Gülçin

Puan vermedi·184 syf.··
2021 16. kitabı
Joseph Conrad'ın kendi hayatından esinlendiği bir hikaye ile geldim bugün, Karanlığın Yüreği. Bir teknede başlıyor hikayemiz, bir grup insan bir arada, kahramanımız Marlow daha önce gitmiş olduğu ve "karanlık topraklar" olarak nitelendirdiği yerde başından geçen bir olayı anlatarak başlıyor. Kaptan olan Marlow, çocukluğundan beri bilinmeyenin peşine seyahat etmeye arzu duyan bir insandır. Mesleği gereği de bunu eldeedebilecek bir fırsat çıkar önüne. Çocukken haritada gördüğü ve hep gitmek istediği Afrika'da bir nehirde olan bir gemi, kaptanı talihsiz bir şekilde ölünce lidersiz kalmıştır ve Marlow gemiyi devralmak için kaptan olarak atanmıştır. Tabi hem gemiye ulaşması, hem de sonra yaşananlar çok kolay olmayacaktır. Kaptanımızın görevi sadece gemiyi devralmak değil, hikayenin bir diğer önemli kahramanı olan fildişi toplayıcısı Mr. Kurtz'un başına ne geldiğini de şirketi için keşfetmektir. Afrika'ya ayak bastığı andan itibaren ise bizleri Belçika'nın Kongo'daki sömürgeliğinin hikayesi karşılar. Köle gibi çalıştırılan yerliler, öldürülen insanlar, ilahlaştırılmış beyazlar, korku, vahşet... İnsanlık adına utanacağımız, en azından benim utandığım pek çok şey yani... Alında kitabın adı Afrika'nın karanığından ziyade, insan yüreğinin karanlığıdır. Sömürgecilik eleştirisi niteliğinde, okurken de insanı istemsiz olarak biraz geren bir kitaptı. Edebi anlamda aşırı tatmin olduğumu söyleyemesem de, hikayenin kendisi ilgi çekici idi.
Karanlığın YüreğiJoseph Conrad · Can Yayınları · 20115,5bin okunma
Reklam

Gülçin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·184 syf.··
2021 16. kitabı
Joseph Conrad
6.7/10 · 5,5bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2021 15. kitabı
Bir Gogol hikayesine birlikte göz atmaya var mısın? :) cevabın evet ise seni aşağıdaki satırlara alalım. Farklı yayınevlerinde Gogol'un öykü derlemelerinde de Neva Bulvarı hikayesini bulmak mümkün, ancak ben Can yayınları'ın kısa klasikler serisinden sadece bu öykünün yer aldığı kitabı okudum. Hikayeye adını veren Neva Bulvarı tasviri ile başlıyor öykümüz. Gogol'ün betimlemeleri beni her daim inanılmaz etkilemiştir, Neva Bulvarı'nı o kadar güzel anlatmış ki, sanki o anlatırken siz bulvar boyunca yürüyor ve bahsettiği mekanları ve insanları kendi gözlerinizle görüyorsunuz adeta. Bu büyüleyici betimlemenin ardından bulvarda yürüyen iki kişiye dönüyor hikayemiz, yanyana yürüyen bir teğmen ve bir ressama. İkili, bulvar boyunca ilerlerken iki güzel kadın görür ve yolları gibi hikayeleri de burada ayrılır. Ressam, hassas karakterli bir insandır. Güzelliği ile aklını başından alan kadının peşinden gider ve hayallerine çok ters düşen bir manzara ile karşılaşır. O andan sonra aklı ile ruhu arasında bir savaş başlar. Sizce aklı mı ağır basacak, yoksa ruhu mu? Bir an Suç ve Ceza'daki Raskolnikov ile karşılaşmış gibi oldum öyküyü okurken :) Teğmen olan kahramanımızı Neva Bulvarı'nda bırakmıştık en son. O da diğer kadının peşinden gider. Üniformasının ardına sığınmış, karakterinden çok rütbesi ile bir şeyler elde edebilmiş bir adamın hikayesi karşılar burada bizi. Peki bi sefer rütbesi istediğinieldeetmesine yetecek mi dersiniz? Betimlemelerin sizi alıp götürdüğü, bir oturuşta okumalık, kendi adıma olduka keyifli bir kitaptı.
Neva BulvarıNikolay Gogol · Can Yayınları · 20202,454 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2021 14. kitabı
Ah ne çok seviyorum Zweig okumayı! En sıradan olaylar, kişiler bile onun kaleminde adeta büyülü bir hale bürünüyorlar! Bu kitapta da iki Zweig öyküsü bizleri alıyor ve bir hikayenin orta yerine bırakıyor. İlk öyküde kahramanızmızla veraber Paris'e adım atıyoruz. Büyük şehir kalabalığı.. Her yerden akın akın insanlar geçiyor. Kahramanımız gününü nasıl geçireceğine henüz karar verememişken, kalabalığın içinde biri hareketleriyle diğerlerinin arasından sıyrılıyor. Buradan sonra hikaye hareketlenmeye başlıyor. Yankesicilik yaptığı anlaşılan adama karşı içinde büyük bir merak uyanan kahramanımız, gününün kalanını onun peşinde geçirir. Adeta onun ruhuna bürünür, icra ettiği "zanaat"ın inceliklerini gözlemler. Zweig öye bir anlatmış ki, insan okurken hakikaten beklenmedik bir sempati duyuyor yankesiciye karşı. İkinci öyküsü olan Prater'de İlkbahar öyküsünde ise, bu sefer bir kadın kahramanımız başrolde. Zweig'in yarattığı kadın kahramanları oldum bittim çok başarılı bulmuşumdur. Bir erkek olarak bir kadının ruh haline çok güzel bürünebildiğini düşünüyorum. Bu öyküde de aynı şekilde, kadın karakterin aklından ve ruhundan geçenleri yansıtmakta çok başarılı. Kahramanımız doğuştan olmasa da sonradan yaptığı seçimler ile refah bir hayat sürerken, bir gün gösterişsiz, sıradan bir elbise ile topluma karışır. Kendisini hiç beklemediği bir aşkın, maceranın içinde bulan genç kızın o bir gün boyunca yaşadığı maceralarda ve hissettiklerinde biz de ona eşlik ederiz. Çok keyif alarak, Zweig'ın tasvir yeteneğine yine, yeniden hayran olarak okuduğum bir kitap oldu!
Bir Zanaatla Beklenmedik KarşılaşmaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,2bin okunma