Ayfer Tunç'u uzun zamandır okumak istiyordum, elime Osman geçince daha fazla vakit kaybetmeden başlamak istedim. Öncelikle Yazarın dili, üslubu, kalemi muhteşemdi, bence bir romanda en önemli konulardan biri de budur. Çünkü durağan, kendini tekrar eden, aşırı yabancı yada eski sözcük kullanımı gibi özellikler beni kitaptan uzaklaştırır. Bilmiyorum Ayfer Tunç tüm kitaplarında mı böyle yoksa Osman'a özel bir durum mu, kitabın dili çok sade yalın ancak basit denilecek bir dil değil. Ama en çok da samimi,olayların aktarımının birincil ağızdan olması bu sıcaklığı daha çok korumuş. Kitabı okumaya başlamadan önce röportaj kısımlarından sıkılabileceğimi düşünmüştüm ama beklediğim gibi olmadı aksine aynı konu hakkında farklı kişilerin farklı görüşlerini okumak hoşuma gitti. Kitabı bitirdiğimde kafamda onlarca soru kaldı. Şebnem'e ne oldu yaşıyor mu ya da cinayete kurban mı gitti, kadın söz konusu komplonun bir parçası mıydı yoksa gerçekten emniyet müdürünün tacizine maruz mu kalıyordu ve en çok merak ettiğim de Osman. Osman intihar mı etti yoksa sadece bir kamyonet kazası mıydı? Bence yazar tüm bunların cevabını okura bıraktı, her okurun kendi çıkarımını yapmasını istedi. Benim çıkarımım şu ki ortada emniyet müdürüne düzenlenmiş bir komplo yoktu, Şebnem ise Osman'ın onu aldattığının farkındaydı ve bu yüzden ondan intikam almak için emniyet müdürü ile birlikte oluyordu ama olayın bu raddeye geleceğini, durumun medyaya yansıyacağını kestiremedi. Osman ise bile isteye kamyonetin önüne atladı. Çünkü son defterinde sürekli ölümden bahsediyor, yaşamak istemediğini bunun ona çok ağır geldiğinden bahsediyordu. Tüm bu yaşadıklarını düşününce ve Osman'ın zayıf, kırılgan, hassas, utangaç ve yumuşak kalbi daha fazla bu acıya katlanmak istemedi, tabi ki bu benim yorumum başka okuyucular da