Bizim dönemimizde Robert Kolej'i Robert Kolej yapan, ders dı­şı etkinliklerdi. Gazeteler, dergiler, yıllıklar yayınlanır, resim sergileri açılır, atletizm yarışmaları, futbolda, basketbolda sınıflar arası lig maç­ları yapılır, konserler, açık oturumlar düzenlenir, sık sık ünlü sanatçı­lar, politikacılar, bilimadamları çağrılıp konferans vermeleri sağlanırdı. Klasik müzik klübünden bilardo klübüne kadar onlarca klüp, dernek vardı.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
“Bir bireyin bir başkası tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun bir başka ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kalkar. Ulus içinde sınıflar arasındaki karşıtlık sona erdiğinde, ulusların birbirine karşı düşmanca konumu da sona erer.”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aslında sanat tarihi boş vakti bol olan sınıflar için lüks erbaplığından, şarap tadımı ya da el yapımı eşya alışverişi gibi tatil eğlencelerinden arta kalan zamanda çıkılan kültür turlarında kullanılabilecek bilgi dağarcığından çok daha fazlasını sunar. Günlük hayatta kadın imgesinin nasıl kişinin bedeninin yargılamaya dayalı fikirlerle oluşturulduğunu, Rönesans tablolarından çıkan tecavüz kültürüyle ilgili sohbetleri, klasik dişi canavar Medusa'nın resimlerinin beyaz milliyetçiliği ve üstünlüğüyle bağlantısını veya günlük yaşam bloglarının Hollanda Altın Çağı tablolarında resmedilen ev hanımı konseptiyle nasıl aynı temaya sahip olduğunu gösterir bize.
Sayfa 22
Yurt bilgisi ve tarih derslerini, yedinci ve sekizinci sınıflar bir araya gelip, birlikte dinlerdik. Bir gün Emin Bey tarih dersinde, Rus çariçesi Yekaterina'nın Baltacı Mehmet Paşa'yla çadırında yattığını anlatırken, Leon Perof oturduğu yerden, <<Yalaaan!>> diye seslendi. Emin Bey dişini sıktı, hiç yanıt vermedi. Sonra bir punduna getirip Leon Perof'a: -Bak Leon, dedi, sen hepimiz gibi Türk uyruklusun. Diyelim ki, Ruslarla Türkler arasında bir savaş çıktı; sen Ruslar tarafında savaşıyorsun, öğretmenin ben de Türkler tarafında. Cephede karşılaşırsak beni öldürür müsün, öldürmez misin? Leon Perofhiç düşünmeden: -Öldürürüm, diye yanıt verdi.
Dünyada referandumla yapılan hiçbir devrim, hiçbir büyük ilerici ahlım ya da modernleşme projesi yoktur. Eski sınıflar, bir önceki çağın kültürel kurumları ve örgütleri kayıtsız şartsız değişime direnir, işin doğasında bu vardır. Bu bir tarihsel-sosyolojik bir yasadır. Direnirler ve çatışırlar. Engels'in ünlü, "Zor, yeni bir topluma gebe olan, her eski toplumun ebesidir" ifadesinde sözünü ettiği yasadır bu.
Düşünüyor, baştan aşağı bir "hayıf" kesiliyordu sık sık. Boşa gecirmis gibi lise yillarini. Bir sey sanip ezberledigi bilgilerin teki işe yaramıyor işte. Ustyapı dediler mi "şehirlileri anlardı, gibi geçirmiş lise yıllarını, Bir şey sanıp ezberlediği bilgilerin "köylüler" altyapı. "Üstyapı köylüleri eziyor!" derdi örneğin. Ne kadar ters! Bunu bile doğru düzgün öğretememiş lise; hey koca lise! Her şeyin ekonomiye bağlı, ötekilerin hepsinin birer "yansı" olduğunu öğretememiş! İyi ki yükseköğrenim diye gel. di buraya. Bir "okumus cahil" olarak yitip giderdi yaşam deni. zinde! Bilmeyecekti üretim biçimlerini, üretim güçlerini, üre tim güçleri içinde insanların sınıflar halinde yer aldığını, her insanın bir sınıfa bağlı olduğunu, en devrimci, ilerici sınıfın işci sınıfı, yani proleterya olduğunu! Tarihsel gelişmenin son çö zümde "devrim"le gerçekleştiğini... Toplumların ilkel komünal üretim biçiminden, köleci, feodal, kapitalist, sosyalist üretim biçimlerine ulaştığını, şimdi gündem maddesinin sosyalizm olduğunu, bundan dolayı devrim denilince artık yazı devrimi, şapka devrimi, kılık devrimi, ölçü tartı devrimini anlamanın yanlış olduğunu... Dünyaya örnek ve önder bir kurtuluş savaşından sonra ne yaptı Atatürk? Birtakım üstyapı reformlan ile çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracağını sandı feodal kalıntılar içindeki Türkiye'yi! İzmir İktisat Kongresi'nde temelli kapitalist bir yön tutturdu. Onun için elli yıl geçtiği halde toplum yerin-de saydı; çağdaş uygarlık düzeyine bir türlü çıkamadı. Çağdaş uygarlık düzeyi sosyalizmin ta kendisiydi! Bu gerçeği nasıl da sakladılar liselerde bile! En doğru işi, kurduğu cumhuriyeti gençliğe emanet etmesi Atatürk'ün.İşte şimdi gençlik, emekçileri bilinçlendirip işçi ve köylüleri örgütleyerek, Türkiye'yi sosyalizme erdirecekti. Cumhuriyet
Sayfa 254 - Literatür yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat