Hastalık söz konusu; hangi yetişkin olsa kabullenmekte zorlanır. Sen vicdanlı bir insansın, vicdan da seni kendi sorumluluk alanının ötesindeki şeyler nedeniyle kendini suçlamaya sevk etmediği sürece değerli bir nitelik.
Rufus ağır depreston ya da kaygı yaşadıkları için kendisine gelen hastalarına şöyle diyor: Rahatsızlık hissettiğin için deli değilsin. Arızalı değilsin. Kusurlu değilsin. Bazen de Doğulu filozof Jiddu Krishnamurti'den alıntı yapıyor: "Hasta bir topluma iyi uyum sağlamış olmak sağlık ölçütü değildir."
Joanne yas acısının akıldışı olmak şöyle dursun, zorunlu olduğunu söylüyor. Kızı Chayenne için, "Onun ölümünü atlatmak istemiyorum ki," diyor. "Onun ölümünün uyandırdığı acıyla bağlantı halinde kaldığım için işimi böylesine yürekten, böylesine şefkatle yapabiliyorum," diyor. Bu sayede olabildiğince dolu dolu yaşıyor. "Hissettiğim o suçluluk ve utançla, o ihanetle başkalarına hizmet ederek bütünleştim ben," derken arkasındaki tarlada kurtarmış olduğu atlardan bazılarının koşuştuğunu görüyorum. "Yani bir bakıma ondan her gün özür diliyorum. Seni güven içinde dünyaya getiremedim, affet beni; bu yüzden senin sevgini dünyaya getireceğim." Bu sayede başkalarının acılarını daha önce yapamadığı bir şekilde anlamaya başlamış. "Bu beni daha güçlü kılıyor." diyor, "en hassas noktalarımda dahi."