Polis işkencesinden geçmiş bir öğrenciyle söyleşi yapmıştım. Çocuğu bir mahzene kapatmış ve sakat kalana kadar günlerce işkence yapmışlardı. Ne var ki onun aklı, o mahzende asılı bir kafeste tutulan kanaryaya takılmıştı.Nefret ettim o kanaryadan diye anlatmıştı bana, o güzel ötüşüyle bana dış dünyayı , baharı, sarmaş dolaş gezen sevgilileri hatırlatıyor. Özgürlüğü aklıma getirmesi canımı çok yakıyordu. Nefret ettim o güzellik simgesi kanaryadan çünkü o mahzende güzelliğe yer yoktu.
Diyorum ki, savaş kararları alacak olan liderlerin, mesela Gerorge Bush'un bu kararı almak için bir çocuğu elleriyle öldürmesi şartı konsa. Nasıl olsa binlerce çocuğun idam kararını imzalıyor, bunu yapmak için tek bir çocuğun canını alması gerekse. İyi olmaz mı? Çünkü kendileri sıcak ofislerinde bir imza atıyor, bir damla kan görmeden yaşıyorlar. Ama bombardımanlarda yüz binlerce kadın ve çocuk ölüyor. Başkasının suçu yok , emir kulu pilotun suçu yok, o zaman suç kimde abi? Bu insanları basılan düğme mi öldürüyor?
Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalate mutlaka karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ve gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir
''Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun''
''Peki, sen ne görüyorsun bakalım?''
''İnsan, sadece insan.Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen ,korkan bir insan''