HEGEL YABANCILAŞMASI
" İnsanın bireysel yaratıcılık ve bireyin kendisini tanıma sürecinin bir parçasıdır. "
Yani kendine ne kadar dönersen, topluma da o kadar karşı tavır alıyorsun demek istiyor. Kitapta da sıkça tekrarlanan toplumu sınıflandıran ögeler vardır: bıyıklı-bıyıksız, boyalı-boyasız, topuklu- topuksuz, kentli-köylü... Bu nedenle de toplumdan kendini bu kalıplardan uzak tutmak, ayırmak istiyor C. karakterimiz.
HUSSERL FENOMENOLOJİSİ
" Gerçekliğin varlığı anlam vermeye dayanır, anlam verebilmek ise anlam veren bir şeyi şart koşar. "
Aslında romanın özünü oluşturan bu görüş salt bilinç yani geçmiş romanlara da ''karşı'' olan bilinç akışı tekniğini sunuyor.
- FENOMENOLOJi: Duyularla algılanan şeyin bilgisi.
Romanda bize net bir şekilde söylenmese de algılayabildiğimiz, romanda asıl anlatılmak isteneni açıkça anlayabildiğimiz teknik. C.'nin salt bilinç özü, fenomenolojisi, ise bilinç üzerine kurulu.
Husserl fenomenolojisi ile bu fenomenolojiyi, yani duyularla algılamayı, biz okurlar kitabı okurken şu sayede anlayabiliyoruz:
Romanlardaki kişilerin nesneler ile olan lişkilerinden dolayı kim oldukları önemli olmuyor. Bu yüzden Atılgan, baş karaktere isim vermek yerine kısaca C. diye hitap ediyor. Bu teknik sayesinde kişilerden çok asıl verilmek istenen mesajı algılıyoruz. Nesneler üzerinden bize C. ve B.'nin bilinçlerini yansıtıyor Atılgan bizlere.
Bu tekniği Franz Kafka'nın " Şato " ve " Dava " kitaplarında yaratmış olduğu 'K.' karakterinden esinlenmiş olduğu gözüküyor. Aynı zamanda Atılgan, sıkça tekrarladığı "kulak" çağrışımları ile geriye dönüş tekniğini de kullanmış olduğu net bir şekilde görülüyor.
KIRKEGAARD'IN VAROLUŞÇULUĞU
İnsan ne kadar toplumdan uzaklaşırsa yani kendi içine, özüne dönerse Kirkegaard'a göre o kişi varoluşuna ulaşmaya