"Yorucu hayatının bir tiyatro oyunundan ya da korkunç bir hayaletten öteye gitmediğini anlamıştı. Yanıbaşında öylece duran ölümün yüzü, uzun zaman önce kaybolup sonra geri dönen bir akraba gibi tanıdıktı."
"Artık, en büyük kız olarak gösterdiği sadakatin olgunluğundan değil namertliğinden, korkaklığından olduğunu biliyordu. Bu, hayatta kalmanın tek yoluydu."