Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2025 02:09
Fransız sosyolog ve düşünür Jean Baudrillard' ın Simülarklar ve Simülasyon adlı eseri modern dünyada gerçekçiliğin ve değerin çözüldüğünü belirten bir içeriktir. Baudrillar içinde yaşadığı çağı farklı anlam yapılarıyla çözümleyerek Simülasyon Kuramını ortaya atmıştır. Buna göre gerçeğin ve değerin yerini simülasyonlar almıştır. Simülarklar ve Simülasyon' da Baudrillard , 1972 yılından itibaren üstünde çalışmaya başladığı ve 1976 yılında "Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm" le birlikte artık bir somut bir açıklamaya sahip olan Simülasyon Kuramını derinleştirir. Simülarklarların tarihsel gelişiminden söz etmekte, güncel simülasyon ve simülarklar örnekleri sunmaktadır. Baudrillar, modern kapitalist toplumda gerçeğin artık üretilmediğini, onun yerine gerçekmiş gibi görünen ama aslında gerçek olmayan simülasyonların var olduğunu savunur. Bu simülasyonlar bireyleri etkileyen medya, tüketim kültürü ve gösteri toplumu üzerinden işler. Simülark, bir gerçeklik olarak algılanmak isteyen görünüm olarak ifade edilir. Baudrillard' a göre simülarklar, artık bir gerçekliğe gönderme yapmaz, kendi başına var olan sahte gerçeklikler üretir. (s.17) Simülasyon ise bir köken ya da gerçeklikten yoksun gerçeğin modeller aracılığıyla tüketilmesine denilmektedir. Kitabın genel yapısını ifade eden üçüncü bir kavram ise 'hipergeçeklik' tir. Baudrillard' a göre simülasyonlarlar o kadar gerçek görünürler ki insanlar simülasyon ve gerçeği ayırt edemez duruma gelirler. Günümüz toplumu hiper gerçek bir toplumdur. İnsanlar gerçekmiş gibi görünen bir dünyada yaşıyorlar. Bundan böyle her türlü gerçek ve düşsel ayrımından yoksun bırakılmış, kendi kendini aynı yörünge çevresinde dolanan modeller aracılığıyla ve farklılık simülasyonu üretmekten başka bir şey yapmayan bir gerçeklikten söz edilir.
Simülakrlar ve SimülasyonJean Baudrillard · Doğu-Batı Yayınları · 20141,254 okunma
Özet: Yarım Yamalak
Puan vermedi·224 syf.··
2024 44. kitabı
Jean Baudrillard’ın okuduğum ikinci kitabı olsa gerek Simülakrlar ve Simüslasyon. Baudrillard’ın anlaşılması güç olduğu konusunda hemen hemen herkes hem fikirdir. Peki benim gibi alan bir dışı biri Baudrillard’ı anlamak için gereken çabayı sarf etmeli midir? Çünkü açık olan durum şudur: Baudrillard’ı anlamak için okuma eylemi sırasında oldukça yavaş ve hassas davranmak gerekiyor, ayrıca bunun yanında bolca başka eserler de okumak gerekmektedir. Bu taşın altına elimi sokar mıyım emin değilim; lakin bu taş kaldırılabildiğinde çok güzel şeyler açılacakmış gibi hissederim. Bu sadece ilkel basit bir his ve Baudrillard’ın konuları anlatırken ortaya koyduğu bazı modellerden/örneklerden etkilenmem sonucunda böyle bir yargıya vardığımı düşünüyorum. Genel olarak çokta tercih etmesem de bu kitabı okuduktan sonra biraz bakınmak istedim. Açıklayıcı manipülasyona yol açmadan bu eserin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bir kaynak var mıdır diye. Bu bağlamda çok kısa bir sürede Oğuz Adanır’a denk geldim. Elimizdeki kitabın da mütercimi kendisi olmasından dolayı ulaşılabilecek en doğru kişiyi bulmuş sayarım kendimi. Çünkü her ne kadar işini en doğru şekilde yapmaya çalışsa da bu meslekten biri mecburen son okuyucuya kendi Baudrillard’ından ya da kendi müellifinden bir şeyler satar. Ayrıca kendisinin Baudrillard kitaplarını profesyonel bir iş olarak çevirmenin yanında kendisine bir muhabbet de beslediğini görüyorum. Bu durumda da kişi sevdiğinin anlaşılmasını ister teziyle daha da ilgiyle takip edeceğim dediklerini. Oğuz Adanır’ın Youtube’da bulunan yaklaşık 3 saatlik ders serisinden notları buraya yazmış olacağım. Açıkçası zihin yorucu bir faaliyet olmasından dolayı ve kronolojininin kaybolmasından dolayı Baudrillard’ı okuyup kendimden olan fikirleri buraya nasıl aktarabilirim emin
Sosyoloji
Simülakrlar ve SimülasyonJean Baudrillard · Doğu-Batı Yayınları · 20141,254 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·1216 syf.··
2020 6. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2020 18:47
Felsefeye giriş yapmak için ben de çoğu kişi gibi Sophie'nin Dünyası ve Nigel Warburton'un Felsefenin Kısa Tarihi kitaplarını okumuştum; fakat bu kitabı okuduktan sonra bu saydığım kitapların felsefeyle ilgili sadece kısa kısa bilgiler verdiğini öğrenmiş oldum ve az hacimli kitapların felsefeyi hakkıyla öğrenmeye yetmeyeceğini gördüm. Felsefeyi benim gibi derinlemesine öğrenme hevesi olan kişiler ve yukarıda bahsettiğim kitapları okuyup az çok bir temeli olanlar için eşsiz bir eser. Kitap Ernst Renan' ın meşhur "yunan mucizesi" sözünü irdeleyerek başlıyor ve ve bunun pek de gökten inen bir mucize olmadığını, Mezopotamya ve Hint gibi uygarlıkların da felsefenin oluşumunda etkili olduğunu söylüyor. Fakat her felsefe tarihçisi gibi Ahmet Cevizci hoca da kaçınılmaz olarak Thales ile başlıyor kitaba ve bin yıllar sürecek olan destansı bir yolculuğun kıvılcımını çakan ilk soruyu "ilk neden nedir" sorusunu soruyor. Thales buna su diyor ve macera başlıyor. Halefleri Anaksimandros ve Anaksimenes ilk nedeni başka şeylerde görüyorlar. Daha sonra Pisagor, Emphedokles, Anksagoras, Ksenophanes, Demokritos ve ayrıca iki karşıt Herakleitos ve Parmenides'ten bahsediliyor. Tabi bu filozofların her biri farklı farklı görüşler ileri sürse de hepsinin en büyük ortak noktası çalışma alanlarının ontoloji yani varlık felsefesi olması. Sonra felsefenin ilgi alanı Sofistlerle birlikte gökyüzünden yavaş yavaş yeryüzüne yani insana dönüyor.Sokrates'le birlikte de bu yöneliş taçlanıyor. Daha sonra da Platon ile idealar dünyası ve Aristoteles ile de madde ve form ikilisi başlıyor. Büyük Iskender'in de katkılarıyla felsefe yavaş yavaş yunandan helene kayıyor. Sonra da Roma'ya geçiyor bu durum. Burada da Epikuros, Stocılar, Cicero, Seneca gibi isimler var. Bunların da ortak uğraşı, belki de çağın
Felsefe
Felsefe TarihiAhmet Cevizci · Say Yayınları · 2015746 okunma