Varoluş felsefesinin önde gelen ismi Søren Kierkegaard, hz.ibrahim ve oğlu ishak.
.
Tasavvuf erbabı diyebiliriz kendisine, aklıma gelen bu oldu. Varoluş, inanç, iman, sadakat ve sevgi -tanrı ve evlat sevgisi-, sorgulama, sorgulamama gibi çok yönlü bir okuma sunuyor.
.
Hristiyanlığın yozlaşmasından da bahsetmiş, aziz pavlus, zat-ı şahane kendini isa'nin havarileri arasına koymayı becermiş meşhur 'baba, oğul kutsal ruh' üçlemesi kendisinin icadı, bir yahudidir daha sonra hristiyanligi seçer (muallak bir konu, hayati boyunca yahudi olduğu söyleniyor) ve hristiyanligin yozlaşmasında baş unsur.
.
Hegel'e çokça gönderme var o olmasa tartışacak kimi seçerdi bilemiyorum, bir konu üzerine çokça örneklendirmeler yaparak konunun özüne taklalar atlattirarak sağlamalar yapmış, kendi rayına oturtturmuş.
.
✏toplumun belirlediği etik anayasaları bir kenara koyma imkanını elde etmiş olsak, asi. o halde tanrının yasaları dışına çıkmayı ahlak kurallarının dışında kalmak varsayiyor isek, ahlaksız olarak. etik kuralları genel bir ahlak temeli olusturuyorsa, ruhani varsayım zeminine indirgedigimizde bireysel özgürlük yani mantik manupile olmuyor değil, etiği ve ahlakı bireye birakmak mutlaga varım da en kısa yol olmalı. toplumsal yasaları bireyin özgür mantığı oluşturduğunu diktelersek, evrensel etiğe uymayan birey etik olgudan yoksun mu yoksa tanrıdan bihaber mi yada tam aksi iyi yaşam kavramına erişmiş bireylerin coğunluk olduğu ve etik bir kökeni olup lakin tanrının yasalarina mantiginin sunduğu öngörü sebebiyle aşina olduğundan onunla çokta alakadar olmayan birey mi iyi insan! etigin temellerini mutlaga varmis bireyler tamamlar, seçicilik burda devreye girebilir düşünsel ve ruhsal zıtlıklar doğduğu sürece ki bu devinim olmadan mutlagin bir sonra ki aşamasını goremeyecegimiz