Tilkinin kuyruğu kayaya sıkışmış ve kurtulmak için kuyruğunu kesmek zorunda kalmış. Daha sonra bir başka tilki onu gördüğünde “Kuyruğunu neden kestin?” diye sormuş. Kuyruğu kesik olan; “Böyle kendimi çok mutlu hissediyorum şimdi o kadar mutluyum ki adeta sevincimden havalara uçuyorum” demiş. Bunun üzerine diğer tilki de kuyruğunu kesmiş. Fakat mutluluk yerine şiddetli bir acı çekmiş. Hemen tilkiye gelip; “Neden bana yalan söyledin çok canım acıdı ?” demiş. Tilki; “Eğer acı çektiğini diğer tilkilere söylersen onlar asla kuyruğunu kesmez ve bizimle dalga geçerler.” demiş. Bu iki tilki diğer tilkilere yaşadıkları mutluluğu (!) anlatmışlar. Böylece tilkilerin çoğu kuyruklarını kesmişler. Çoğunluk onlara geçince bu seferde kuyruğu olanlarla dalga geçip onlara eziyet etmeye başlamışlar. Bir toplumda bozulmalar artınca bozuk insanlar iyi insanları ayıplarlar ve dalga geçerler.
Henüz 29 yaşındayken intihar ederek yaşamına son veren Nilgün Marmara,
"Bak bu yara annemden, işte bu babamdan, buradaki ilkokul öğretmenimden, haa şu en derin olan mı onu ben açtım bilmeden. En çok o acıtıyor canımı, en çok da o kanatıyor. "
Diye yazmıştı....
Hayat ki akıp gider bulanık bir su gibi,
Korkulu rüyalarla geçen bir uyku gibi...
Çabalama... Kabul et bunu olduğu gibi!
Hayattan fazla bir şey bekleyenler delidir!