Japon araştırmacı Dr. Masaru Emoto, topladığı farklı su örneklerini dondurarak fotoğraflarını çekmiştir. Temiz akarsulardan alınan örnekler çok güzel kristaller oluştururken musluk suyu kristal oluşturamamış veya bozuk kristaller oluşturmuştur.
Üzerinde "sevgi", "şükran" veya "melek" yazılı şişelerde bulunan su dantel gibi güzel kristaller oluştururken "şeytan" yazılı şişedeki su, kapkaranlık bir delik görüntüsü vermiştir. Suyun farklı müziklere ve resimlere verdiği tepkiler de fotoğraflanmış, farklı görüntüler ortaya çıkmıştır.
Televizyon, bilgisayar, cep telefonu ve mikrodalga fırından yayılan
radyo dalgalarnin suya etkisi fotograflandiginda "seytan" sozcüğü karşisinda elde edilen görüntüyle şaşırtıcı bir benzerlik olduğu farkedilmiştir. Dışarıdan gelen söz, müzik, elektromanyetik dalgalar ve görüntüler şişedeki suyu nasıl etkiliyorsa insan vücudunu oluşturan yüzde 70 oranındaki suyu da aynı şekilde etkiler.
Şişedeki şeytanın bütçesi tam olarak nedir bilinmez. Çünkü şeytana uyanlar kullandıkları içkinin vergilerini eksiksiz öderler, ancak aynı kişiler başka insanlara ödemek zorunda oldukları borçlarını bir türlü ödemezler. Şeytan kendi alacaklarını her zaman ve eksiksiz tahsil eder. Eğer bu insanların ödeyecek paraları yoksa bile ya çalarlar ya öldürürler ya da kendilerinin ve ailelerinin namusunu, şerefini satarlar. Ne yapıp ederler ama şeytanın vergisini sonunda mutlaka verirler.
Şeytan şişenin dibinde bekler. Sarhoşların her şeyini alır. Sırtındaki son gömleğe, aç çocuklarının ağzındaki son lokmaya kadar. Şişedeki şeytan kölelerinin sağlığını alır. Ailelerinin onur, vicdan, sevinç ve mutluluklarını da. Emeklerini, topraklarını, ekmeklerini alır.
Madde, arzuya; arzu da kötülüğe muhtaçtır var olmak için. Arzu ve madde, Şeytan'ın vücut bulmuş hâlidir. Bu sebeple, maddeye ve arzuya en çok bağlı olanlar güçlenirken, arzuyu ve maddeyi hor görenler zayıf bir şekilde ölürler. Neticede, vicdanı hiçe sayanlar ile altına ve şehvete tapanlar yeryüzünün en güçlüleri olur, orada hüküm sürerler.