuyuşumda bir koza gibi sarar,içine alır.Kitap boyunca o kozayı ilmek ilmek açar,bitiminde kendimi dışarı atarım.Kelebeğe dönüşen bir tırtıl gibi...Bu hâlimle kitabı okumaya başlayan ben ile bitiren ben aynı kişi olmayız.O kadar etkilenirim ki bir müddet o hikâye içimde yaşamaya devam eder.Sonrasında da hikâyeden kalan parçalar ve kalıntılar sanki hayatıma bulaşır.Bu kez de çok keskin bir şekilde böyle olduğunu hissettim yine.
Halide ah Halide...Herkes için kendini paralayan ama yine de yaranamayıp en sonunda kendi elleriyle sonunu getiren Halide...Öyle acı hikâyelerden geçerken,yıpranırken,savrulurken sesini çıkarmadan öylece mücadele eden Halide.Senden parçalar buldum içimde,içim sızladı.
Handan'ın mutluluğu buldum derken kaybedişini,Derviş Ali'nin mücadelesini,ölüme giderken bile aşkını düşünmesini,Fausto Zonaro'nun vefasını, Nihal'in yalnızlığını ,Zeliha'nın ötelenmişliğini,Cihangir'in yalanlarla hayatının gerçeğini örtüşlerini...Hepsini özümsedim okurken,hepsi bir parçam oldu şimdi.
Ben kitapları okumayan,yaşayan bir okurumdur ama Tarık Tufan kitaplarını sanırım biraz fazla benimsiyorum.Kurgusunu,anlatımını,karakterlerini,karakterlerin iç tahlillerini çok başarılı bulduğum bu son kitabını,okumayı seven herkesin mutlaka okumasını fazlasıyla isterim.Bence bugüne kadarki en başarılı eseri.