Holografik Evren Teorisi, Matrix, Simularklar, Hipergeçeklik
Değerli bir insan meczubun birine dedi ki: “Alem nedir? Bunun menşeini anlat." Meczup dedi ki: “Bu âlem yüzlerce renkle süslenmiş bir hurma ağacı gibi şan ve şöhretten ibarettir. Eğer birileri bu hurma ağacına elini sürecek olursa kuşkusuz bütün o renkler bir mum gibi söner. Madem ki her şey mum gibidir ve mumdan başka bir şey değildir. Öyleyse bütün bu renkler bir şeyden ibarettir. Her şey bir oldu mu ikilik ortadan kalkar. Benlik de yok olur senlik de.
Sayfa 332·Kitabı okudu
Simülarklar
Evrenin bir simülasyon olabileceği fikri, herkesin aklına Wachowski kardeşlerin 1999 yılında çekilen “Matrix” adlı filmini geliyor. Filmi izleyen birçoğumuz Wachowski’lerin hayal gücüne hayran olmuş, fakat bunun gerçek olamayacak kadar uçuk bir fikir olduğunu düşünmüştük. O zamanlar sadece bir bilim-kurgu hikayesiydi. Bir fizik teorisinden ziyade felsefi bir yaklaşıma benzeyen bu çarpıcı fikir, ilk olarak 1940’lı yıllarda programlanabilir bilgisayarı icat eden Konrad Zuse tarafından ortaya atılmıştı. Ama ilk ayrıntılı öneri, 2003 yılında Oxford Üniversitesi filozofi profesörü Nick Bostrom’dan geldi. Bostrom, gerçeğin, uzak gelecekteki nesiller tarafından yaratılmış çok gelişmiş bir simülasyon olabileceğini söylüyor. Geleceğin insanlarının yarattığı bir makineden yansıyan bu görüntüdeki bizler, aslında gerçek ataların, gerçeğe yakın modellenmiş birer kopyalarıyız. Bu noktada insanın aklına şu soru takılıyor: İyi, güzel de neden böyle bir yapay gerçeklik üretmeye karar versinler ki? Bostrom’un Simülasyon Hipotezi bunu şöyle açıklıyor: Geleceğin insanı, hayallerimizin çok ötesindeki bir teknolojiye erişmiş olacak. Buna olağanüstü hesaplama yeteneği de dahil. En güçlü ihtimal şu; teknolojik olgunluğa ulaşmadan önce türümüzün yok olma tehlikesi belirdi. Çünkü böyle bir olgunluğa erişen hiçbir toplum geçmişini simülasyonla tekrar canlandırmaya ihtiyaç duymaz. Ancak açık bir tehlike karşısında, bu derece gelişmiş bir toplumun ilk alacağı önlem, sahip olduğu tüm bilgiyi bir bilgisayara aktarmak olacaktır. Uzak gelecekten bahsettiğimiz için, bu bilgisayara girilen tüm verilerin mükemmel bir simülasyona dönüşeceğini söyleyebiliriz. Eğer tüm bu tahminler doğruysa, gelecekte neslimizin tamamen tükeneceği sonucuna da varırız. Dahası, bir simülasyonda yaşıyorsak, bu aynı zamanda
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Jean Baudrillard, teknolojik gelişmenin zihinsel algılama biçimine yapmış oldu­ğu vurgulama süreçlerinden ilham alarak, “simülasyon” kavramını ortaya attı. Simülarklar, Baudrillard’a göre gerçeğin yerine teklif edilen, lâkin gerçeğin yerine geçtik­ten sonra gerçek mi sanal mı oldukları ayırt edilemeyen yapılardır. Simülarklar’ın kalkış noktası sanallık olduğu için kendi gerçeklik düzlemlerinin de teknolojik bir düzlem olması gerekmektedir. Çünkü asıl yanılgının, sanal düzlemin gerçeklikle gir­miş olduğu ilişki biçiminin altında oluştuğunu gözlemekteyiz. Bu durumda Baudrillard, Körfez Harbi’nin aslında gerçek bir harp olmadığını ile­ri sürmüştü. Evet evlerimizdeki televizyondan izlediğimiz harbin, ekran karşısında­ki bizim için gerçekliği tartışılabilir bir algılama biçimine indirgendiğini bilmemize rağmen, harbin öbür yüzünde bunu çıplak gözlerle ve yakinen idrak edenler indinde hiç de böyle olmadığını biliyoruz. Evet Simülasyon, ama hangi düzlemde, diye sora­sı geliyor insanın. Mesela, acı simüle edilebilir mi? Mesela acının gerçeklikle sınan­ması sonucunda ortaya çıkan durumu bir tarafa bırakın, bir annenin kendi oğlunun televizyondaki ölümü, o anne için simüle edilebilinir bir şey midir? Dolayısıyla simülasyonun da kaçakları olduğunu idrak etmekte zorlanmıyoruz.
Simularklar
Filmler, diziler gerçek hayatı taklit ederek oluşturulduğu halde , durum tersine çevrilmiş haldeydi.
Sayfa 16·Kitabı okudu
“Zira akademisyen’miş gibi yapmak, öğretmen’miş yapmak, hâkim’miş gibi yapmak, gazeteciymiş gibi yapmak bir anomali değil artık. Zira bilim üretmiyor, doğruyu öğretmiyor, hakkı savunmuyor, gerçekleri yazmıyor mesleğinin erbabı olmayan simülarklar.”
Sayfa 46