İnsanları birden fazla kez silebiliyorum
Her şeyden ve herkesten çekildiğim zamanlara ne ani döndüm değil mi? Zaten uzun bir süre değildi ama demek ki kendimi o kadar iyileştirebilmişim. Ama yine de çok yorgun hissediyorum. Uyusam da ya da sonsuz uykuya yatsam da benimle gelecekmiş gibi iğrenç bir şey. Somut hâle getirip tekme tokat dalmak istiyorum bu yüzden. Def olup gitmesini ne kolaylaştırır ki? Sürekli kendi başımayken buna alıştım. Normali anormal buluyorum. Ve ihtiyaç halime bile bulaşmalarına tahammül edemiyorum. Can çekişirken ölecek olsam bile o an "Dokunma! Çek elini, uzaklaş! İstemiyorum yardım!" falan deyip ya el ittirirdim ya da kendimi panda gibi yuvarlardım. İnsanların her şeyinden midem bulanıyor. Sadece hayvan ve çocukları seviyorum. Onların çabası ya da teması rahatsız etmiyor ama öbür türlü gülüyor olsam bile aniden sinirli ifadeye geçip bir tane yumruk geçirme ihtimalim var. Ya da direkt kusabilirim. Midem bulanıyor kısmı gerçek. Bazen kendimi zor tutuyorum. Kediler için durduklarında ya da elimi uzattığım zaman geldiklerinde seviyorum. Canlının özel alanı. Ve izinsiz ya da rahatsız edici şekilde davranasım yok. Her zaman böyle değilim ama bazen bilmediğim şeylerden tetikleniyorum. Zorundalık gibi duran olaylarda bile öleyim ama yaklaşma! modundayım. Farklı bir ben' e geçiş oluyor. İnsan göresim ya da sesini duyasım gelmiyor. Tek başıma karanlıkta ya da doğada kalmak istiyorum. Kendi üzerimde çalışıyorum: onarım, değişim, yenilik vs. Kendime bile ağzımı açasım gelmemişti. Nesi bu kadar ağır geldi bilmiyorum. Ama kendimle konuşamıyorum: tamamen kapandı. Kendi içimde ağzımı açasım gelmiyor. Kırgınlık, acı ve öfke olduğu için. Ayrı ayrı olunca sıkıntı yok. Üçü yoğun olunca problem oluyor sanırım. Kilit atıyor. En son ne zaman böyle olmuştum? Ne zaman normale dönerim bilmiyorum. Başka bir
Hayata Dair
Virdi terketmek benlik duygusundan ileri gelir. Virde devam eden kişi ile Şeytan çok uğraşır. Ama bu kişideki gayret, Sâdâtlar tarafından himmete lâyık görülür ve böylece Şeytanın uğraşı nafile kalır. Seyda Şeyh Abdurahman-i Tahi Hz. (k.s.a)
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"şeytan kişideki amelleri ifsat etmek için önce büyük günahlar ile yaklaşmaz. Önce edepleri, sünnetleri terk ettirir tenzihen mekruhlara bulaştırır. Eğer bu hususta başarılı olursa vaciplerin terkine, tahrimen mekruhların fiiline teşvik eder."
Din
Kadının Dünyayı Algılama Şekli Erkekten Farklı / Mülâkat Annenin çocuğuna ilk hediyesi ‘duygu kabı’dır! Kıymetli okurlarımız, sizler için Psikolog Zühre Çelen Hanımefendi ile ‘Kadın Psikolojisi’ ekseninde röportaj yaptık. Çok verimli bir söyleşi oldu elhamdülilllah. Sizlerin de keyifle okuyacağını; verimli bulacağını ve pay alacağını umuyoruz. Mülâkat: Elif Yüksek “DÜNYAYI ALGILAMA ŞEKLİMİZ ERKEKLERDEN FARKLI” Hocam öncelikle kadın psikolojisi üzerinde konuşalım istiyorum. Bu psikolojiyi nasıl tanımlarsınız? Kadın psikolojisinden önce büyütme şekillerimize bakmamız; biraz o tarafı irdelememiz gerekiyor. Çünkü bizim doğuşumuzdan itibaren dünyayı algılama şeklimiz erkeklerden farklı. Kur’an-ı Kerim’de bunlar zaten o kadar net anlatılıyor ki; erkeklere verilen sorumluluklara baktığımızda, biz sanki kadınlar eksik gibi algılasak da aslında bu, her iki tarafın da kendi içindeki yoğunlukla alakalı. Çünkü biz kadınlar daha “ınga” dediğimizde (henüz bebekken) beynimizin sol yarımküresini kullanırız. Erkeklerse sağ yarımküreyi kullanıyor. Bu kadar ayrıştırmalı bir şeyde aynı olayı, aynı şekli bambaşka görebiliyoruz. Biz kadınlar çok ayrıntılı gidiyoruz, erkekler tek bir işte daha başarılı olabiliyor. Mesela biz mutfağa girdiğimizde dört-beş çeşidi bir arada çıkartabiliyoruz. Buna karşın çok büyük aşçılar erkeklerden çıkıyor ama büyük organizasyonlar yoksa erkekler, küçük işlerle ilgili sonuç odaklı gitmediği hiçbir şeyde mantık oluşturamıyorlar. Ta en başında kadınların algılaması, hayata bakış açısı, estetik yapısı, duygusal yapısı incelendiğinde bambaşka bir altyapı çıkmış oluyor. Daha çocuk yaştayken eşitlik algısı ya da farklı şeyler, çok yoğun verildiğinde ya da “Aman çocuğum! Sen okuyorsun, şunu şöyle yapma!” denildiğinde, fıtrata aykırı yetiştirildiğinde;
Tesettür neden farz? Yeni Dünya Düzeni ve Barbie Bebekler
Soru: Tesettür neden farz? Ateistler, kadın özgürlüğü sınırlandırılıyor diye propaganda yapıyorlar ve cinsel serbestliği ahlak kuralı olarak görmek istemiyorlar. Tesettürün getirisini götürüsünü açıklar mısınız? Cevap: Yeryüzüne nizam vermeye çalışan çok sayıda kuvvetler var fakat temelde bunların ayrıldığı ana iki kuvvet, insanlığın tâ ilk gününden beri insanlık Dünya’sını doğruya ve yanlışa yöneltmeye çalışmaktadır. Birisi bizzat Allah’ın istemesiyle ve yönlendirmesiyle oluşan, insanlığın bozulup kendi kendini imha etmesini engellemeye çalışan DİN kuvvetidir. Diğeri ise Allah’ın yarattığı insanlığa düşman olan, onu toplumsal ve ahlaki olarak bozmaya çalışıp huzursuz olmasını isteyen ve nihayetinde birbirlerine zarar vermelerini isteyen şeytani kuvvetlerdir ki bu işin başında da insan düşmanı İblis veya diğer adıyla Lucifer bulunmaktadır. Mutlu ve huzurlu aile yapısı Allah ve topluluğu, toplumun temel yapısını oluşturan aile kurumunun sağlam olmasını, eşlerin huzurlu olmasını ister. Rum 21: “Size, kendileriyle huzur bulmanız için kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranıza bir sevgi ve merhamet koyması da O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için ibretler vardır.” Evet Allah aile ister. Aile de mutluluk ve huzur ister, birbirine ünsiyet eden, merhamet eden eşler ister. Şeytan ise aile yapısının bozulmasını ister. Zina ister, mutsuz insanlar ister. Şeytan aldatıcıdır. Kadınları özgürlük söylemleriyle aldatarak cinsellik ve uçkur merkezli kapitalist Dünya’nın kullanışa elverişli köleleri olmalarını ister. Kadınlara özgürlük söylemleriyle kadınları ailesinden koparıp zayıf düşürmek ister. Neden özellikle kadın vücudu medyada pazarlanıyor? Kadının cinselliğinin ve açık saçıklığının diş macunu reklamlarından, araba tekerliği reklamlarına
Din
Tüylerimizi diken diken eden emir.
Tüylerimizi diken diken eden bir emir. "Kocaya itaat" Bu iki kelime yan yana geldiğinde kadınları çok fazla rahatsız ediyor. Kuran'da geçen ayetten de kaçıyorlar... "Erkekler kadınlar üzerinde kavvamdır."(yönetici ve koruyucudur) Nisa sûresi 34. âyete geçen hafta başlamıştık. Kaldığımız yerden devam ediyoruz, âyet bitene kadar inşallah. Kadın erkeğin evde reisliğini, yönetici ve koruyuculuğunu kabul ettikten sonra ne olacak? Doğal olarak evin reisine saygılı olacak. Âyet şöyle devam ediyor: “Saliha kadınlar gönülden itaat ederler.” Allah (c.c) "İyi kadınlar kocalarına itaatli ve saygılıdırlar." buyuruyor. Tüylerimizi diken diken eden bir emir. "Kocaya itaat" Bu iki kelime yan yana geldiğinde biz kadınları çok fazla rahatsız ediyor. Allah'a itaat "tamam" seve seve başım üstüne; ama kocaya itaat "olmaz." Oysa kocaya itaat Allah(c.c) ın emri olduğu için aslında Yaradan'ına itaat etmiş oluyor kadın. Sevgili peygamberimiz de pek çok Hadis-i Şerif ile kadının kocasına itaatinin önemine dikkat çekiyor. "Kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına itaat ederse, cennete girer." buyuruyor bu hâdis-i Şeriflerin birinde. Öyle kaçılmak isteniyor ki bu âyeti kerîme'nin emrinden, âyet inkar edilemiyor fakat bu âyeti destekleyen bazı Hadis-i Şerîfleri inkar noktasına gelebiliyor kadınlar. " İnsanın insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim." Mesela bu hadisi şerifi pek çok kadın "sahih değildir" diyerek kabul etmiyor. Oysa Hadis-i Şerîf sahih, kaynakları da sağlam. Riyazussalihin' de aldığım Hadis-i Şerîf kaynak olarak Tirmizî Radâ 10; Ebu Davud Nikah 40; İbni Mace Nikah 4 te yer alıyor. Buradaki secde kelimesinin tabii ki Allah'a secde etmekle alakası yok. Peygamberimiz bu Hadis-i Şerif'le ailede