Gülçin

8/10
·94 syf.··
2019 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2019 11:51
Yetişkinler için bir masal ile bugün blogdayım! Adelbert von Chamisso'nun 1814 yılında kaleme aldığı Peter Schlemihl'in Olağanüstü Öyküsü ile birlikte hayal tadında gerçekler arasında bir yolculuğa var mısınız? O zaman sizi yazıya alalım! Peter Schlemihl, yani nam-ı diğer gölgesini şeytana satan adam! Aslında öykümüzün başında Peter kendi halinde, yolunu çizmeye çalışan sade bir insandır. Ancak çizmeye çalıştığı bu düzgün yol, bir gün hiç beklemediği bir anda karşısına çıkan bir adamın teklifi ile bambaşka yönlere sapar. Karşılaştığı bu yabancı ona öyle bir teklifte bulunur ki reddetmesi olanaksızdır, içinden sınırsız altın çıkarabilen sihirli bir talih kesesi karşılığında gölgesini satmasının ne gibi bir zararı olabilir ki değil mi? Gel gelelim işler hiç de Peter'ın umduğu gibi gitmez. Kaybettiği yalnızca gölgesi değildir, aynı zamanda toplumdaki saygınlığını da kaybetmiştir. Gölgesine bile sahip çıkamayan bir adamdan ne beklenir ki! Gel zaman git zaman Peter'ın serveti durdurulamaz bir hızla artıyor olsa da, dünyası da bir o kadar yalnızlaşmaya başlamıştır. Sadık uşağı dışında neredeyse kimse ile görüşmemektedir. Tek amacı şeytan ile tekrar karşılaşıp ondan gölgesini geri almaktır. Tabi işler sandığı kadar kolay gitmez, şeytan ile tekrar karşılaşsa da pazarlıklar umduğu gibi gitmemiştir. Peter'ın gölgesinin peşindeki amansız yaşamının öyküsünün kalanı kitapta! Kitap tam da arka kapağında yazdığı gibi "Damgalanmış ve dışlanmış bir adamın çektiği ızdırapların derin bir tasviri." thesittingpanda.com
Peter Schlemihl'in Olağanüstü ÖyküsüAdelbert Von Chamisso · Kolektif Kitap · 20161,782 okunma
Reklam
6/10
·176 syf.··
2019 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2019 14:24
Malum sosyal medya en uzakları bile bir araya getirebilme özelliği ile meşhur. Sayesinde gerçek hayatta hiç görmediğimiz insanların hayat görüşleri hakkındada fikir sahibi oluyoruz. Julia Ortay da sosyal medya sayesinde keşfettiğim ve hayata bakış açısı ile kendime oldukça yakın hissettiğim bir isim. İkinci kitabı olan Ruhun Tesellisi Öyküler, içerisinde otuz adet kısa kısa öyküler içeriyor. Julia Ortay her öyküsünde hayatımızın içinde, kanayan birer yara olan konulara parmak basıyor. Kimi zaman kadına şiddeti işlemiş öykülerinde, kimi zaman vatan hasretini. Hayat tutunabilenleri de anlatmış, umudunu yitirenleri de. Tabi bunların her birini anlatırken hayata, siyasete, dinlere ve insanlara olan bakış açısını da bize bol bol ifade etmiş. Kitap işte bu yönleri ile oldukça hoşuma gitti. Ama, diyor ve devam ediyorum. Neden bilmiyorum ancak öykülerin ele aldığı konular çok hoşuma gitmesine karşın, özüne bir türlü inemedim. Öykü okumaktan çok sanki yazarın belli başlı konularda kendi hayat görüşünü kaleme aldığı kısa makaleler okuyormuşum hissi verdi bana. Bunda da ne yalan sosyal medyanın etkisinin olduğunu düşünüyorum. Çünkü normalde yazarı hakkında söylenenlerden/yazılanlardan öte bilgimin pek olmadığı bir kitap okurken, onun kaleminden çıkar kelimelerle yazarı tanımaya çalışırım. Bu kitap ise bana tam tersi duyguları hissettirdi. Julia Ortay zaten kendisini sosyal medyada oldukça güzel ifade edebilen bir kadın, yani zaten bazı konulardaki fikirlerini onu takip eden herkes kadar ben de biliyorum. Bu yüzden okuduğum öykülerde kaleme gelen cümleler beni şaşırtmadı, biraz malûmun ilâmı niteliğinde oldu. Ancak yine de kalemine ve yüreğine sağlık diyor ve yeni kitaplarını dört gözle beklediğimi belirtmeden bitirmek istemiyorum :) thesittingpanda.com
Ruhun Tesellisi ÖykülerJulia Ortay · Flora · 201959 okunma
8/10
·104 syf.··
2019 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2019 14:13
Öncelikle bir kişisel eleştiri yapayım, bu kitap Cemil Kavukçu'nun okuduğum ilk kitabı. Sonrasında da bir teselli bırakayım şuraya, diğer kitaplarını da bu yazıyı yazmadan hemen önce sipariş verdim :) Kitabın konusundan önce içeriğinden bahsedelim biraz. İçindekiler kısmına baktığınızda sanki yedi kısa öyküden oluşuyor gibi görünse de aslında 103 sayfada hayatları ya da kaderleri birbiri ile iç içe geçmiş insanlardan bahsediyor Cemil Kavukçu bizlere. Her biri hayatın ortak bir paydasında buluşuyor bu karakterlerin, o da "yalnızlık". Kah hem ruhen hem de fiziken yapayalnız insanlar var öykülerinin içinde, kah kalabalıklar arasında ama ruhu yalnız dolaşanlar. Feridun'un etrafında şekilleniyor bu uzun öykümüz. Bir pazar günü, üstelik de yağmurlu bir pazar