Ama o tcavüz değil bak, olgu. Tcavz de bi örnek zaten. Bak sen!
Puan vermedi·651 syf.··
2026 3. kitabı
İlk ikiyüz sayfasına kadar net favorilerimde ilk üçe gireceğini düşündüğüm, son sayfada ise bok görmüş gibi ifade ve iştahsızlıkla kapağını kapadığım bir kitap. Baştan şunu belirteyim, ben asla yazarın kanaat önderliği yapmasını, illa finalde kötülüklerin cezalandırılmasını gerekli bulan biri değilimdir. Ama yazarın alt tonda ne tür bir zihniyete sahip olduğunu da anlayamayacak kadar gerizekalı biri olmadığımı düşünüyorum. Tamam, başrolün yediği bütün naneler bu sefer bir olgu olarak, gerçeğin kendisi değil de sürekli bir varsayım olarak yaşanıyor ve olayların rüyaya benzer bir belirsizlik taşıdığı da kesin. Ama finalde "bu zaten bi rüya o yüzden tecavüze de o kadar tepki vermeye gerek yok" diye bağlayamazsın, hadi bunu da illa olgulara bağladık ve ben fazla doğruculuk yapıyorum diyelim, rüyasında tecavüze uğramış bi kıza failinin egosu kırılmasın, aman ponçik kalbi üzülmesin diye hala psikolojik hizmet yaptırmaz, daha da kötüsü bunu mağdur kızın kendisi canıgönülden şevkle isteyerek yapıyo, bakın kızın da umrunda değil abartmayın minvalinde bir gözdağı ile vermezsin. Okuyucuyum ben, senin temcit pilavını yemek için almadım bu kitabı! Eserlerinde aksiyon olarak safi cinselliği kullanan bir yazarsın sen. Ve kitabında bir değil, iki değil, üç farklı şekilde "tecavüzü de çok abartmayın yeaa" alt tonuyla yedirmeye çalışıyorsun. Her boku bir sebebe illa bağlattın, hepimizi olağanüstü subjektif bi yoldan "kalıp dışı kanılara" sevk ettirdin diyelim, yine de bir şeyi bu kadar ısrarla tekrar etmenin cevabı düpedüz dayatmadır, öyle olduğuna inandırmaya çalışmaktır. Hassiktir oradan murakami. Vallahi tadım tuzum bozuldu ya, bi kere de amk dünyasında şu suç "şeytana uydum ağam" diye subjektif bahanelerle kabullendirilmeye çalışılmasın ya, bunu zaten faillerin kendisi yapıyo biz de
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
7/10
·416 syf.··
2025 22. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 18:06
Marcus Weeks – Dakikalar İçinde Din Alt başlık boşuna iddialı değil: “Dünyanın köklü inançlarına dair 200 temel kavram”. Bu kitap ne yapıyor, ne yapmıyor? • Akademik ama boğucu değil. İlahiyat kitabı gibi ağır ağır ilerlemiyor. • Ansiklopedi tadında ama ruhsuz değil. “Madde madde geçelim” demiş ama aralara bağlam, tarih ve kültür de serpiştirmiş. • Tarafsız durmaya çalışıyor. İslam, Hristiyanlık, Yahudilik, Budizm, Hinduizm, Taoizm, Şinto, yerel inançlar… Hepsi masada. • “Hakikat budur” iddiası yok. “İnsanlık bunları böyle anlamış” diyor. Kısacası: Öğretmek istiyor ama yönlendirmek istemiyor. ⸻ Şimdi dürüst olayım: Bu kitap imanı güçlendirme kitabı değil, ama imanı düşünen insan için çok kıymetli. Şöyle düşün: Aynı sorular… Ben kimim? Neden buradayım? Ölümden sonra ne var? İnsanlık bu soruları binlerce yıldır soruyor. Bu kitap da diyor ki: “Bak, farklı coğrafyalar bu sorulara nasıl cevap vermiş.” Hayatın bir yolculuk olduğu, bu dünyanın son durak olmadığı fikri bende çok güçlü. İşte bu kitap, o fikrin yalnız olmadığını fark ettiriyor. İnsanlık topluca aynı boşluğa bakmış, sadece farklı kelimeler kullanmış.
