Yazarın ilk romanı olmasına rağmen kurgunun işlenişi, karakterlerin dinamizmi ve o akıcı anlatımı beni gerçekten yakalamayı başardı. Alice ve Henry arasındaki o tatlı çekim, ilk başta birbirlerinden nefret ediyor gibi görünseler de aralarında filizlenen o samimi bağ içimi sıcacık yaptı.
Hikayeye değinecek olursak; prestijli Airington Lisesi'nde son sınıfta okuyan Alice, okulun tek burslu öğrencisi. Zengin ve elit ailelerin çocuklarının gittiği bu okulda alt sınıftan birinin barınması neredeyse imkansızken, Alice zekası ve çalışkanlığıyla okul birinciliğini kimseye kaptırmıyor. Tabii bir de onun bu birinciliğini her sene paylaşmak zorunda kaldığı akademik rakibi Henry Li var. İkisi de inanılmaz rekabetçi ve mükemmeliyetçi. Alice tam bir bilgi makinesi; hatta dürüst olmak gerekirse onun bu aşırı uçlardaki hatasız olma çabasını kendime çok yakın buldum ve karakteri bu yüzden ayrı bir sevdim.
Her şey yolunda giderken Alice, ailesinin artık okul masraflarını karşılayamayacağını öğreniyor. Hayatı tepetaklak olmuşken aniden görünmez olmaya başlıyor. Ve işin en tuhafı, etrafındaki herkes onu tanıyıp popülaritesini bilirken, başı sıkıştığında bu durumu anlatabileceği tek bir yakın arkadaşı bile yok. O da çaresizce bu sırrını paylaşmak için nefret ettiği rakibi Henry’nin yanına gidiyor.
Açıkçası Henry'nin ve çevredekilerin bu fantastik durumu bu kadar çabuk kabullenmesi ve sakin kalması bana biraz gerçek dışı geldi. Ben olsam kesinlikle çok daha büyük bir şok yaşardım. Neyse, kurgunun büyüsünü bozmamak için buraya çok takılmıyorum. Alice ve Henry bu gizemi nakde çevirmek için birlikte "Pekin Hayaleti" adında gizli bir uygulama başlatıyorlar. Alice, öğrencilerin gizli isteklerini takip ederek ciddi bir para kazanmaya başlıyor.
**Genelde bu tarz lise kurgularında çok
tek kelimeyle okumakta bu kadar zorlandığım nadir kitaplardan olarak tarihe geçti. ölü canlar ile yarıştı resmen. neyinden bu kadar nefret ettim bilmiyorum. aradığımı bulamadım bir türlü. hikaye hiç derinleşmemiş. herşey yüzeysel. bir sürü olay oluyor. deniz şeytanı - balıkçılar- şeytanın babası - deneyler - adamın kıza aşık olması - kızın başkası ile evlenmesi. sırala sırala bitmiyor. bunun haricinde dili akıcı, normalde kolay okunabilir bir kitap aslında. 13-15 yaş arasında belki daha etkili bir kitap olabilirdi. benim için sınıfta kaldı.
Su AdamıAleksandr Belyaev · İthaki Yayınları · 20174,493 okunma
Sonra üzgün tilki kürkçü dükkanına geri dönmüş (diye başlayalım, meselenin ne tilkiyle ne de kürkçü dükkanıyla ilgisi var, yani yok, demiş kafası dolu tilki), yarım yamalak telefon detoksumuzun aslında sonuna gelmedik çünkü tam bir başı olmadı, bu da böyle olmuş olsun diyip detoks muhabbetini geçiyoruz.
Sizden uzak kaldığım vakitte na bu kitabı bitirdim, ayrıca Frankenstein'a olan eziyetim de bitti ve 2 gün sonra filan da onu atarım inşallah. Bu kitabı geçen hafta bitirdim ama yorum yazmayı o günlerde istemediğim için bugüne kaldı (bitti mi girizgahın Allah'ın delisi). -bitti.
