Şehir insanın her gün ölüp, yeniden doğabildiği bir yerdir. Kasaba ise insanın aynı kişi olarak yavaş yavaş yaşlandığı ama bir türlü ölemediği bir yer...
... Çok uzun zamanı birlikte geçiren çiftler... Çoğu zaman karı-kocadır bunlar, bazen iki kardeş de olabilir. Ana oğullara da rastladım. O kadar uzun zamandır birliktedirler ki artık tek kişi gibi olurlar. Anılarının çoğu ortaktır. Bunları birbirlerine öyle çok anlatmışlardır ki... Artık o anılar kişisel olmaktan çıkıp o iki kişilik dünyanın resmi tarihi haline gelmiştir. Artık ortada bir kişiden, bir kişilikten söz edilemez, iki bedenden oluşan bir benlik vardır. İnsanın kişiliğinin sınırlarının eriyip bir başka insanın kişiliği ile kaynaşması... Yanlış kaynamış kemik gibi. Mutlaka sakatlık bırakır.
Eğer bizden beklenenler hakkında özgürce tartışamadığımız bir ortamdaysak, orada bir yanlış vardır.
Bir masada, oradaki herkesle eşit bir şekilde "Ben şu konuda bana yanlış davrandığınızı düşünüyorum," diyemiyor, başkalarıyla onların bize davranış şekilleri hakkında konuşamıyorsak, hatta bu davranış biçimlerini sorgulamamıza izin verilmiyorsa orada bir istismar vardır.
"...İşte bu nedenle bana kendimi değersiz hissettiren bir söz ya da davranış doğru olamaz. Bütün insanlar eşittir. Bir insan kendisini bir başka insanın yanında ondan daha güçsüz, çaresiz, daha az hak sahibi hissediyorsa bu orada bir sorun olduğunun kanıtıdır."