Ebu Zer (r.a.)'den rivayetle;
Resul-i Ekrem: 'Sana bedene hafif fakat terazi de ağır basan bir amel öğreteyim mi' buyurdu.
Ebu Zer: 'Evet Ya Resullulah' deyince,
Resul-i Ekrem: 'Sükut etmek, güzel ahlaka sahip olmak, lüzumsuz şeyleri terk etmektir.' buyurdu.
Enes bin Mâlik Resul-i Ekrem'in; 'kişinin imanı müstakim olmaz kalbi müstakim olmadıkça, kalbi doğru olmaz dili doğrulmadıkça. Komşusu şerrinden emin olmayan kimse cennete giremez.' buyurduğunu ifade etmiştir.
Göz renklerden, kulak seslerden, el cisimlerden başkasını anlayamaz. Diğer azalarda böyledir. Lakin dilin sahası geniştir. Onun bir manisi yani imkânının sonu yoktur. Onun hayır ve iyilikler de geniş meydanı olduğu gibi kötülüklere de götüren yolu vardır. Dilini salıverip dizginlerine sahip olmayanı şeytan her sahada oynatır. Ve onu büyük bir uçurumun kenarına iterek helâke sürükler.