simge •

9/10
·456 syf.··
2020 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 21:57
Bu usta eser ile ilgili zaten yeterince ve yerinde incelemeler yapılmış ben de okumadan önce buralara bakmıştım her kitapta yaptığım gibi :) Kitapla ilgili benim söylemek istediğim ise şu; kitabı alırken direkt “Aşk ve Gurur” isimli olanına yöneldim. Ne yalan söyleyeyim “Gurur ve Önyargı” daha az havalı görünüyordu o an gözüme. (Bizim de önyargılarımız yok değil tabi, insanız sonuçta:D) Fakat kesin olarak söyleyebilirim ki, kitabın ortalarına doğru geldiğimde ise şu düşünce kapladı beni: “Bu kitabın adı kesinlikle Gurur ve Önyargı olmalı” ... Kitabın geneline de hakim bu iki kelime. Sık sık hatırlatıyor ikisi de kendini okurken. Bir tarafın gururu var diğer tarafın ise önyargıları... ve bu ikisinden doğan daha doğrusu bu ikisinin de zamanla kırılmasıyla doğan bir aşk... Gurur ve Önyargı, Aşk’ı da atlamak olmazdı haliyle :) Jane Austen da zaten tam bir kraliçe. Hiç sıkılmadan sürekledi beni. Zaman zaman güldürdü. Bayan Bennet ve Lydia’ya sinir olup olup kendimi yemekten başka bir sıkıntım olmadı :D tabi tek onlar da değil oohoo Collins’lerin Catherine’lerin “siz kimsiniz” havaları delirtti delirtti :D Klasikler yolculuğumda şimdi buradan bir diğer kraliçeye geçeceğim : Emily Bronte’ye... hadi bakalım :)
Edebiyat
Aşk ve GururJane Austen · Can Yayınları · 201997,7bin okunma
Reklam
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2020 21:14
Ben bu kadını sevmeye başladım. Yani okuduğum ilk bu kitabından... Okumaya başlarken konu size o kadar günlük geliyor ki, 17 yaşında bir lise öğrencisi erkek; kendini dışarıya soyutlamış, içinde ise kendi dünyası olan, kafası da iyi çalışıyor ve iki cadde ötesinde oturan okuldan bir kız arkadaşı; o da kendi halinde, müziğe de pek ilgili. Rastlaşıyorlar, bir zaman öylece konuşuyorlar; gelecek hakkında, üniversite hakkında, bazen yaşamdan bazen de öylesine... birinin alanı bilim, birinin alanı müzik... birbirinden ayrı dallar gibi görünen ama onlar konuşurlarken bir gibi... ilk başladığımda bir süre, önce okuduklarıma sonra kapağa baktım ve içimden ‘nereye nasıl bağlayacağını çok merak ediyorum’ diye geçirdim, tahminlerde de bulundum tabi. Ama ilerledikçe bunlardan fazlaydı, anlatımından yakaladı yazar beni. Yeterince derinlemesine, yeterince içine çeken bir anlatım vardı okuduklarımda. Emily Bronte’nin Rüzgarlı Bayır’ına yaptığı dokunuş beni hemen o kitaba da yönlendirdi. Uğultulu Tepeler’e yani... Antonio Vivaldi’ye de minicik bir selam çakmıştı, gülümsetti. Ve tabi kendim de aldım kendime düşen selamını satırlarından.
Her Yerden Çok UzaktaUrsula K. Le Guin · İmge Kitabevi · 20041,694 okunma
7/10
·68 syf.··
2020 7. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 16:55
Sayfaları okurken kızın yaşayacağı olayların, içine düşeceği hislerin, hayal kırıklıklarının neler olacağını adım adım tahmin edebilmem iyi bir özellik mi yoksa değil mi anlayamadığım kitap. Fakat bir kişiye bu denli uçlarda tutkularla bağlanabilmek için herhalde elle tutulur birkaç anı kırıntısı gerekir diye düşündüm. Bir insanı çocukluğunda sadece birer ikişer saniyeler görerek, kafada onca hayali kurabilmek, canlı tutabilmek, tüm olumlu olumsuz ihtimalleri analiz edip onca duygunun içine girebilmek, hangi umuda tutunup bu kadar ileri gidilebilir ki dedirtiyor insana. Ama tutunmayı o kadar istemiş ki hep tutunacak şeyler bulmuş kendine. Kitabın başından sonuna kadar aklımda dolanan tek düşünce “keşke birazcık realist olsaydın” oldu maalesef... Yine de bir çocuğun, ardından genç ve umutlu bir kadının aşkının ne kadar dokunulmaz olduğunu, mantık denen şeyin hiçbir şekilde o kapıdan giremediğini görüyoruz. Ne kadar doğru bir şey bilemiyorum tabii. Gerçi doğru denen şey nedir ki diye de devam eder gider böyle mevzu.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma