Yetişdirdiğim S Sınıflar. Bölüm:96
Yerim: Ahjussi, özel göz altı merkezi! Yoojin: Evet Yer-im, şimdi gördük biz de! Taewon: Mahkum kaçmaya çalışmış olabilir. Han Yoojin'in güvenliğini garanti altına almalısınız. Yerim: Uh... Şöyle ki, lonca lideri bazı işleri nedeniyle orada olacağını söylemişti... Yoojin: O zaman şu patlama... Eyvahlar olsun koş, koş, koş! Yerim: Beni bekle! adasfa Adam kardeşini tanıyor.
Robin Hood'un 12. yüzyıldan günümüze uzanan evrimi, aslında muktedirlerin ve dönemin sosyo-politik dinamiklerinin, kitlelerin dilindeki bir anlatıyı nasıl manipüle edip kendi çıkarlarına göre "evistleştirebileceğinin" kusursuz bir simülasyonu. Sınıfsal Kimliğin Değiştirilmesi (Özgür Çiftçilikten Soyluluğa) ​İlk Dönem: İlk yazılı kaynaklarda Robin Hood, bir aristokrat değil, köylünün bir tık üstünde yer alan özgür bir çiftçidir (yeoman). Radikaldir, doğrudan kurulu düzene ve yozlaşmış kurumlara (kilise ve toprak sahipleri) başkaldırır. ​Kırılma (16. Yüzyıl ve Sonrası): Üst sınıflar ve devlet aygıtı (örneğin VIII. Henry) figürü benimsedikçe, sistem için tehlikeli olan bu "haydut" kimliği törpülenir. Karakter, haksızlığa uğramış soylu bir figüre (Sir Robin of Locksley) dönüştürülür. Bu yapısal değişiklik, anlatının yıkıcı gücünü elinden alır; çünkü artık sorun sistemin kendisi değil, sistem içindeki bazı "kötü aktörler" (Prens John gibi) haline gelir. Ahlaki Griliğin İdealize Edilmesi (Katil Hayduttan Aile Dostu Kahramana) Özgün Efsane: Erken dönem baladlarında Robin, ahlaki açıdan gri, çıkarları için şiddete ve cinayete başvurmaktan çekinmeyen, manipülatif bir ortaçağ düzenbazıdır. Yoksullara yardımı birincil amaç değil, sistem karşıtlığının doğal bir yan ürünüdür. Modern Dönem: 19. yüzyıl Viktorya dönemi ahlakçılığı ve 20. yüzyıl Disney sineması, karakteri tamamen sterilize ederek "zenginden alıp fakire veren" fedakâr bir halk kahramanına, hatta çocuk kitaplarının sevimli bir figürüne indirger. Anlatıların Manipülasyonu ve Günümüz Sosyolojisi Robin Hood efsanesinin bu iki ucu arasındaki uçurum, günümüz dünyasındaki "anlatı inşası" (narrative building) ve sosyal medyanın yarattığı kabilecilikle doğrudan örtüşüyor. İnsanlık, karmaşık ve gri olan gerçekliği kabul
Felsefe
Reklam
Modern siyasal ve ahlâkî düşüncenin büyük bölümü adalet, özgürlük, eşitlik, haklar veya ilerleme gibi kavramlar etrafında şekillenmiştir. Bu kavramlar insanlığın ortak tecrübesini anlamlandırmak için güçlü araçlar sunmuş olsa da aynı zamanda yeni körlükler de üretmiştir. İnsan çoğu zaman yalnızca çıkarlarının değil, haklılıklarının da tutsağıdır. Tarih boyunca ideolojiler, dinler, uluslar, sınıflar ve hatta evrensel değerler adına yürütülen mücadelelerin ortak özelliği, kendilerini haklı görürken yarattıkları körlükleri fark etmekte zorlanmalarıdır. Bu nedenle temel soru artık yalnızca “Ne doğrudur?” değildir. Daha derindeki soru şudur: Haklı olduğumu düşündüğüm için neyi göremiyorum? Bu soru bizi adalet teorilerinden insanlık haline, ilkelerden ilişkilere ve kesinlik arayışından dikkat sorumluluğuna doğru götürür.
Felsefe
Haklılıktan Dikkate: Sorumluluk, Körlük ve İnsanlık Hali Üzerine Bir Deneme Modern siyasal ve ahlâkî düşüncenin büyük bölümü adalet, özgürlük, eşitlik, haklar veya ilerleme gibi kavramlar etrafında şekillenmiştir. Bu kavramlar insanlığın ortak tecrübesini anlamlandırmak için güçlü araçlar sunmuş olsa da aynı zamanda yeni körlükler de üretmiştir. İnsan çoğu zaman yalnızca çıkarlarının değil, haklılıklarının da tutsağıdır. Tarih boyunca ideolojiler, dinler, uluslar, sınıflar ve hatta evrensel değerler adına yürütülen mücadelelerin ortak özelliği, kendilerini haklı görürken yarattıkları körlükleri fark etmekte zorlanmalarıdır. Bu nedenle temel soru artık yalnızca “Ne doğrudur?” değildir. Daha derindeki soru şudur: Haklı olduğumu düşündüğüm için neyi göremiyorum? Bu soru bizi adalet teorilerinden insanlık haline, ilkelerden ilişkilere ve kesinlik arayışından dikkat sorumluluğuna doğru götürür. Haklılığın Körlüğü İnsan yanlışlarından olduğu kadar haklılıklarından da etkilenir. Yanlış yaptığımızda savunmaya geçeriz; haklı olduğumuzu düşündüğümüzde ise sorgulamayı bırakırız. Bu nedenle tarihsel felaketlerin önemli bir kısmı kötülükten değil, doğruluğundan emin olmuş insanların körlüğünden doğmuştur. Her haklılık bir bakış açısı sunar; fakat aynı zamanda bir görüş alanı da oluşturur. Görüş alanı ise zorunlu olarak bir kör nokta üretir. Dolayısıyla ahlâkî mesele yalnızca doğruyu savunmak değildir. Kişi kendi doğrularının ürettiği görünmezliklerden de sorumludur. Muafiyet Arayışı İnsan zihninin en güçlü eğilimlerinden biri muafiyet arayışıdır. Bazen tarih adına konuşuruz ve sorumluluğu tarihe bırakırız. Bazen piyasa adına konuşuruz ve sorumluluğu mekanizmalara bırakırız. Bazen millet, din, devrim, ilerleme veya insanlık adına konuşuruz ve kendi payımızı görünmez
Felsefe
(Rüya) (Bir sahnede öğrenciler bayan bir profesöre hışımla sorular yağdırıyordu. Bir öğrenci el kaldırdı ve profesör söz verdi. Kurulda 5 tane profesör vardı dikkatlice söyleşiyi izliyorlardı.) Öğrenci: Merhaba Benim sorum geçmiş çağlarda yaşamış bir yazar hakkında Berke’yi biliyor musunuz ? (Kurul yaka silkti,tedirgin bir şekilde Profesöre baktılar.) Profesör: Evet biliyorum. Öğrenci: Ne kadar ülkemizin benimsemediği bir yazar olsa da son 30 senedir batıda sevilen bir isim. Siyasiler için ağır ithamları var,Siyaset makamının bir aslanı bile köpekleştirebileceğine dair söylemlerini de yer yer gördük. Ayrıca onun kaleminde sınıflar arasında keskin bir kutuplaşma görüyoruz. Yüksek sosyete - Üst sınıf - Orta sınıf - Alt sınıf şeklinde Aydının kalemine göre Bunların biri- hissettirmemeye çalışan bireyler çıksa bile- gerçeklikte diğerinden kendini üstün görüyor. Ve bu kutuplaşmalardan ne aşk ne dostluk ne de arkadaşlık çıkmayacağını aydın şiddetli bir şekilde ifade etmiş. Devir bir dinazor devri değil ve ben bu söylemlere inanmak istemiyorum. İnsanlığın ayrım gözetecek kadar gelişmediği fikri beni çıldırtıyor ki inanmıyorum aydına. Toplumsal sınıfların her birinin kokuşmuş olduğunu ve çok farklı görünmelerine rağmen birbirinin aynısı olduğunu da yazmış Sistemlerin her biri için de sömürü aracı dediği gibi kendini geliştirememiş erkeklerin -ki çoğunluğu böyledir diyor- kadına bir obje - zevk için kullanılacak bir nesne -gözüyle baktığını söylüyor. -Bunun da bir palavra olduğunu düşünüyorum- Eserlerinde kadını erkekten üstün tutuyor ve tamamıyla hür olması gerektiğine değiniyor ve aşkın milyonda bir olduğunu savunuyor. Anlaşılamayacak bir aydın olduğunu biliyor ve sizden Dürüst olmanızı istiyorum. Anlattıkları kanıtla tescillendirilip ispat edilebilecek şeyler mi
📌 Sevgili arkadaşlar Mehmet hocamız 6- 7 Haziran tarihlerinde 2 günde toplamda 10 saatte tüm Coğrafyayı tekrar edeceği kamp duyurusunu paylaşıyorum. 😇 Kontenjan sınırlıdır sınıflar dolduğunda kapatılacaktır. Canlı katılmak isteyenler hemen yerini alsın. 🏃‍♀️Kampın içeriği afişte yazıyor almak isteyenler i kanala özel %25 indirim kodunu kullanabilirler Kod: KAMP25 Not: canlı katılamayacaklar için videolar kayıt altına alınacaktır sınav tarihine kadar dilediği sayıda sınırsızca izleyebilir.👌 Kamp bağlantı Linki ⬇️ egitakademi.com/paket/820-2026-...
Reklam
Reklam