Bir yeri bombalamışlar. Neresi olduğunu kaçırdım. Çok insan ölmüş olabilir. Ağır yaralılar var. Ambulanslar, polisler, yerde yatanlar, kaçanlar, düşenler... Daha fazla izleyemeyeceğim bu rezaleti. Matematik onları yok saymamıza yardımcı oluyor. Otuz kişi öldü. Yüz kırk dokuz kişi yaralandı. Evet ölüleri ve yaralıları saydığımıza göre içimiz rahat bir şekilde mutlu bir habere geçebiliriz.
Gece, sessizlik değil damıtılmış ses demekti. Gündüz bütün sesler birbirine karışıp gürültüye dönerken, gece her ses kendi sadeliğiyle belirirdi. Çocukluğun şarkıları, ruhun iniltileri, baykuşun ötüşü. Gündüzün karmaşasında bunlar anlaşılmazdı. Acılar, özlemler de öyle. İnsan geceleyin kendisiyle yalnız kaldığında anlardı saf sızıyı. Erguvan ağacının yanındaki pınarın sesi karanlıkta eski ağıtları çağrıştırabilir, yıllar önce yiten sevgilinin hüznü kalbi sarabilirdi. Gündüz o yükleri taşımak kolay, insan gerçekten yalnız olduğuna geceleri inanabilirdi.