Çok daha güçlü işlenebilirdi ama...
5/10
·260 syf.··
2026 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 05:04
KİTABIN ÖZÜ Yazar şehirler üzerinden kültürü, toplumsal belleği ve insan hikâyelerini anlattığı; gezi yazısı, deneme ve kültürel gözlem arasında duran ilginç bir eser. Yazar, farklı kentleri sadece mekân olarak değil o şehirlerin taşıdığı hafıza ve kimlik üzerinden okumaya çalışıyor. GÜÇLÜ YÖNLERİ İlginç tema Şehirleri sadece coğrafi alanlar değil de yaşayan kültürel varlıklar olarak ele alması oldukça dikkat çekiciydi. Kültürel perspektif Kentlerin tarih, insan ve toplumsal hafıza ile ilişkisini göstermesi açısında değerli buldum. Farklı şehirler üzerinden düşünme fırsatı Mekân ve kimlik ilişkisine dair farkındalık yaratıyor. ZAYIF YÖNLERİ Dağınık yapı Bölümler arasında güçlü bir bütünlük hissi yok. Derinlik eksikliği ve sınırlı düşünsel yoğunluk Kent sosyolojisi ya da şehir kültürü konusunda güçlü analiz bekleyenler için (benim gibi) aşırı yüzeysel kalıyor. Anlatım temposu dalgalı Bazı bölümler etkileyiciydi ancak çoğu bölüm sıradan gezi yazısı hissinden kurtulamıyordu. KİMLERE HİTAP EDİYOR?
Kitap Simyacıları
Kentlerin KalbiYaşar Seyman · Bilgi Yayınevi · 20231 okunma
Puan vermedi
İngiliz yazar David Szalay’ın 2025 Booker Ödülü’ne layık görülen ve Türkçe baskısı İthaki Yayınları (2026) tarafından yapılan romanı "Beden", modern erkeğin varoluşsal krizlerini, yalnızlığını ve toplumsal normlar karşısındaki sıkışmışlığını "çıplak" bir gerçekçilikle ele alıyor. Kitap, geleneksel başarı öykülerinden ya da derin içsel hesaplaşmalar barındıran klasik kurgulardan çok farklı. Yazar, okuru karakterin zihninden kasıtlı olarak uzak tutarak, her şeyi dışsal eylemler ve fiziksel varlık üzerinden aktarıyor. Romanın merkezinde István adında, son derece sıradan ve yaşamın içinde oradan oraya sürüklenen bir adam yer alıyor. István, hayatta büyük hedefleri olan, azimli biri değil; çoğunlukla başkalarının talepleri ve şans eseri önüne açılan kapılardan geçerek ilerliyor. Roman, onun ergenliğinden yaşlılığına uzanan kronolojik ama fragmanlar halinde sunulan bir ömrü kapsıyor. Hikaye; ordudan ıslahevine, ardından bir iş insanının hayatını kurtarmasıyla değişen kaderinden Londra’nın lüks çevrelerine uzanan bir yükselişi odak noktasına alıyor. İstvan, para ve güç odaklı modern dünyada sınıfsal olarak hızla yükselip aynı hızla dibe vurabiliyor. "Beden" kavramı, karakterin dış dünya ile bağ kurabildiği neredeyse tek araç. István; sevgiyi, yakınlığı, öfkeyi, şiddeti ve tiksintiyi sadece fiziksel dünyada ve cinsellikte bulabiliyor. Bu nedenle anlatı, sert ve yer yer pornografik öğeler barındıran temalar içeriyor. Yazar, bedeni hem ruha ev sahipliği yapan bir kafes hem de modern dünyada kapıları açan bir sermaye olarak konumlandırıyor. István, hiçbir şeyi tutkuyla arzulamamasına rağmen büyük bir güce ve servete erişiyor. Ancak aşk, statü ve zenginlik arasında sıkışıp kaldıkça, bu kontrolsüz güç onu mahvetme noktasına getiriyor. Çevresindekileri de peşinden aşağı çeken,
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026322 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi
Jason Dessen, geçmişte parlak bir fizikçiyken kariyerini bir kenara bırakıp ailesini seçmiş bir üniversite profesörüdür. Eşi Daniela ve oğlu Charlie ile mutlu, sıradan bir hayat sürmektedir. Ancak bir gece, maskeli bir yabancı tarafından kaçırılır, bayıltılır ve tanımadığı bir laboratuvarda gözlerini açar. İlginç olan, buradaki insanların onu çok iyi tanıması ve ona bir kahraman gibi davranmasıdır. Jason, uyandığı bu yeni gerçeklikte sarsıcı detaylarla karşılaşır: Eşi Daniela ile hiç evlenmemiştir ve bir oğlu yoktur.Kuantum süperpozisyonu teorisine dayanarak boyutlar arası geçişi sağlayan devasa bir "Küp" inşa etmeyi başarmış dahi bir bilim insanıdır. Jason, çok geçmeden korkunç bir gerçeği fark eder: Kendisini kaçıran maskeli adam, kariyerini seçtiği paralel bir evrendeki kendisidir (Jason2). Jason2, sahip olduğu büyük başarıya rağmen yalnızlıktan pişman olmuş ve "aile babası" olan Jason’ın hayatını çalmak için boyut değiştirmiştir. Jason, kuantum kutusunu kullanarak sonsuz olasılıktaki paralel evrenlerin arasında kaybolur. Tek bir amacı vardır: Kendi orijinal evrenini bulmak, karısına ve oğluna geri dönmek.Ancak sonsuz seçenek arasından doğru dünyayı bulmak neredeyse imkansızdır ve attığı her yanlış adım, kabus gibi evrenlerin kapısını aralar.  "Bizi biz yapan şey nedir? Başarılarımız mı, yoksa sevdiğimiz insanlarla kurduğumuz bağlar mı?" Roman, hayatımızda yaptığımız seçimlerin bizi nasıl tamamen farklı insanlara dönüştürebileceğini sorgulatıyor. Yazar Blake Crouch, kuantum fiziğinin çoklu evren teorisini kullanarak insanlığın en eski ve en derin sorgularından birini masaya yatırıyor: "Ya başka bir yolu seçseydim?" Kitap bittiğinde aklınızda yalnızca Jason’ın amansız yolculuğu kalmıyor. Kendi hayatınızın dönemeçlerine dönüp bakıyor, aldığınız kararları ve
