Bencillik insanlığın en eski hastalıklarından biri miydi? Yoksa biz mi çağlar geçtikçe daha bencil olduk bilmiyorum. Bildiğim tek şey, artık insanların iyiliği bile bir kazanç hesabına dönüştürmüş olması. Birine yardım ederken dahi içimizden sessizce şunu sorarız "bunun bana ne faydası olacak?". Eskiden büyüklerimizin dilinden düşmeyen bir söz vardı "iyilik yap denize at". Şimdi ise o söz unutulmuş eşyalar gibi zamanın tozlu raflarında kaldı. Günümüzde bencillik yalnızca normalleştirilmiyor neredeyse bir erdem gibi sunuluyor. Sürekli kendini düşünmek, kimseye ihtiyaç duymadığını kanıtlamaya çalışmak adeta bir güç gösterisi sayılıyor. Oysa insanın kendini düşünmesi elbette kötü bir şey değildir. Fakat yalnızca kendini düşünmek, insanın yüreğindeki merhameti yavaş yavaş söndürür ve merhametini kaybetmiş bir kalp hala ne kadar insan kaldığı üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir konudur. Ben bencil insanları, güzelliğinin yalnızca kendisine ait olduğunu sanan çiçeklere benzetiyorum. Oysa bir çiçeği yaşatan yalnızca kendisi değildir; yağmur vardır, güneş vardır, toprak vardır. İnsan da böyledir ne kadar güçlü görünürse görünsün, başka insanların sevgisine, saygısına ve varlığına ihtiyaç duyar. Çünkü hiçbirimiz tek başına tamamlanan varlıklar değiliz. Bu yüzden hangi milletten olduğumuza, hangi sınıfta yaşadığımızı büyütmeden bakalım birbirimize. Sonuçta hepimiz aynı acizlikleri taşıyoruz. Paranıza fazla güvenmeyin;bir dolandırıcı bütün birikimimizi alabilir. Sağlığınıza fazla güvenmeyin bir hastalık hayatınızı değiştirebilir. Güzelliğinize fazla güvenmeyin bir sivilce aynaya bakışınızı değiştirmeye yeter.
İnsan bazen sahip olduklarının geçiciliğini unutuyor ve kendine olduğundan fazla anlam yüklüyor. Oysa hayat, insana eninde sonunda her şeyin faniliğini