günü Feridun'un hayatına giriyoruz. Yalnızlık kavramını dibine kadar yaşayan bir adam Feridun. Sigarayı ve içkiyi dostu olarak atfetmiş, anne babasını kaybetmiş, onlardan geriye kalan evin bir odasına tüm dünyasını sığdırmış bir adam. Hayatında konuştuğu iki insan var, biri gittiği meyhanenin garsonu Gero, diğer de her konuşmaları babalarından kalma o eve bağlanan ablası. Feridun'un bu yalnız dünyası bir süreliğine de olsa meyhabede karşısına çıkan Alı Rıza Kaptan ile dağılır. bizler de Feridun'dan başlayıp Ali Rıza Kaptan'ın çalıştığı geminin süvarisi olan Aşkı Kaptan'a kadar uzanan geniş bir yelpazede yalnızlığın alıp sürüklediği insanların hayatlarına şöyle bir konuk oluruz. Her biri farklı sebeplerden dolayı yalnızlığı seçmişler, hepsi de bu yalnızlık ile başetmenin farklı farklı yollarını bulmuşlar. Her bir kişinin öyküsü çok dokundu bana okurken. thesittingpanda.com
Yüzünüz Kuşlar YüzünüzCemil Kavukçu · Can Yayınları · 2023250 okunma
8/10
·96 syf.··
2019 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2019 12:29
Birbirinin içine geçen öykülerden oluşuyor kitabımız, ben ise size iki tanesinden bahsedeceğim bugün. Hikayemiz, kitaba adını veren Mimoza Meyhanesi'nde açıyor kapılarını bizlere. O andan itibaren kendimizi türlü türlü sebeplerle alkolün kucağına bırakmış insanların hikayelerinin arasında buluyoruz. Ama Kavukçu dikkatimizi Ressam Rasim'in üzerine çekiyor. Rasim'in son demleri, son dostlukları, son kadehleri, onun deyimi ile son "elli gram"ları. Eşinin ise son çırpınışları... Bir babanın alkolü, çocuğuna kendi yok oluşunu izletmeye tercih etmesi... Mimoza'daki dostunun son görevleri... Mimoza'nın her akşam müdavimlerinden olan Rasim bu illetin pençesinden bir türlü kurtulamamıştır. Belki onun da Mimoza'daki herkes gibi bir sebebi vardır, ya da sadece keyfi için her akşam oradadır bilinmez. Bilinen bir şey var ki, maddi imkansızlığa rağmen meyhanede peçetelere resim çizerek de olsa o günkü nevalesini çıkaracak kadar bağımlısı olmuştur Rasim buranın. Eşi ise onu bu durumdan kurtarmak için çare aramaktadır. Köyde yapmaya başladıkları evde yaşamaya başladıklarında Rasim'i meyhaneden uzak tutabileceğini düşünse de, Rasim'in gideceği yol çoktan çizilmiştir... Mimoza Rasim'in alkol ile olan bağında sadece bir mekandır, Rasim ve onun gibiler için her yer zaten Mimoza'dır. Rasim'in hayattan silinişinin hikayesini anlatıyor Kavukçu ilk öyküde bizlere. Kitabın ikinci öyküsü olan Zamansızlık ise bizleri gerçek ile rüya aleminin arasındaki bir çizgide yolculuğa çıkarıyor. Annesi alzheimer hastası olan kahramanımız annesi ile vakit geçirdiği sırada bir anda uyuyakalır ve rüyasında tıpkı annesi gibi zaman ve mekan mefhumunu yitirir. Neyin gerçek neyin hayal olduğunun birbirine girdiği bu öyküde kaybolmak da bize düşer. Çok temiz bir dili var yazarın, okurken su gibi akıp gidiyor.
O Vakıt Son MimozaCemil Kavukçu · Can Yayınları · 2024159 okunma
10/10
·109 syf.··
2019 36. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2019 12:27
Bugün çok özel bir kitapla buradayım, Uçurtmayı Vurmasınlar. Kimilerinizin filminden belki aşina olduğu hikayeyi gelin bir de kitabından dinleyelim. Barış'ın kelimelerinden bir döneme ayna tutan bir hikaye bizlerle. 102 sayfada minik bir çocuğun berrak ruhundan 12 Eylül darbesinin ardından yaşananların başka boyutunu gösteriyor Çiçekoğlu bizlere. Mahkum olan annesi ile birlikte hapishanede yaşayan ve o küçük dünyasında en sevdiği insanlardan biri olan İnci'nin tahliye olmasının ardından ona gönderilmesi için yazdığı mektuplardan oluşan bir derleme sunuyor kitap. Barış küçücük...Dünyası küçücük... Ama kalbi de ruhu da kocaman. Kafese koymuş olsalar da o çocuk bedenini, özgürlüğüne engel olamadıkları aklı ile belki biz büyüklerin bile görmemekte ısrar ettiği şeyleri yüzümüze vuruyor kitapta. Farklı suçlardan da olsa aynı koğuşu paylaşıp kader ortaklığı yapan kadınların dünyalarında umuda dair tek şey belki de Barış. Onları içinde bulunan zor koşullardan belki de kısa bir süreliğine de olsa uzaklaştırabilen masumiyet simgesi Barış. Ama Barış'ın ruhu da İnci ablasının tahliye olması ile onulmaz bir yara alır. Ona olan hasretini, hapishanede olan biteni anlatan mektuplar ile azaltmaya çalışır. O mektuplarda biz de koca bir dünya buluruz kendimize sorgulayacağımız. Darbe sonrası ülkenin içinde bulunduğu durumdan bize bir kesit sunan bir incecik baş yapıt, muhakkak hepimizin okuması gereken bir eser! thesittingpanda.com
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
Reklam