Karanlık MaddeBlake Crouch · ‎ İthaki Yayınları · 2026445 okunma
Puan vermedi
Başka Şarkılar Söyler Zaman, bizi 80'ler ve 90'ların Türkiye'sine götürüyor. Toplumsal baskıların hayatları şekillendirdiği, insanların çoğu zaman duygularını bile özgürce yaşayamadığı yıllara... Yazar, dönemin ruhunu öylesine başarılı yansıtıyor ki kendinizi bir anda eski mahallelerde dolaşırken, sahaflarda kitap karıştırırken ya da bir pastanenin köşesinde gençlerin hayallerine kulak verirken buluyorsunuz. Cengiz dışarıdan bakıldığında sıradan görünen ama içinde büyük bir yük taşıyan genç bir adam.Çocukluğundan beri peşini bırakmayan bir sır, onun hayatını, seçimlerini ve ilişkilerini derinden etkiliyor. Üstelik bu sır yalnızca ona ait değil; geçmişten bugüne taşınan, birçok insanın kaderine dokunan ağır bir miras. Dila ise romanın en güçlü karakterlerinden biri. Aşkını, hayal kırıklıklarını ve yaşadığı acıları tüm gerçekliğiyle hissediyoruz. Onun hikâyesi yalnızca bir kadının hikâyesi değil; yıllarca susmak zorunda bırakılmış, sesi duyulmayan pek çok kadının da sesi oluyor. Cengiz'in yaşamını şekillendiren sırrın kökleri, geçmişin sessiz tanığı Güllü Ana'ya, yaşananları içine atan Gülsen Hanım'a ve sonunda bu suskunluğa başkaldıran Dila'ya kadar uzanıyor. Üç kuşak, üç farklı kadın ve aynı travmanın farklı yüzleri... Dila geçmişin yüküyle mücadele ederken hayatına Necmi giriyor. Dila'nın taşıdığı acıları ve saklanan gerçekleri bilmesine rağmen onu koşulsuzca sevmeyi seçen Necmi, romanın en etkileyici karakterlerinden biri. Onun sevgisi, fedakârlıkla sınanan sessiz ama derin bir aşka dönüşüyor. Geçmişin gölgesinde büyüyen sırlar, suskunlukla örülmüş hayatlar ve tüm bunların ortasında kendi olabilmek için cesaretle mücadele eden insanlar... Başka Şarkılar Söyler Zaman, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; kuşaklar boyunca aktarılan travmaların, yüzleşmenin ve
Başka Şarkılar Söyler ZamanMeltem Trubody · Destek Yayınları · 202412 okunma
Kitap sevmeyen çocuğa bile okutur
10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Pofidik'in enerjisi ve olaylara yaklaşımı hikâyeyi baştan sona keyifli kılıyor. Su parkında başlayan sıradan bir günün kısa sürede gizemli bir maceraya dönüşmesi tempoyu hiç düşürmüyor. Mizahı yerinde, aksiyonu da çocukların ilgisini canlı tutacak kadar hareketliydi. Özellikle Pofidik'in sakarlıkları birçok sahneyi daha eğlenceli hâle getirmiş. Eğlenirken merak duygusunu da koruyan, akıcı ve yüz güldüren bir çocuk kitabıydı.
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202642 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Altı Harfli Bir Tatlı Bu kitabı okurken gerçekten kendimi bir ailenin salonunda oturuyormuş gibi hissettim. Hani çaylar konmuş, herkes aynı odada ama kimsenin içi tam olarak birbirine açık değil ya… İşte tam o atmosfer. Çok tanıdık, çok bizden. Dışarıdan bakınca sıradan bir aile gibi görünüyorlar ama sayfalar ilerledikçe o suskunlukların, yarım kalmış cümlelerin altında neler saklı olduğunu fark ediyorsun. Küçücük bir sözün yıllarca nasıl taşındığını, bir bakışın bile insanın içinde nasıl iz bıraktığını anlatıyor. O “altı harfli tatlı” aslında sadece bir şeyin adı değil; sevilmek, kabul edilmek, anlaşılmak… Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey. En sevdiğim tarafı şu oldu: Kimse tamamen suçlu değil, kimse tamamen masum değil. Birine kızıyorsun, sonra onun içini görünce yumuşuyorsun. “Tamam ya, o da böyle büyümüş” diyorsun. Bu da kitabı çok gerçek yapıyor. Çünkü gerçek hayatta da böyle değil mi zaten? Sermin Yaşar’ın dili yine çok sade ama o sadeliğin içinde kocaman duygular var. Bağırmıyor, dramatize etmiyor ama bir cümleyle kalbine dokunuyor. Ben okurken kendi ailemi düşündüm, çocukluğumu düşündüm.. Bitirdiğimde böyle tatlı bir hüzün kaldı içimde. Çok ağlatan bir kitap değil belki ama insanı içten içe yakalıyor. Gerçekten samimi bir aile hikâyesi okumak istersen, hiç düşünmeden öneririm. #altıharflibirtatlı #şerminyaşar #cansununkitapligi #reels #books
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma