Ah Nelli.. Ağlamaktan kendimi toparlayamıyorum. Bu kadarı.. Bu kadarı nasıl olabilir diyorum her defasında. Kısacık ömrüne bu kadar acıyı sığdırman.. Sonunda ise yine acılarla ölüp gitmen..
Zavallı İvan Petroviç.. Senin kadar iyi insanlar kaldı mı dünyada.. Doğrusunu söylemem gerekirse bu soruya 'evet' yanıtını vermek bir hâyli güç geliyor.. Senin gibi iyi niyetli, yürekten seven, merhametiyle herkesi kuşatan, şerefli ve bir o kadar adalet yanlısı insanlar hep varolsun..
Ve prens.. Asla prens ünvanına sahip olmayı hak etmeyen şeref, karakter, soy, insanlık, merhamet gibi kavramların her birinden yoksun olan hayvan demeye dahi değmeyen(hayvana hakaret olan) yaratık.. Kendinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen, pislik, düzenbaaazzzz.. İnan bana çok daha fazlasını hak ediyorsun..
İncelemeye bir türlü başlayamadığımın farkındayım çünkü çok canım yandı. Nelli kadar asla değil ama..
Kitaba dair görüşlerimi yada düşüncelerimi paylaşmayacağım.. İçeriğine dair bilgi de vermeyeceğim. Çünkü duygularımdan arınmakta ve sağlıklı bir inceleme yapmakta zorlanıyorum. Tüm kötülerin hak ettiği şekilde yaşamasını ve acılar içinde ölmesini temenni ediyorum. Şuan öfkeyle bu kadar acımasız konuşuyorum evet (eksik bile konuşuyorum çünkü çok daha fazlasını hak ediyor) ama biliyorum ki içimde bir yerlerde kötüye dahi acıyan bir merhamet duygum var.. Bağışlamak mı, hayır! Temennim kötülük edenler karşılığını bulup acılar ile kıvrandığında rast düşmeyelim. Yanlışlıkla acırım filan aman, uzak olsunlar.. Herkese keyifli okumalar (tabi bu kitabı okurken bu ne kadar mümkün olur bilmiyorum)