Uluslararası denizcilikte "light vessel" (fener gemisi) denilen o sevimli yapılar uzun kahırlı seferlerin, pervanenin o yorulmadan denizi döven kanatlarıyla çiğneyip geçtiği binlerce mil mesafenin, gökle deniz arasında yaşanan binbir çilenin sonunda gemiciye karanlığın içinden gülen sevgililerdir. Elde dürbün, karanlıklarda esen tipi, duvar gibi sisleri delip geçmeye zorlanan kısılmış gözler, dikkat kesilmiş endişeli yüzler, fener gemisinden karanlığa göz kırpan ışığın ilk fark edilişi ile birden rahata erer. Sinirler boşalır, bir sigara yakılır, bir kahve daha söylenir. Sanki karanlıkta el yordamıyla güvenilir, tutunulacak bir ele dokunulmuştur. Yaklaştıkça o ışık büyür, güçlenir, giderek bir gülümseme olur. O aralıklarla çakan ışık demeti, gelen gemiye, gemicilere, karanlıkların içinden uzanan sıcak bir kadının kolları gibidir. Gizem doludur, davet yüklüdür..
İnsanlarda neden yükseklik korkusu olur?
Yükseklik korkusu, genellikle düşmekten korkma ya da boşluktan tedirgin olma diye bilinir ama tam da öyle değildir. Bu, esasında bir denge sorunudur. İnsanın dengesi birkaç unsur tarafından belirlenir: Görme, dokunma ve duyma. Olağan hareketler sırasında, bütün bu unsurlar kesişir ama olağandışı bir harekette, değişik sinirler tarafından bu hareketle ilgili olarak beyne yollanan bilgiler çelişki yaratır. Beyin bunları yorumlamakta zorlanır. Deyim yerindeyse beynin "kafası karışır".
Sayfa 37 - Yakamoz
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Madde 33 Tutkuların merkezi kalp değildir.
Ruhun tutkuları kalpte duyduğunu düşünenlerin görüşüne gelince, bu dikkate değer bir düşünce değildir, zira bu görüş sadece tutkuların kalpte bazı değişme ve bozulmalar hissettirmesi üzerine dayandırılır. Oysa bu değişmenin beyinden kalbe doğru inen küçük bir sinir aracılığıyla kalpteymiş gibi hissedildiğini fark etmek kolaydır. Nitekim acı ayak sinirleri aracılığıyla ayaktaymış gibi hissedilirken, yıldızlar da ışıkları ve optik sinirler aracılığıyla gökteymiş gibi görülürler; nasıl ki ruhumuzun yıldızları görebilmek için gökte olması gerekmiyorsa, tutkularını kalpte hissetmesi için de işlevlerini doğrudan kalpte yerine getirmesi zorunlu değildir.
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası kültür Yayınları Hasan Ali Yücel klasikler dizisi·Kitabı okuyor
Araştırmacılar deneklere sevdikleri parçaları dinletip o anda beyinlerinde uyarılan bölgelerin görüntülerini çıkardıklarında --} Nükleus akkumbens, --} Hipotalamus --} Ventral Tegmental bölge adı verilen üç farklı yapının aktif hâle geldiğini gözlemledi. Aslında bu bölgeler beyindeki dopamin adı verilen, sinirler arası iletişimi sağlayan ve psikolojik durumu etkileyen bir molekülden etkilenir. -->Uyuşturucular da beynin bu bölgelerini etkiler. -->} Antropolog Helen Fisher âşık olan insanların beyinlerini görüntüleme teknikleri ile incelediğinde--> yine aynı bölgenin yani -->ventral tegmental bölgenin uyarıldığını buldu. Ventral tegmental bölge ve dopamin ayni zamanda beynin "ödül sisteminin" de parçaları. Dolayısıyla hoşumuza giden bir müziği dinlediğimizde -->beynimizdeki ödül sistemini harekete geçiriyoruz ve bunun sonucunda da güzel duygular hissetmeye başlıyoruz.
Keşke 8 yeselerdi
"Sanki Milli takım,elin Çinlisine ya da Japon'una 8-0 yenilmiş gibi sinirler geriliyordu."
UYUŞTURUCU VE MÜZİK AYNI ETKİ!
Araştırmacılar deneklere sevdikleri parçaları dinletip o anda beyinlerinde uyarılan bölgelerin görüntülerini çıkardıklarında nükleus akkumbens, hipotalamus ve ventral tegmental bölge adı verilen üç farklı yapının aktif hâle geldiğini gözlemledi. Aslında bu bölgeler beyindeki dopamin adı verilen, sinirler arası iletişimi sağlayan ve psikolojik durumu etkileyen bir molekülden etkilenir.