O uzak ülkelerden gemiler dolusu gelen köleler bu iş için biçilmiş kaftandı. Hegel'i hatırlatan o efendi-köle ilişkisi işte böyle çıktı ortaya. Hocamla, kölesinin birbirlerine her şeyi anlatacaklarını, birbirlerini eğiteceklerini düşünüyordum, uzun uzun konuşmaları gerekiyordu, onları karanlık şehrin içinde, bir odada baş başa kuruyordum. Bu ikili arasındaki ruhsal ilişki ve gerilim bir anda hikayemin temel noktası oluverdi.
Böylece Kâhin'im için bilim ve astronomikitaplarına keyifle gömüldüm. Adnan Adıvar'ın o eğlenceli ve eşsizOsmanlı Türklerinde İlim'i bana aradığım atmosferin renkleriniverdi (Evliya Çelebi'nin de bayıldığı tuhaf hayvan hikâyelerinianlatan Acaib-ül Mahlûkat türünden kitaplar, başka kitaplardandeğiştirilerek uyarlanmış coğrafya risalelerinin olmayan ülkelerivb.). Arthur Koestler'in Uykudagezerler'deki Kepler yorumu (Niyebenim ben?), Leonardo da Vinci'nin çocuksuluğu ve inanılmazbir silah yapma
tutkusu (ötekilere yetişmek ve onlara derslerini vermek için yanıp tutuşanların vazgecilmez hayali), Katip Cele-bi'nin çaresiz kitap kurtluğu (çevrelerinde acılarını ve hazlarınıpaylaşacak kimse olmadığı zamanlar daha da hüzünlü bir güzelliğebürünen bu hastaları sevgiyle selamlıyorum), kahramanlarımaister istemez bulaştı. Ünlü Osmanlı astronomu Takiyüddin'i banatanıtan Prof. Süheyl Ünver'in İstanbul Rasathanesi adlı kitabındavarlığını öğrendiğim Takiyüddinin kuyruklu yıldız hakkında Pa-dişah'a takdim ettiği, bugün kayıp olan muhtıra-i ilmiyeyi kahra-manıma buldurup yorumlatmayı tasarlarken astronomiyle astrolojiarasındaki sınırın belirsizliğini biliyordum. Bir başka kitapta iseastroloji konusunda şöyle yazıyordu: “Bir düzenin yıkılacaği tah-minini yürütmek o düzeni devirmek için fena bir yol sayılmaz.”Bütün siyasetçiler gibi Başmüneccim Hüseyin Efendi'nin de bukehanet ilkesini can havliyle uygulamaya çalıştığını, daha sonralarıNaima Tarihi'nde okudum.