Şirin

Şirin
@sirincoskun
Gothic Tales
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2024 16:36
Her birinin birbirinden ilginç olay örgüsü, gotik eserlerin belli başlı özelliklerinin sağlam temeline oturtulmuş seçme öykülerden oluşuyor kitap. Elizabeth Gaskell, konuları bakımından daha çok toplumsal meseleleri mercek altına aldığı, realizm anlayışını yansıtan romanlarına keskin bir tezat oluşturacak şekilde hikayelerinde "gotik" teriminin ilk akla getirdiği doğaüstü unsurlara yer vermekten kaçınmamış. Lakin gerçeklikten tamamen koptuğu da söylenemez; daha ziyade, hakikati kendi hayal gücünün potasında eriterek ürettiği öyküler bunlar. Başka bir deyişle, bu öyküler ne saf gerçeklikten, ne de salt uçuk kaçık hayallerden ibaret; aksine ikisinin kusursuz bir birleşimi olma niteliğini taşıyorlar. Düş gücüne gerçeklik tarafından kısmen gem vurulduğu izlenimine kapılmak da mümkün. Sözgelimi kitapta yer alan "Disappearances" isimli hikaye, o dönemin kayıp vakalarından esinlenilerek yazılmış, içeriğindeki gizem unsurunun baskın bir şekilde hissedildiği bir anlatı. Bunun yanı sıra "Lois The Witch" adlı uzun soluklu hikaye de tarihte gerçekten yaşanmış Salem Cadı Mahkemeleri'nin arka planına tutulan bir ayna mahiyetinde. Gaskell, tarihe damga vurmuş bu acımasız katliamın neden ve nasıl gerçekleştirildiğini, beraberinde ne gibi sonuçlar getirdiğini kendi yorumunu katarak son derece çarpıcı bir anlatımla gözler önüne sermiş. Derlemenin içinde en beğendiğim öyküler "The Old Nurse's Story," "Lois The Witch," "The Poor Clare," ve "The Grey Woman," oldu. Sonuncuyu adeta diken üstünde okudum desem yalan olmaz; gotik ögelerin gizemli ve tüyler ürpertici bir olay örgüsüyle harmanlanması okuyucuda bittabi böyle bir etki yaratıyor sanırım. Uzun lafın kısası, Elizabeth Gaskell'in bu kitapta yer alan öykülerinde gotik kurgunun ayırt edici izlerine rastlamak mümkün. Gaskell, türün ilk
Edebiyat & Roman
Gothic TalesElizabeth Gaskell · Penguin Classics · 20003 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Little Women
9/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2024 20:44
This book holds a very special corner in my heart, for while reading about the lives of the four March sisters I realised that my own character is a blend of traits from Meg, Amy, Beth and Jo; and that I possess a bit of each of their distinctive features in my soul. Honestly, this made the events in the book more relatable and familiar to me since I had the chance to empathize with the feelings, thoughts and decisions of the March sisters. Just like Meg, I have a girlish fancy for pretty clothes and comfortable lifestyles. I enjoy dressing up and attending to elegant events, as Meg does. Most people I know tell me that I have always been mature for my age, so I dare say that Amy March's graceful manners and her "precocious" behaviours are similar to mine, though I never want to give the wrong impression that I am arrogant or conceited, since I don't put any particular effort in order to be dignified. I mean, it's just how my character is; something I can't change, because of its completely natural presence. As for Beth March, I can't help noticing the strong resemblance between her introvert soul and mine. Among the four sisters, Beth is the most tranquil, silent and calm one; yet she is contented with her life, doing the things she likes on her own, and preferring to be absorbed in her small but pleasant hobbies instead of spending her time in the crowded society. A part of me is just like Beth, in terms of her tendency to live a quiet and peaceful life. Now, if you asked me to make a comparison between the sisters, and decide which one I feel myself closest to, I would probably say Jo March. A huge part of my personality consists of Jo's traits, and throughout the book I always found myself relating to her sweet or bitter experiences, and comparing them with my
Edebiyat
Little WomenLouisa May Alcott · Penguin Classics · 201819,5bin okunma
Zıt Kutuplar Birbirini Çeker: Kuzey ve Güney
9/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2024 13:23
Fabrika bacalarından çıkan kirli dumanın nefes almayı zorlaştırdığı, makine gürültülerinin dinmek bilmediği, ticari menfaatlerin bütün insani duygulardan üstün tutulduğu, patronlar ve işçiler arasındaki azılı rekabetin günlük hayatın akışına egemen olduğu, paraya her şeyden çok önem atfedilen bir sanayi kasabasında, birbirinden taban tabana zıt iki insan arasında aşk yeşerebilir mi? Güneydeki köyü Helstone'un yemyeşil doğasına, huzurlu atmosferine tutkun Margaret Hale ve uzun yıllar yaşadığı sanayi şehri Milton'un acımasız rekabet ortamını kanıksamış, otoriter fabrikatör John Thornton'un hikayesi bunun mümkün olduğunu gösteriyor bize. Elizabeth Gaskell'in yazdığı Kuzey ve Güney, kişilikleri yaşadıkları farklı bölgelerin özellikleriyle yoğrulmuş iki karakterin aşık olma sürecini anlatmasının yanı sıra, 19. yüzyıl İngiltere'sinin acı toplumsal gerçeklerine ayna tutan zengin muhtevası bakımından da okura son derece keyifli, sürükleyici ve hatta yer yer hüzünlü bir okuma deneyimi vadetmekte. Özetle aşk ve romantizm denildiğinde akla ilk gelen Jane Austen romanlarının, toplumsal sorunları realist bir bakış açısıyla ele alan Charles Dickens romanlarıyla harmanlanmış halini düşünebilirsiniz. Roman Margaret Hale'in, bir rahip olan babası kiliseye hizmet etmekten vazgeçtiği için güneydeki çok sevdiği köyü Helstone'u geride bırakıp sanayinin kalbi olarak adlandırılan Milton kasabasına taşınmasını takiben burada tanıştığı zengin fabrika patronu Bay Thorton'la arasında zamanla aşka evrilecek bir çekim yaşanmasını anlatıyor. Kitabın merkezinde esasen Margaret ve Bay Thornton olduğu, farklı hayat tarzlarının hüküm sürdüğü farklı bölgelerden gelmeleri nedeniyle yaşadıkları çatışmalar ön planda tutulduğu halde Elizabeth Gaskell olayları sadece bu ikili arasında yavaş yavaş temelleri
Edebiyat
Kuzey ve GüneyElizabeth Gaskell · Koridor Yayıncılık · 2022653 okunma
Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi
9/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2023 20:50
Scott Fitzgerald, "dünyaya 70'li yaşlarında bir ihtiyar olarak gelip giderek gençleşseydik ne olurdu?" sorusuna bir cevap niteliğinde kaleme almış bu öyküyü. Onun bu soruya elli sayfalık bir yanıt vererek Benjamin Button karakterini yaratması, Mark Twain'in bir sözünün teşvikiyle gerçekleşmiş aslında. İhtiyar bir insan ile küçük bir çocuğun zihninin işleyişi arasındaki tezata, iki yaş grubunun hayatın her alanında şu ya da bu bu biçimde tezahür eden farklılıklarına nüktedan bir üslup kullanarak çok güzel dikkat çekmiş. Bana kalırsa gençler ile yaşlılar arasındaki bu farklılığı teşkil eden en belirgin unsur deneyim sahibi olma meslesidir. Yaşlıların hayat tecrübesi daha fazladır, üstelik ömürleri boyunca çok şey görüp geçirmiş olmanın kaçınılmaz mükafatı olan son derece engin bir bilgi birikimine sahiptirler; ancak kitapta Benjamin Button için tam tersi söz konusu. Benjamin'in tecrübe edinimi yaşı ile ters orantılı olarak ilerliyor, mesela görünürde 15 yaşında bir oğlan çocuğuyken yirmi-otuz sene önce İspanyol-Amerikan savaşına katıldığını, Hildegarde adında bir kadınla evlendiğini ve babasının toptan hırdavat şirketinin başına geçerek şirkete en parlak dönemini yaşattığını söyleyebiliyor. Tabii gittikçe gençleşmenin olumsuz yanlarını, Benjamin'e yaşattırdığı zorlukları göz ardı etmemek lazım. Gerek insan ilişkilerinde, gerekse de eğitim hayatında anormal yaradılışı sebebiyle çok büyük sıkıntılarla karşılaşıyor Benjamin. Scott Fitzgerald kitap boyunca, yaşın insanın zihni ve davranışları üzerindeki inkâr edilemez etkisini gözler önüne seriyor. Bir çırpıda keyifle okunabilecek, çıtır çerezlik bir kitap arıyorsanız bu öyküyü kaçırmayın derim :)
Edebiyat
Benjamin Button'ın Tuhaf HikayesiF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202027,9bin okunma
Yaz Rüzgarı
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2023 14:58
Kristin Hannah, romanlarında insan ruhunun en kırılgan köşelerini irdeleyerek karakterlerin iç dünyasına ustalıkla ayna tutan bir yazar. Bunu artık iyice anlamış bulunuyorum. Eserlerinde işlediği konular genellikle aynı çizgide ilerliyor ve fazla değişkenlik göstermiyor, ancak bunun bir sorun teşkil etmediğini de belirteyim. Hangi kitabını okursanız okuyun, satırların arasına değerli bir mücevher gibi gizlenmiş bir ana fikir olduğunu fark ediyorsunuz ve Hannah'nın samimi üslubu sayesinde karakterlerin sevincine, üzüntüsüne ortak olurken buluyorsunuz kendinizi. İşte bu yüzden benzer temaları okumak, sıkıcı olmaktan çıkıp bilakis keyifli bir hale geliyor. Okuyucu, eline kazma kürek alıp sayfaları çevire çevire kitabın derinliklerine nüfuz etmeye, yazarın kendi elleriyle oraya yerleştirdiği hazineyi - vermek istediği mesajı- bulup çıkarmaya çabalıyor çünkü. Söz konusu bu mesaj da genellikle aşk, aile, arkadaşlık ilişkileri, evlilik ve evlilikte karşılaşılan zorluklar gibi konularla ilgili oluyor. Fakat anlatılmak istenen şey ne olursa olsun, Kristin Hannah insan kalbinin en derin sırlarını gün yüzüne çıkarmayı asla ihmal etmiyor.
Edebiyat
Yaz RüzgarıKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 2014899 okunma