2025 Okuma Raporları
Dakikalar İçinde DinMarcus Weeks · Kronik Kitap · 2022559 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·288 syf.··
2023 58. kitabı
Jonathan Clements’in Kısa Japonya Tarihi, Japonya’nın binlerce yıllık geçmişini mitolojik başlangıçlardan modern dönemin küresel güç dinamiklerine kadar yoğun ama anlaşılır bir dille sunmaya çalışan güçlü bir sentez çalışmasıdır. Clements’in kitabı, Japonya tarihini yalnızca savaşlar üzerinden okumayan; kültür, toplum, din ve sosyal değişim unsurlarına öncelik veren yaklaşımıyla öne çıkar. Bu yönüyle, klasik “askerî tarih odaklı Japonya anlatıları”ndan ayrılır. İsimlerin Kökeni ve Kültürel Algı Clements, Japonya’nın dışarıdan nasıl adlandırıldığına dikkat çekerken, senin vurguladığın gibi Batı dillerindeki “Cipangu, Xipangu, Japan” gibi varyantların; yerli halkın ada ülkesine verdiği Nippon / Nihon – “Yükselen Güneşin Diyarı” isminden ne kadar uzak olduğunu gösterir. Aynı adın Çin’de Riben, Tang döneminde ise Yatbun şeklindeki telaffuzlarla kullanılması, hem bölgesel hem fonetik etkileşimlerin izlerini sunar. Clements’in de belirttiği üzere Japon karakterlerinin telaffuzları, Modern Mandarin’den çok Ortaçağ Çincesine yakındır; bu da Japonya’nın dil-vocabüler katmanlarının tarihsel derinliğini açık eder. Şinto’nun Kurucu Rolü Kitapta Şinto yalnızca bir din değil, Japon siyasi otoritesini meşrulaştıran kültürel bir bağlayıcı unsur olarak sunulur. Bunun en güzel sembollerinden biri, senin eklediğin ve bin yıl sonra Japonya’nın milli marşı Kimigayoya dönüşecek olan şiirdir: “Sürsün hükmün Sekiz bin yıl üzerine bin yıl daha Çakıllar kaya olup Yosunla kaplanana kadar.” Clements’in anlatısında Şinto, Japon devlet inşasının hem başlangıç noktası hem de süreklilik sağlayan ideolojik çerçevesidir. Soyluluk, Mitoloji ve Himiko Tartışması Kitap, Japon aristokrasisini üç sınıfta ele alır: Göçmen kökenliler, İmparator soyundan gelenler, Gök ve Yer tanrılarının soyundan
Tarih
Kısa Japonya TarihiJonathan Clements · Kronik Kitap · 202374 okunma
10/10
·651 syf.··
Beğendi
·
2025 89. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 04:54
Haruki Murakami (1949- ) Kyoto Japonya Eser yayın tarihi : 2002 Murakami , gerçek ile hayalin sınırında gezinerek modern insanın ruhunu, yalnızlığını ve arayışını çok sade ama büyülü bir dille anlatır. Bu eser hen bir kaçış hikâyesi, hem de kahramanın bilinçaltı ile yüzleşip annesi tarafından terkedilme travmasını iyileştirme hikâyesidir. Muhteşem, akıcı, bilinçaltı sembolik ve mitlerle anlatımla ilgilenenlerin kaçırmaması gereken bir eser yazar benim favorim oldu Murakami’nin Sahilde Kafka’yı bu kadar büyülü ve çok katmanlı yapan şeylerden biri, romanın dokusuna Japon, Batı ve Yunan mitolojisini aynı anda örmesidir. Bunlar gizli semboller değil; romanın ruhunu taşıyan omurgalardır. Murakami dünyasında insanlar bazen kedilerle konuşur. Bu aslında “gerçekten kediyle konuşmak” değil; karakterin kendi bilinçaltıyla konuşmasıdır. Murakami’de kedi göründüğünde çoğu zaman hikâye gerçeklikten biraz ayrılmaya, daha rüya-vari ve metafizik bir alana kaymaya başlar. Japon edebiyatında ve mitolojisinde kedi: ruhani varlık, koruyucu, gizem taşıyan iki dünya arasında gezen bir figürdür. 1) Oidipus Mitolojisi (Yunan) Romanın en merkezi mitolojik referansı Oidipus mitidir. Kafka Tamura’nın kaderi, Oidipus’un kaderinin modern bir yorumudur: • Kaderinden kaçmaya çalışması • Kehaneti bozma çabası • Annesi–baba figürleriyle çarpık duygusal bağ • Bilinçaltındaki suçluluk ve kaçınılmaz yüzleşme Murakami, Oidipus’un “kaçamayacağın yazgı” temasını günümüze taşır. Bu yüzden Kafka’nın yolculuğu hem fiziksel hem psikomitolojik bir kaçıştır. 2) Japon Şinto Mitolojisi – Ruhlar, Kapılar ve Kedigiller Şinto inancında: • Doğada yaşayan ruhlar (kami) • Kapı görevi gören kutsal alanlar • Hayvanlarla iletişim kurabilen “saf ruhlu” kişiler
Alıntı
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
8/10
·72 syf.··
2025 93. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2025 09:52
Uzak doğumun en ilgi çekici kısmının sakinlik ve sadelik içerisindeki bilgelik arayışıdır. Üstelik bunu doğayla iç içe ve doğaya saygı duyarak yaparlar. Şinto ise bu felsefenin en önemli ustasıdır. Kitapta doğaya saygıdan ve doğanın gücünden çokca bahsediyor. Bu kitabı okurken aklıma bu söz geldi: ‘’Doğayla olan bir savaşımız var eğer kazanırsak kaybedeceğiz’’
Şinto'nun Yolu Doğanın Kalbine GiderAslı Perker · Destek Yayınları · 2021232 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2025 17:37
Doğa aşkıyla şehirde büyüyen bir çocuk olarak okurken o kadar dolu dolu hissettim ki bunu nasıl kelimelerle anlatabilirim bilmiyorum. Gezme anlayışı park, bahçe olan, sürekli durup gökyüzüne bakan, gözlerini kapatıp rüzgarla konuşan, odamda uzanırken kendimi ormanda hayal eden, parklara gidip ağaçlara sarılan o deli olarak gerçekten kitapta kendimden çok şey buldum. Bir kültürün benim garip huylarımı felsefe edinmiş olması açıkçası beni şaşırtmadı değil. Bana kimi yerlerde farklı bakış açıları sunmuş olmasını da çok sevdim. Bu kadar minik ve kısa bir kitaba bu kadar dolu dolu cümleler sığmış olması da bir ayrı güzeldi. Kime, neye inanırsak inanalım dünyanın ve bizim geri kalan ömrümüzde, yıllarımızda bir bütün olduğumuzun, doğanın da bizim bir parçamız ve bizim de doğanın bir parçası olduğumuz gerçeğinin farkında olarak yaşamamızı kalbimin en derinlerinden diliyorum. Kitapta da dediği gibi "Bırakın size deli desinler, ama gidin bir ağaca sarılın, yaprağını öpün. Çünkü bizi bir tek sevgi kurtaracak."
Şinto'nun Yolu Doğanın Kalbine GiderAslı Perker · Destek Yayınları · 2021232 okunma