Şişedeki Cehennem, Kyusaku Yumeno’nun dört karanlık öyküsünü bir araya getiren, kısa ama yoğun bir kitap. Her öykü farklı bir korku ve psikolojik gerilim türüne dokunuyor. Esere adını veren Şişedeki Cehennem; Issız bir adada mahsur kalan iki kardeşin, denize attıkları şişedeki mektuplar üzerinden anlatılan hikâyesi. Zamanla yalnızlık, açlık ve çaresizlik onları insan sınırlarının ötesine sürüklüyor. Şeytan İncili; Bir kitapçının eline geçen lanetli bir el yazması, okuyanları etkisi altına alıyor. Metnin gizemi çözülmeye çalışıldıkça, gerçeklik ile delilik arasındaki çizgi siliniyor. Ölümden Sonra Aşk; Aşkın, ölümle bile sona ermeyen saplantılı ve karanlık bir biçimi anlatıyor. Tutku, giderek rahatsız edici bir takıntıya dönüşüyor. Esrarengiz Davul; Bir davulun etrafında şekillenen, kuşaklar boyunca süren uğursuzluk hikâyesi. Geçmişin karanlığı bugünü ele geçiriyor. Her öykü tekinsiz, karanlık ve ürpertici. Yayınevinden çıkan Japon klasikleri seçkileri arasında en karanlık eseri desem yanlış olmaz. Ki ilk gördüğümde direkt kapak görseli gözüme çarptı, tedirgin eden ürperti daha kapakta yer alan iskelet detaylarından okura işliyor. Yalnızlık, ahlakın çöküşü, delilik ve gerçeklik, saplantı ve takıntı, uğursuz ve lanetli nesneler gereği karanlık temalar üzerinde durmuş Yumeno. Beni şaşırtan detaylardan biri de Rus çarı Romanov ve ailesine denk gelmek oldu. Düşündüren, rahatsız eden, karanlık ve psikolojik çözümlemeleri olan öyküleri sevenlere tavsiyemdir.