İyilik mi, Hayatta Kalma İçgüdüsü mü?
Ürün linki: amzn.to/4uXGvuP Bu kitap çok büyük. Sadece uzunluğunda değil, aynı zamanda bir bağlılıktır. Bir insan hakları avukatı Dexter Dias, aldatıcı derecede basit bir soruyu yanıtlamak üzere yola çıktı: Bizi hem olağanüstü zalimlik hem de olağanüstü şefkate ne kabiliyetli kılıyor? Toplama kampı yapan aynı tür nasıl hastane de inşa edebilir? İhtiyacı olan bir yabancının yanından geçen bir insan nasıl olur da hiç tanımadığı birini kurtarmak için yanan bir binaya girer? Verdiği şey temiz bir psikolojik çerçeve değil, insan davranışının uç noktalarına sürükleyici, çoğunlukla yıkıcı bir yolculuk. Dias kitabı 10 "türü" civarında insan oluşturur, hepimizin içinde var olan, durum, bağlam ve beynimizin gizli mimarisi tarafından harekete geçer. Bu tipler kişilik kategorileri değildir. Onlar potansiyel. Kapasiteler. Sınırlarımıza zorla girdiğimizde ortaya çıkan kendimizin versiyonları. Kitap yarı araştırmacı gazetecilik, yarı sinirbilim, yarı felsefi, yarı anı kitabıdır. Dias savaş bölgelerine, soykırım anıtlarına, mülteci kamplarına ve araştırma laboratuvarlarına gidiyor. Zalimlikten kurtulanlarla, faillerle, muhbirlerle ve empati ile kayıtsızlık arasındaki düğmeyi neyin değiştirdiğini anlamaya çalışan bilim adamlarıyla röportaj yapıyor. Her bölüm yeni bir tür tanıtıyor, Acı Algıcısı, Kurtarıcı, Saldırgan, Terk Eden ve okunması neredeyse dayanılmaz hikayelere dayanıyor. "neredeyse" diyorum çünkü kitap aynı zamanda zorunlu olarak okunabilir. Dias'ın hikaye konusunda gazeteci içgüdüsüne ve bir avukatın kanıt konusunda hassasiyetine sahip. Merkezdeki insanları asla kaybetmeden vaka çalışmalarını, tarihsel hesapları ve son teknoloji araştırmaları bir araya getiriyor. Bilgiyi özümsemiş gibi hisseden bir bölümü bitiremezsin. Bir şeye tanık olmuş gibi hissetmeyi
Ölümün Sonu
Üç cisim problemi 3'ncü kitap Ölümün sonu.
Alıntı
Reklam
Sinirbilim ve beyne ait günümüze ulaşan ilk yazılı çalışma mısırlılar ait : Edwin Smith Papirüsü.