Kitaba ne zaman başladım, neler oldu, süreci cartı curtu bu kitapta geçeceğiz inşallah ve sadece kitaba vızırdayıp bitireceğiz (biraz gerginim kusura bakmayın). Yazarın, okuduğum ilk kitabıydı, çok da memnun kaldım, yazar bizi iyi karşıladı (bilenler için Yakup TV esintisi). Kitap tahmin edeceğiniz üzere roman tarzı bir kitap değil, mikrobiyotamızı ve halkın anlayabileceği bazı basit sağlık konularını gerek resimleyerek gerek örnekleyerek fakat bütününde basite indirgeyerek anlatan bir sağlık-araştırma kitabı. Özellikle başlarında benim gibi cahil biri için çok dikkat çekici bir kitaptı, yutmak ve soluk almak arasındaki sistem farkını anlatan kısma hayran kalmıştım, altını çizerek okuyordum fakat sonra kitaba ara verip tekrar başlayınca altını çizmeyi bırakmıştım, daha sonra yine ara verip tekrar başladım ve altını çizerek okumaya devam ettim, böyle yapmasaydım kitabı harcamış gibi hissedecektim. Aldığım verimden ya da bilgilerden inanılmaz büyülendiğim bir kitap mı hayır ama alanında uzman birinin benim gibi bir cühela için böylesine zorlu araştırma ve konuları anlayabileceğim şekilde anlatması beni açıkçası mutlu etti (kafam çorba gibi, böyle prenses cümleler bana ait olamaz), kitabın böyle
Kitap neyin ödülünü almış hayret. Tavsiye etmiyorum. İthaki yayınları sınıfta kaldı. Yayınevi olarak sizden alacağım kitaplara ön yargılı yaklaşacağım artık.
Bu kitap için söyleyebileceğim kısaca; çerezlik olması. Tam bir Türk dizisi tadında. Ver kanala oynasın. Verilmek istenen düşünce güzel aktarılmak istenen tema güzel ama konu maalesef sınıfta kaldı beklentiniz yüksek olmasın puanlaması yüksek ve tavsiyelerde çokça bulunuldu ancak demek istediğimi okuyunca anlarsınız.
Canımın CanıMelike İlgün · Kırmızı Kedi Yayınları · 202471 okunma
Psikolojik gerilim mi? Sadece gülerim. Tek bir soru: Psikolojik nerede, gerilim nerede?
ÇOK CİDDİ SPOILER (SÜRPRİZBOZAN) İÇERİR!
Bugün kağıt üzerinde harika temalar vaat eden ama uygulamada tam bir fiyaskoya dönüşen bir kitapla geldim. Anne; evlilik, annelik, lohusa depresyonu ve toplumsal baskıların karmaşıklığını ham ve dürüst bir portreyle inceleme iddiasında. Keogh, beklenmedik dönüm noktalarıyla okuyucuyu diken üstünde tutmaya çalışıyor ama dürüst olalım: Bu kitapta inanılmaz derecede fazla ve zorlama olay örgüsü vardı! Gelin, neden sevemediğimi adım adım konuşalım:
Ne Anlatıyor?
Hikaye, dışarıdan mükemmel görünen Nick ile mutsuz bir evliliğin içinde sıkışıp kalan Sarah Westfield’ı merkezine alıyor. Sarah daha yolun başında evlenmemesi gerektiğinin farkında aslında. İlişkiyi kurtarmak için Nick bir bebek sahibi olmayı öneriyor, Sarah da bir arayı düzeltip mutluluk getireceğini umarak gönülsüzce kabul ediyor. (Küçük bir kamu spotu: Bu her zaman berbat bir fikirdir, sakın yapmayın!) Beklenen oluyor; bebekleri Kaya dünyaya gelince işler daha da kötüleşiyor ve kapana kısılmışlık hissi yoğunlaşıyor. Sarah taze aileleri için bir gezi teklif ediyor, dışarı çıkıyorlar ve bom! Kaya kaçırılıyor. Kitap da bu noktadan sonra Westfield’ların evliliğini ve bebeği kimin, neden kaçırdığını çözmeye odaklanıyor.
Karakterlerle Bağ Kurabilen Var mı? (Sanmıyorum!)
Bir gerilim romanında ana karakteri sevemediğinizde o kitabı okumak gerçekten çok zor bir işe dönüşüyor. Bu kitapta peşinden gittiğimiz ana karakterlerin ikisinden de kelimenin tam anlamıyla nefret ettim!
Sarah Westfield: Tek kelimeyle berbat biri! Bencil, duyarsız, kafa karıştırıcı kararlar alan ve başkalarını asla umursamayan bir kadın. En yakın arkadaşı Jade’in bir noktada onu yerin dibine soktuğu sahnede