Sena

Sena
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerde?
Vladimir Poponin ve Peter Gariaev foton denilen ışık partiküllerinden hareketle DNA'nın özelliklerini araştırmak istiyorlardı. Bu araştırmalarda, deney tüpünün içindeki tüm havayı çekerek bir boşluk oluşturdular. Tam anlamıyla bir boşluk meydana getirmenin mümkün olmadığını biliyoruz. Her yerde özel aletlerle göreceli olarak doğru bir şekilde ölçülebilecek fotonlar (ışık enerjisi) bulunur. Bu araştırmada da aynı fotonlar keşfedildi. Başta her şey beklentilere uygun olarak gelişiyordu. Fotonlar boşlukta oldukça düzensiz bir şekilde dağılıyordu. Sonraki aşamada tüpün içine bir insandan alınan DNA örneği koyuldu ve son derece şaşırtıcı bir şey meydana geldi: DNA eklendiğinde partiküller farklı bir dizilime geçti. DNA'nın fotonlar üzerinde doğrudan bir etkisi vardı. DNA, sanki görünmez bir güç gibi tüpteki fotonları düzenli bir şekle sokuyordu. Böylece insan DNA'sının dış dünyayı doğrudan etkilediği kesinleşmiş oldu. Geleneksel fizik araştırmalarında böyle bir olay daha önce hiç gözlenmemişti. Dahası, geleneksel fiziğin alışılagelmiş anlayışı da buna benzer bir olayı öngörmemişti. Fotonlar daha önce hiçbir açıklaması bulunmayan bir tavır sergiliyordu. Sadece bu bile yeterince heyecan vericiydi. Ama bunu takip eden keşif tam anlamıyla devrim niteliğindeydi. Tüpün içinden DNA alındığında, fotonların girdiği şeklin bozulması ve boşlukta yeniden düzensiz bir şekilde yayılmaları bekleniyordu. Ama tam tersi gerçekleşti! Fotonlar sanki DNA hâlâ oradaymış gibi hareket ederek düzenli şekillerini korudular. Deneyler birçok defa tekrarlandı, ölçüm cihazları kontrol edildi ve tüpün içindeki tüm DNA kalıntıları temizlendi. Deneyler kaç defa tekrarlanırsa tekrarlansın, en sonunda sadece tek bir sonuç ortaya çıkıyordu: Fotonlar ve DNA fiziksel olarak birbirinden ayrıysa da birbirlerine
Sayfa 28·Kitabı okudu
Deney
Reklam
•Yani inançlarımız vücudumuzdan yayılır ve Rezonans Kanunu'na göre kendileriyle uyumlu frekansta bulunan bir enerji arar. •Benzer olan benzerini çeker. Bizim enerjimizle rezonans halinde olan her şey hayatımızda gerçekleşir. Başka bir deyişle, inandığımız şeyler hayatımızda gerçekleşecektir.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Ülkeme ve insanlarına kızmağa başladım: Kimsenin doğru dürüst okuduğu yoktu. Doğru dürüst hissetmesini bile beceremiyorlardı. Bu yüzden insan, duyduğu şeyleri söyleyen insanların kültürüne güvenemiyordu.
Sayfa 62
Ne tabiatı, ne insanları, ne de olup bitenleri hiç sevmemiştim; kendimi bile, kendi yaptıklarımı bile.
Sayfa 61