1K
sinirbilim alanındaki bazı araştırmalar, şikâyet ve yakınmanın sürekli tekrar edilmesinin beynin kaygı ve korku devrelerini daha fazla aktive etmeyi öğrendiğini, bunun da kişinin olayları yorumlama biçiminde kalıcı bir modele dönüştüğünü söylüyor. örneğin aynı kayıp iki farklı sonuç doğurabiliyor. biri içinden sürekli “ben hep şanssızım” dediğinde zihni gerginlik ve kötü beklentiye alışıyor, diğeri “bu bir dönem, bundan ders alırım” dediğinde ise zihni dayanıklılığa ve yeniden denemeye uyum sağlıyor, olay aynı kalıyor ama insan değişiyor. işte bu anlamı peygamberimiz ﷺ son derece dikkat çekici bir ifadeyle, içsel bir hâli tarif edercesine şöyle açıklıyor; “müminin hâline şaşılır. çünkü onun her işi hayırdır ve bu durum yalnızca mümine mahsustur. ona bir sevinç isabet ederse şükreder, bu onun için hayır olur. bir sıkıntı isabet ederse sabreder, bu da onun için hayır olur” (müslim
Psikoloji info müthiş Büyün çareleri denemiş en son iplere yaslanmışmı 4sene oldumu Hayatın derin düzensizliği normal insanı bile nevroza düşürebilir freud.(Nevrozunda çeşitleri var kendini camdan aşşağı atma gibi) Psikolojik rahatsızlıkları olan biri ya kendine zalim olur ya da alim olur Tendeki monad zihindeki monadın hatrına Bizi gerçekten korkutan ve umutsuzluğa düşüren şey,dışımızdaki olayların kendileri değil,fakat bizim onlar hakkındaki düşüncelerimizdir.Bizi rahatsız eden,şeyler değil,onların anlamını yorumlama biçimimizdir. Acıların sebeplerini azapta görmek Bir insanın çaresizlikle yapmış olduğu eylem Kul hakkı kibrit kutusu Değersiz olan galip gelir Birinin kötü haline kızmaktansa onun o halinden Allahütealanın rızasını kazanmaya çalış Öfkenin getirdiği yara kabuk bağlamaz kanamaya devam eder Kötü kişilere iyi olmayı değil ılımlı olmak öğretilmelidir.Akrep gibi birini sokamadığında kendini sokacak. Kozmik bulut Aklını yitiren aşıklar gerçek aşkı gösterdi konuşan dille kulağa hoş sedalar verd Delilden hareket edeni imandan mahrum Decartes delilden doğruda olabilir yanlışta Yükselmek nasıl oluyor biliyormusun abla zikirlerlede olur bulunduğun basamağı temizlersin ama en büyüğü.Başına iş gelicek ama sende bunu doğru şekilde geçiceksin
Bazı insanların sarsılmaz bir iradeye sahip olmasının gerçek nedeni... Disiplin değil. Bu, çoğu insanın adını bile duymadığı bir beyin yapısıyla ilgili. Sadece siz "acı çektiğinizde" gelişen ve ne kadar uzun yaşayacağınızı bile öngörebilen bir bölge: “Anterior Mid-Cingulate Cortex (aMCC)” İrade sandığımız şey aslında bir karakter özelliği değil, beynimizdeki bir bölgenin fiziksel hacmidir. Sinirbilimci Dr. Andrew Huberman, bunu "sinirbilim tarihinin en önemli keşiflerinden biri" olarak tanımlıyor. Çünkü bu bölge, irade hakkında bildiğimiz her şeyi değiştiriyor. İşte “Anterior Mid-Cingulate Cortex (aMCC)” hakkında bilmeniz gerekenler: 1. "İrade Kasının" Merkezi aMCC, beynin duygusal isteklerle mantıksal hedefler arasındaki köprüsüdür. Bu bölge ne kadar büyükse, kişinin zorluklara karşı direnci o kadar yüksektir. 2. Gelişmenin Tek Şartı: Sürtünme Bu bölge sadece yapmak istemediğiniz bir şeyi kendinizi zorlayarak yaptığınızda büyür. • Önemli: Eğer yaptığınız zor işten keyif almaya başlarsanız (örneğin sporu sevmek), aMCC büyümesi durur. • Sinyal: İçinizden gelen "Bunu yapmak istemiyorum" sesi, gelişimin başladığı sinyaldir. 3. "Kullan ya da Kaybet" İlkesi aMCC dinamiğidir. Zorluklardan kaçtığınız anda bu bölge hızla küçülür. Süper atletleri ve çok uzun yaşayan (süper yaşlılar) insanları ayıran temel fark, bu bölgeyi hayat boyu aktif ve büyük tutmalarıdır. • Konfor alanı = Küçülen beyin yapısı ve zayıf irade. • İçsel direnç + Eylem = Güçlü aMCC ve sarsılmaz irade. Yazan: Karl Mehta Çeviri:Aylin ER x.com/i/status/200227...
Bilim
Reklam
Reklam