Belki de şahsiyet dediğimiz şey bu, yani hafızanın ambarındaki maskelerin zenginliği ve tesadüfü, onların birbiriyle yaptığı terkiplerin bizi benimsemesidir.
Bilgi bizi geciktirir. Zaten ne sonu ne gayesi vardır. Mesele yapmak ve yaratmaktır. Bilselerdi, bilselerdi… Fakat bilselerdi bunu yapamazlardı. Bu heyecana bu icada, bu kendinden bulmaya erişemezlerdi. Bilgileri buna mani olurdu. Kızınız bu geceyi yarartı. Ne ile ? Yaratma kabiliyetiyle… Çünkü yaratmak yaşamın ta kendisidir. Biz yaşayan, yaşamayı tercih eden insanlarız.
Çalışın, çalışın, proleterler, toplumsal serveti ve kendi bireysel sefaletinizi arttırmak için çalışın; çalışın ki daha da yoksullaşın, çalışıp sefil olmak için daha fazla gerekçeniz olsun. Budur kapitalist üretimin acımasız kanunu.
Gelgelelim insan doğasını çarpıtan ahlakçılardan, yobazlardan, yalancı sofulardan, iki yüzlülerden " ve dünyayı aldatmak için kılık değiştiren buna benzer başka insan gruplarından" uzun sert bir intikam alınacaktır. "Çünkü bu insanlar sıradan halka sadece tefekkür ve duayla uğraşıp oruç tuttuklarını ve nefislerini körelttiklerini, bunu da yalnızca insanlığın küçün kırılganlığını besleyip doyurmak için yaptıklarını söylerken işin bokunu çıkarıyorlar.